banner374
30 Haziran 2015 Salı 13:56
Muğla Türk Eğitim Sen: İddialarımızın Kapı Gibi Arkasındayız!
 İddialarından  idari ve hukuki inceleme ve soruşturma konusuna girenler için gerekli girişimleri zaten yaptıklarını söyleyen ÖZATA,kimseyi zorda bırakmak gibi bir niyetlerinin olmadığına vurgu yaptı. Ne rekabet ettikleri sendikaların yöneticilerine ne de üyelerine ahlaksız demediklerini hatırlatan TES Muğla Başkanı niyetlerinin eğitim çalışanlarını makamla mevki ile veya bireysel menfaatler vaat ederek hatta üye olunmaması halinde zor durumda kalabileceği ima edilerek üye yapma şekline dikkat çekmek olduğunu ifade etti.
 
Milas ve Yatağandaki  iki olayla ilgili olarak da üyelerin ikna edilerek sanki kendi söylediklerinde  haklılık payı olmadığı yönünde açıklama yapmaları  konusunda ise  “daha fazla ileri gidip de o eğitim çalışanlarının huzurunu kaçırmayalım”  dedi ve iki olayın idari ve hukuki bir mahiyete büründüğü takdirde adı geçen eğitim çalışanlarının  ilçe temsilcileriyle  yaptıkları yüzyüze görüşmelerinde şahitlerin ve telefon görüşmelerinin de yasal olarak dinlenilmesini talep etmekten çekinmeyeceklerini dile getirdi.
 
 
Muğla Türk Eğitim Sen Şube Başkanı Mürsel ÖZATA basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi;
 
 
 
 
TÜRK EĞİTİM-SEN MUĞLA ŞUBE BAŞKANI VE TÜRKİYE KAMUSEN MUĞLA İL TEMSİLCİSİ MÜRSEL ÖZATA’NIN 30/06/2015 TARİHLİ BASIN AÇIKLAMASIDIR.
 
Değerli Kamu Çalışanları
Saygıdeğer Muğla Kamuoyu
Bu açıklamayı da özellikle Ramazan ayında yapmak istedim ki bu ayın manevi havası açıklamamıza tesir eder diye düşündüm.
 
Sendikaların Enerjilerini Sürekli Birbirleri İle Harcmasından Biz De Memnun Değiliz
 
Kamuoyunun malumu olduğu üzere rekabet ettiğimiz sendikalardan biri ile sürekli kamuoyu önünde karşılıklı açıklamalarda bulunmak zorunda kalıyoruz. Sendikaların asıl görevi kendi iş kollarındaki çalışanların haklarını korumak ve ortak taleplerini işveren konumunda olan bakanlık ve diğer icra makamlarına iletmek olmalı iken enerjimizi sürekli birbirimize harcamaktan bizim de çok memnun olduğumuz söylenemez.
 
İddiaların Kapı Gibi Arkasındayız
 
“Sussam gönlüm razı değil, Konuşsam kar etmez”
Öncelikle biz daha önce yaptığımız basın açıklamamızda söylediğimiz tüm olayların arkasında kapı gibi duruyoruz.  Söylediklerimizden idari ve hukuki inceleme ve soruşturma konusuna girenler için gerekli girişimlerimizi zaten yaptık.
 
İddialar idari ve hukuki bir mahiyete büründüğünde şahitlerin ve telefon görüşmelerinin de yasal olarak dinlenilmesini talep etmekten çekinmeyiz
 
Milas ve Yatağandaki iki olayla ilgili olarak da üyelerin ikna edilerek(!) sanki bizim söylediklerimizin haklılık payı olmadığı yönünde açıklama yaptıkları konusunda ise daha fazla ileri gidip de o eğitim çalışanlarının huzurunu kaçırmayalım(!). Sadece şunu söylemek isterim ki o iki olay idari ve hukuki bir mahiyete büründüğü takdirde adı geçen eğitim çalışanlarının bizim ilçe temsilcilerimizle yaptıkları yüzyüze görüşmelerinde şahitlerin ve telefon görüşmelerinin de yasal olarak dinlenilmesini talep etmekten çekinmeyiz.
 
 
Biz sendikal rekabet esnasında her türlü etik dışı teklif ve tehditlerle üye yapılmasını ahlaksızlık olarak nitelendirdik
 
Biz ne rekabet ettiğimiz sendikaların yöneticilerine ne de üyelerine ahlaksız demedik demeyiz. Genel Başkanımızın da beğendiği ilçe teşkilat yöneticilerimize attığımız mesajımızda kastettiğimiz, sendikal rekabet esnasında her türlü etik dışı teklif ve tehditlerle üye yapılmasını ahlaksızlık olarak nitelendirdik. Burada net bir olgudan bahsettik. Bunun karşısında iddialarımız sanki gerçek dışı imiş gibi bir algı oluşturma adına aleyhimize açıklama yapılınca da biz de kamuoyunu doğru bilgilendirmek adına açıklamamızda olayları ve olaylarda adı geçen şahısları isim isim açıkladık.
 
 
 
 
İsimlerini zikrettiğimiz eğitim çalışanlarının şahsını rencide etmek, onları kamuoyu önünde zor durumda kalmasını sağlamak gibi bir niyetimiz asla olmadı olamaz. Biz eğitim çalışanlarını makamla mevki ile veya bireysel menfaatler vaat ederek hatta üye olunmaması halinde zor durumda kalabileceği ima edilerek üye yapma şeklinin ahlaksızlık olarak nitelendirdik. Yani burada eğitim çalışanlarını böylesine zor durumda bırakılması olgusuna vurgu yapmak istedik.
 
Okul Müdürü Olarak Hakkımın Gasp Edilmemesiyle Haksızlıklar Karşısında Sendikacı olarak sessiz kalmamı Kimse  Beklenmesin

       Ama diğer sendika bu mücadeleyi şahıs bazına indirmekten çekinmedi ve direkt şube başkanı olarak şahsımı hedef aldı ve benim okul müdürlüğümün uzatılmasını haksızlık yapılmadığının bir ispatı gibi göstermeye çalıştı. Ben iki kere müdür olarak atandım. İkisin de de sınav puanı (96 ve 83) ile atamam yapıldı. 6528 sayılı yasa ile Türkiye’de 8.300 müdürün hakkı gasp edildi. Muğla Menteşe ilçesinde de değerlendirmeye tabii tutulan 35 okul ve kurum müdüründen 17 kişi 75 puanın altında bırakılarak hakları gasp edildi. Biri ben olmak üzere 18 kişi de 75 puanın üstünde kaldı. Benim okul müdürü olarak hakkımın gasp edilmemesi benim sendikacı olarak sessiz kalmamı mı sağlaması gerekiyordu. Ben şahsımın değil tüm eğitim çalışanlarının haklarını savunmakla mükellef bir sendikanın seçilmiş başkanıyım.

       Hak sendikacılığı yaptığımızı iddia ediyorsak her haksızlık karşısında hak mücadelesi vermek zorundayız. Bu mücadeleyi vermeyenler kaybetmeye mahkûmdur: Eğer bir yerde saldırı var da savunma yoksa; iftira var da cevap verme yoksa; hücum var da direnme yoksa; karalama var da aydınlatma yoksa; orada rakiplerin tezlerinin egemen olmasından daha doğal ne olabilir?

       Ramazan iklimine gelince; sendikal rekabetin olması son derece normaldir. Önemli olan bunu ilkeler bazında yapmak ve mücadelenin kaliteyi yükselterek tüm kamu çalışanlarının haklarının korunmasını ve hayat standartlarını yükseltilmesini sağlamak sonucunu getirmelidir.

       Biz Türk Eğitim-Sen olarak “İman etmedikçe cennete giremezseniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız.” düsturunun bilincindeyiz. Biz herkesi seviyoruz hem imanımız gereği hem insanlığımız gereği

          Hiçbir şey yapmayarak ya da hiçbir iddia/tez ileri sürmeyerek hiç bir hata yapmamayı marifet sananlar yanılmaktadır
. Halk tabiriyle “kimsenin tavuğuna kış dememek”, yerine göre yüksek sesle konuşmamak bir meziyet değil eziyettir.

       Unutmamak gerekir ki her insan yaptığından dolayı, bazı insanlar da yapmaları mümkün olanları yapmadıklarından dolayı suçludurlar.

           Kamuoyunun bilgisine sunulur!
Saygılarımızla! 30/06/2015
 
                                                                   Mürsel ÖZATA
Türk Eğitim Sen Muğla Şube Başkanı
Türkiye Kamusen Muğla İl Temsilcisi
 

www.mebpersonel.com

banner182
Son Güncelleme: 30.06.2015 13:59
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Abbas 1 yıl önce

en doğru sözünüz şu olmuş başkanım: sussam gönlüm razı değil, konuşsam kar etmez”...