banner374
03 Kasım 2013 Pazar 15:20
Öğretmenlerimize Verdiğimiz Sözü Tuttuk
 Okyanusta Yüzerken Susuz Çayda Boğulmamalıyız        

 

Eğitim-Bir-Sen Güneydoğu Anadolu Bölge Toplantısı Diyarbakır’da yapıldı. Toplantının açılışında konuşan Ahmet Gündoğdu, bu ülkenin yaşanabilir hale gelmesi için ilk önce şeytanları, darbecileri taşlamak, darbesavar olmak gerektiğini kaydetti.

 Eğitim-Bir-Sen’in sadece bir sendika olmadığını belirten Gündoğdu, “Bu yaklaşımla ücret ile ekmek araçtır, davaya hizmet etmek ise amaçtır. Davaya hizmet etmenin sorumluluğu büyüktür. Ancak büyük sorumluluğun altına girenler ölümsüz olabilirler. Onun için Türkiye'de bugün ileri demokrasiye doğru yol alınıyor. Onlarca yıldır kamuda başörtüsü yasağını uygulayanlar eliyle millete haddi bildiriliyordu. Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen'in fiili olarak bu sorunu çözmesiyle şimdi kamuda da mecliste de başörtüsü özgürdür. Demokratikleşme paketinin elbette eksiklikleri vardır. Okyanusta yüzerken susuz çayda boğulduğumuzu diyebileceğimiz boyutta erkekler için kravat serbestliği dahi getirmemek eksikliktir. Allah’ın emri olan başörtüsü neden hâkim, savcı, askeriye ve emniyet çalışanlarına serbest değil. Bu sorunların bugün yaşadığımız bayramı kursağımızda bıraktığını da ifade edeyim.  Bu kurumlarda başörtüsüyle çalışmak isteyen kardeşlerimizin de yanında olacağımızı bir kez daha ifade ediyorum” şeklinde konuştu.

‘Özgürlük için 10 milyon imza’ kampanyasına başlarken cinsiyet ayrımcılığına hayır dediklerini dile getiren Gündoğdu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kadın kadına eşitsizliği kabul etmiyoruz demiştik. Kadın erkek eğitim, çalışma ve siyaset hakkıyla eşittir diyerek yola çıkmıştık. Amacımız 10 milyon imza toplamaktı, 12 milyon 300 bin imza topladık. Bu imzalar milletin ortak mutabakat metniydi. Mecliste ana muhalefet ve yavru muhalefet başörtüsüne ses çıkartamamıştır. Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen ise bu milletin sesini çıkartmıştır. Kimsenin ses çıkartmaya mecali kalmamıştır.”

 

Haddi Bildirilenler Meclise Girdiğinde Gerçek Bayramı İlan Edeceğiz

 

“Mecliste birilerine göre korkulan olmadı, birilerine göre ise beklenen oldu” diyen Gündoğdu, “Birilerine ve bize göre normalleşme devam ediyor. Dün Merve Kavakçı'ya haddi bildirilirken söylenen söz, 'Burası devlete meydan okunacak yer değildir' olmuştu. Hâlbuki meclis milletin temsil edildiği yer ise gerektiğinde millet adına devlete meydan okumanın yeridir. Bugüne kadar başörtülüler mutfağına, lokantasına ziyaretçi olarak girebildi, ancak genel kurula ilk kez girebildiler. Zaten bir yasak yoktu. Bu, gerçekten bir bayramdır. Ancak daha gerçek bir bayramı, dün başı açık olup, bugün örtünerek meclise gitmek suretiyle bize yaşatan kardeşlerimi tebrik ediyorum. Bu inanç hürriyetidir, kendi tercihleridir. Hiç buna zarar gelsin istemiyorum. Bu durumu eleştirmek istemiyorum. Ancak bu örgüt doğduğu günden beridir, özgürlük mücadelesi verdi. Gerçek bayramı Merve Kavakçılar, başörtüsünden dolayı  atılan öğretmenler, doktorlar, hemşireler ve 28 Şubat ortamının kirli oyunlarına karşı mücadele edenler, haddi bildirilenler meclise girdiğinde gerçek bayramı ilan edeceğiz” ifadelerini kullandı.

 

Konuşmasında, 2010 yılındaki referanduma da değinen Gündoğdu, “2010 yılına kadar devletin metaforu, ‘devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü’ diye başlıyordu. Bu durum,  bürokratik devlet, vesayetçi devlet, oligarşik devlet olduğunda, Ergenekoncu, derin, JİTEM’ci devlet olduğunda hep sorun oluyordu. 10 yılda bir haddi bildirilen millet. Memur-Sen’in ‘toplu sözleşmeye de toplumsal sözleşmeye de evet’ sloganıyla desteklediği 2010 Referandumu’nda yeni metafor ortaya çıktı.  Yeni Türkiye’nin metaforu, ‘milletin devleti ve ülkesiyle bölünmez bütünlüğü’ olarak değişti.  Artık millet esastır, postal yalayıcılığı devri bitmiştir” dedi.

 

Onlar 10. Yılda Kalmışlar

 

Demokratikleşme paketinin iyi yanlarından birinin de andımızın kaldırılması olduğunu vurgulayan Ahmet Gündoğdu, şunları söyledi:  “Bazı siyasi partiler ve konfederasyonlar andımız yasaklandı diyorlar. Hayır, andımız yasaklanmadı. Andımızın zorla okutulmasına son verildi. Reşit Galip'in başlattığı andımız 70 yıldır zorla okutuluyordu. Andımızın okutulmasına son verildikten sonra bir siyasi partinin lideri okumaya çalıştı ama okuyamadı. Bir sendikanın yöneticisi de okuyamadı. Son olarak Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nin  Başkanı andımızı okumaya çalıştı ama o da okuyamadı. Şimdi 70 yıldır, bunu zorla okutuyoruz. Ancak bunlara öğretememişiz. Gelin bunu çocuklara zorla okutmayalım ama ihtiyacı olan yetişkinler okumaya devam etsin. Bu parti ve sendika yöneticileri partilerine girerken andımızı okumaya devam etsinler. Çıkarken de 10. Yıl Marşı’nı okusunlar. Yollarına devam etsinler. Çünkü onlar 10. yılda kalmışlar. Onlar demokratik Cumhuriyete talip değiller. Onlar cumhursuz Cumhuriyet özlemi içerisindeler. Onun için ezberinizi bozun. Aksi takdir çağdışı kalmaya devam edeceksiniz.”

 

,

 

Toplu Sözleşmenin Süresi 1 Yıl 7 Gündür

 

Toplu sözleşme sürecine de değinen Gündoğdu, 21 günlük yasal sürenin 7. gününde Kamu İşveren Kurulu’na toplu sözleşmeyi imzalatmayı başardıklarını kaydederek, geçmiş yıllardaki toplu görüşmelerde Kamu İşveren Kurulu’nun tekliflerini son günlerde ve son oturumda verdiğini hatırlattı. Gündoğdu, şöyle konuştu:

“Diğer iki konfederasyon, Memur-Sen’i, süreci erken bitirdiği için suçladıklarının, karaladıklarının farkında olamayacak kadar aymazlık ve kıskançlık içerisindedir. Kamu İşveren Kurulu’na, kamu görevlilerinin yıllardır artış istediği taban aylığa son on yıllık dönemde ve aynı dönemdeki en yüksek taban aylık zammı oranını ihtiva eden bir toplu sözleşme metnini imzalattık. Bu toplu sözleşmeyle taban aylığı bin 27 liradan, bin 202 liraya yükselmiş ve bugüne kadar taban aylıkta ilk defa 175 lira artış sağlanmıştır.”

 

Gündoğdu, Kamu İşveren Kurulu’nun ilk teklifteki taban aylık tutarı ile ikinci teklifteki tutar arasında yüzde 75, öğretmenlerin özel hizmet tazminatı artış oranında yüzde 87,5, 4/C’li personelin ücretlerinde ise yüzde 233’lük bir artış sağlandığına dikkat çekerek, “Kamu İşveren Kurulu’nun ilk teklifindeki rakam ve oranların kısa süre içerisinde bu kadar yükseltilmesini ‘başarısızlık ve kamu görevlilerinin satışı’ olarak görenlerin yetkili oldukları dönemde masadan eli boş kalkmalarının nedeni bu yılki toplu sözleşme ile daha net ortaya çıkıyor. Onların niyeti üzüm yemek değil, bağcıyı dövmekmiş. Haset hesabı yapmaktan, kazanç hesabını öğrenmeye fırsat bulamamışlar. Bu noktada, toplu sözleşmenin süresi 7 gün değil, 1 yıl 7 gündür. Devam eden mücadelenin ve görüşme sürecinde sabahlara kadar süren görüşmelerin ürünü olduğunu bir kez daha hatırlatmak gerekiyor” diye konuştu.

 

 “Yıllardır toplu görüşme yapıldı. Memur-Sen’in, Eğitim-Bir-Sen’den önce diğer yetkili sendikaları sayesinde masada olduğu dönemin haricinde toplu görüşmelerde kayda değer bir kazanım bulamazsınız” diyen Ahmet Gündoğdu, şöyle devam etti:

“Eğitim çalışanları ilk defa kendilerine özel kazanımlara Eğitim-Bir-Sen sayesinde ulaşmıştır. 9 yıl boyunca yetkili olup masaya oturanlar, eğitim çalışanları için sıfır kazanım ürettiler. Eğitim-Bir-Sen, biri mutabakatsızlıkla, diğeri mutabakatla sonuçlanan iki toplu sözleşmede eğitim çalışanları için 18 kazanım elde etti. Memur-Sen’in 107 kazanımını saymıyorum. Bizim kazanımlarımıza hayalleri yetişemez. Biz kazanım üretiyoruz, onlar ise laf. Çalışanların güçlü sesi ve kazanımların adresi olarak yeni kazanımlar üretmeye devam edeceğiz.”

666 sayılı KHK ile ek ödemelere yapılan artışta unutulan ve ek ödemelerine zam yapılmayan öğretmenler için, 75+75 TL olmak üzere, 2014 yılında 150 TL özel hizmet tazminatı zammı aldıklarını vurgulayan Gündoğdu, “Öğretmenler için elde ettiğimiz, Ocak 2014 ve Temmuz 2014’te yapılacak 75 TL’lik özel hizmet tazminatı artışları ile taban aylık zammı birlikte değerlendirildiğinde, bu, 2014 yılında öğretmenlerimizin maaşında toplamda 273 TL artış olması demektir. Böylece, 666 sayılı KHK mağduriyetinin başladığı günden itibaren dile getirdiğimiz ‘ek ödemeyi söke söke alacağız’ vaadimizin gereğini hakkıyla yerine getirmiş olduk” değerlendirmesinde bulundu.

 

 

Öğretmen Açığı Sorunu Çözülmelidir

 

Genel Başkan Ahmet Gündoğdu, yüzbinlerce öğretmen adayı olmasına rağmen 100 bini aşkın öğretmene ihtiyaç bulunduğunu belirterek, “Atama bekleyen öğretmen adaylarına iş vermek, dersi boş geçen her öğrencinin eğitimde fırsat eşitliğinde geri kalmaması, devleti bu vebalden kurtarmak ve eğitimde en önemli sorunlardan biri olan öğretmen açığını kapatmak için kadrolu öğretmen ataması yapılması gerekmektedir. Öğretmenin vekâletlisi, ücretlisi olmaz. Türkiye’nin en önemli iki problemi vardı. Birisi demokratikleşme diğeri eğitim. Demokratikleşmenin paket paket bayramını yaşıyoruz. Eğitimin en önemli lokomotifi öğretmendir, öğretmenin de kadrolu bir şekilde atanarak bayramını yaşamak istiyoruz” dedi.

 

Gündoğdu, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elâzığ, Hakkâri, Mardin, Muş, Siirt, Tunceli ve Şırnak’ta çok sayıda öğretmen açığı olduğunu dile getirerek, “İktidara çağrımız, sadece bu bölgede 14450 öğretmen açığı var. Bunun büyük bir kısmını sınıf öğretmeni ve din kültürü öğretmeni oluşturmaktadır. Bu sorunun bir an önce giderilmesi için hükümet gerekli adımları atmalıdır” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

banner182
Son Güncelleme: 03.11.2013 15:21
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Rumuz 3 yıl önce

ogrenim ozru magdur edildi subat kusitlamasi ile haceyttepeye kayit yaptirdim y.lusansa ama devamsizliktan kaldim ogrenim ozru istiyoryz