banner374
04 Mart 2012 Pazar 12:26
Sendikalar, Zorunlu eğitimi Sorunlu Eğitime Çeviriyor
 4+4++4 sistemi gündeme geldiğinde, bu yeni sistemde yaşanacak problemleri gündeme taşıdık. Bu, sorumlu sendikacılık anlayışımız gereği yapmamız gereken bir  açıklamaydı. Üyelerimizin kazanılmış hakları hangi sebeple gasp edilirse edilsin, bize düşen susmak değil, gerekli tepkileri oluşturmak ve sorumlulara geri adım attırmaktır.

Yeni sistemin bugün görev yapan sınıf öğretmenlerinin yaklaşık yüzde 20’sini norm kadro fazlası öğretmen durumuna düşüreceği çok açıktır. Bu matematik bir gerçektir. 5 yıllık eğitimi 4 yıla düşürdüğünüzde, sizi hangi tablonun bekleyeceğini bilmek ve buna göre tedbirler almak zorundasınız. Kendinizi sendika olarak tanımlıyorsanız, temsil ettiğiniz üyelerinizin başına gelebilecek her türlü musibeti hesap etmek zorundasınızdır. Bu musibetleri önemsemiyor, görmezden geliyorsanız birileri çıkar bu gerçeği tokat gibi yüzünüze çarpar.

Biz de Türk Eğitim Sen olarak aynen böyle yaptık. Bu konudaki ilk haberimiz,  “EBS Yİ SINIF ÖĞRETMENLERİ KONUSUNDA SORUMLU DAVRANMAYA DAVET EDİYORUZ” ne demişiz bu haberimizde,  “Sendikalar bir teklif ortaya koyarken, getirdikleri bu teklifin üyelerini nasıl etkileyeceğini hesap ederek teklif getirmelidirler. Sorumlu sendikacılık bunu gerektirir. Türk Eğitim-Sen olarak, umut ediyoruz ki, yanlıştan dönülür ve eğitim hayatımız için yeni bir vahim hata yapılmaz.”

Yukardaki haberimizde bir suçlama yok, sadece yanlıştan dönmeye davet var. Ancak, bu uyarımıza rağmen Eğitim Bir Sen Genel Sekreteri Ahmet ÖZER, bu haberimizden tam bir gün sonra TBMM Alt Komisyonunda kalın bir dosya ile gelerek 4+4+4 sisteminin faziletini anlatmak için büyük çaba sarf etmiş, Genel Başkanımız İsmail KONCUK’un,” 4+4+4 sistemini fikir babası siz misisiniz? sorusuna EVET bu sistemin fikir babası biziz.” diye cevap vermiş, Genel Başkanımız İsmail KONCUK’un, bu sistem uygulandığında, yaklaşık 50 bin sınıf öğretmeni norm kadro fazlası olacak, neden bunu dikkate almadınız? sorusuna da, köy okulları açılacak.” diye garip bir açıklama yapmıştır.

Bu olaylar üzerine, ikinci haberimizi yaparak, EBS 4+4+4 DE TBMM ISRARCI TUTUMUNU SÜRDÜRDÜ başlığı ile duyurduk. Bu haberlerimiz incelendiğinde, söz konusu sendikaya yönelik hakaret sayılacak hiçbir ifade yer almamıştır. Ancak, Eğitim Bir Sen kendisine yönelik uyarıcı yazılarımızı dikkate almamış, sınıf öğretmenlerinin norm kadro fazlası olacağının, kendi raporlarında yazmasına rağmen, sınıf öğretmenlerinin gösterdikleri yoğun tepkiyi yumuşatmak için, onları kandırmayı tercih etmiştir.

Derslik başına düşen öğrenci sayısının OECD ortalamasına düşeceğini, dolayısıyla, sınıf öğretmenlerinin norm kadro fazlası olmayacağını açıklayan Eğitim Bir Sen, sınıf öğretmenlerini oyalayarak, aldatma yolunu seçmiştir.Hangi yetki veya güçle derslik  veya öğretmen başına düşen öğrenci sayısını OECD ortalamasına düşüreceklerini açıklayamayan, bu açıklaması ile kendilerini Başbakan veya Milli Eğitim Bakanı yerine koyan Eğitim Bir Sen, içine düştüğü çıkmazda çırpınıp durmakta, bir yanlıştan dönmek yerine Türk Eğitim Sen’e yönelik hakaretle, kendilerini haklı çıkarmaya çalışmaktadır. 

Son olarak, Mahşeri Cümbüşçüler Bilsinler ki Sınıf Öğretmenlerinin Güvencesi Eğitim Bir-Sen’dir başlığı ile Türk Eğitim Sen’e, konuyla hiç ilgili olmayan cümlelerle, bin türlü iftira atmaya çalışan Eğitim Bir Sen’in, kendisine yönelik eleştirilerimize karşı bir hazımsızlık içinde olduğu görülmektedir. Halbuki, burada doğru davranış Türk Eğitim Sen’in belli bir nezaketle ortaya koyduğu uyarılara kulak vermek ve sınıf öğretmenlerini norm kadro fazlası yapacak, 4+4+4 sisteminden vazgeçilmesini savunmaktı. Ancak, görünen odur ki, Eğitim Bir Sen 4+4+4 bataklığına sınıf öğretmenleri çekmekte kararlıdır.

Eğitim Bir Sen’in nazarında, sınıf öğretmenlerinin haklarını savunmak, Mahşeri çümbüşçü olarak görünmektedir. Sınıf öğretmenlerinin güvencesinin Eğitim Bir Sen olduğunu açıklamak güzel, ama bu güvenceyi nasıl ortaya koyacaklarını da açıklamalıdırlar ki, sınıf öğretmenleri de rahat nefes alsınlar. Genel Sekreterlerinin söylediği gibi onları en yakın köye göndererek mi, onların güvencesi olacaklar? Söz söylemek kolay, ama esas olan bu sözlerin nasıl tutulacağını açıklayabilmektir. Artık, bütün eğitim çalışanları şunu bilmeli ve ona göre davranmalıdır, o da;palavracılıkla, sendikacılık arasındaki farkı fark edebilmektir.

Uğradıkları travma karşısında, ne yapacaklarını bilemeyen malum güruh, itibar adına cümleler kurabilmektedir. Türk Eğitim Sen’i itibar kaybetmekle suçlayanlar, her türlü ayak oyunlarına, ağababalarının onca karşı duruşuna rağmen, 2011 yılında 45 bin yeni üye kaydeden Türk Eğitim Sen’in başarısını anlamaya çalışmalıdırlar. Kendi üyelerinin bile, bizimkilerden bir şey olmaz, bu işi çözerse Türk Eğitim Sen çözer anlayışına neden sahip olduklarını düşünerek konuşmalı ve nefis muhasebesi yapmalıdırlar.İtibar kelimesi onların ağzında değer kaybetmektedir. İtibar, etik davranış, ilkeli duruş bunlarla birlikte gerçek anlamlarını kaybetmiş durumdadır.Kuruş değil, duruş sendikası sloganını kullananların neye veya nereye karşı durdukları herkesin malumudur.

Türk Eğitim Sen olarak şunu tekrar ilan ediyoruz;Eğitim çalışanlarına, onların hak ve hukukuna, kazanılmış haklarına kim bir halel getirirse karşısında bizi bulacaktır. Kimseye diyet borcumuz yoktur, siyaset kurumunun yanlışlarını aklamak gibi bir misyonumuz olamaz. Varlık sebebimiz, ülkemiz ve eğitim çalışanlarının geleceğidir.Bu uğurda her türlü eylem ve etkinliği meşru görürüz. Bu kapsamda 250 bin sınıf öğretmenin haklarını savunmak da, bir eğitim sendikası olarak boynumuza borçtur.Bu anlayışla, sınıf öğretmenlerinin haklarını korumak yerine, onları aldatmaya çalışanları şiddetle kınıyoruz. Tüm iyi niyetimizle tekrar uyarıyoruz, 4+4+4 bataklığına sınıf öğretmenlerini çekmeyiniz, onları aldatmayınız, yalancının mumu yatsıya kadar yanacaktır. O gün geldiğinde kimsenin yüzüne bakacak haliniz kalmayacaktır.Bırakın siyasetçi yapacağını yapsın, ama siz bir sendika sorumluluğu ile onların yanlışlarını düzeltmeye çalışın. Siz siyasetçinin yanlışlarını aklama makamı değilsiniz, sorumluluğunuz öncelikle üyelerinize karşıdır. Ancak, bunu yapmak için ayağınızdaki diyet prangasını çıkarmanız gerekir.Sizde de o yürek var mıdır? Bundan, bu ülkede, başta eğitim çalışanları olmak üzere, herkes şüphe duymaktadır.

Bu malum güruha bir defa daha hatırlatıyoruz, Türk Eğitim Sen 1997 yılından bu yana 5+3 sistemini savunmuştur. Eğitim öğretimin problemlerine siyasi veya ideolojik bir gözle yaklaşılmamasını tavsiye etmiştir. Katsayı zulmünü de her fırsatta dile getirmiş, mesleki teknik eğitime üvey evlat muamelesi yapılmamasını her vesile ile dile getirmiştir. Türk Eğitim Sen her zaman imam hatiplere haksızlık yapıldığını savunmuş, din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin zorunlu olmasını, din eğitimi dersinin ise seçmeli olarak okutulmasını istemiştir.Bunlar dışında, elinizde bir belge varsa yayınlayın, yoksa edebinizle oturun.

Bu vesile ile tüm kamuoyuna saygıyla duyurulur.

TÜRK EĞİTİM SEN GENEL MERKEZİ

www.mebpersonel.com

banner182
Son Güncelleme: 04.03.2012 12:26
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol