banner374
30 Ocak 2013 Çarşamba 14:29
Serbest Kıyafet Konusunda Serbest Davranmamalı!
 Serbest Kıyafet Konusunda Serbest Davranmamalı!

Çiçeği burnunda bakanımız Sayın Avcı Eskişehir’de basın mensuplarına “serbest kıyafetle” ilgili olarak yaptığı ilk açıklamada "O konuyu nispeten daha iyi biliyorum. Milli Eğitim bürokrasisiyle tekrar bir gözden geçireceğiz. Alınan kararları, karşı görüşleri gerekçeleriyle öğrendikten sonra, daha rahat karar verebilirim"” demiştir. Bizde bu ifadeyi bir referans olarak gördüğümüzden dolayı sağlıklı bir karar alınabilmesi adına sendikal görüşlerimizi belirtmeyi bir vazife olarak görüyoruz…

Öncelikle ülkemizde 60 bin civarı okul ve 26 milyona yakın öğrencinin eğitim gördüğü düşünüldüğünde “serbest kıyafet” konusunda alınacak kararın aileleri ile birlikte neredeyse ülke nüfusunun tamamını ilgilendirdiği görülecektir. Bu nedenledir ki alınacak kararın toplumun tüm kesimleri ile yapılacak bir istişare neticesinde uygulamaya sokulmasının ülke menfaatine olacağına inanıyoruz… Tabi konuyla ilgili değerlendirmeler yapılırken bilim insanların görüşlerine kesinlikle başvurulmalıdır. Bir öğrencinin hangi dönemde hangi duygulara sahip olduğu göz önünde bulundurulmasının bizleri sağlıklı bir sonuca ulaştıracağı kanaatini taşımaktayız.

Tek tip kıyafet uygulamasına yapılan eleştirilerin başında “öğrencilerinde tek tipleştikleri” görüşü bulunmaktadır ki günün 24 saat olduğu düşünüldüğünde gün boyu tek tip elbise giymedikleri de hesap edilmelidir. Ülkemizin her noktasında öğrencilerimiz okul sonrası istedikleri elbiseyi özgür bir şekilde giyebilmektedir ki bu da çocuklarımızın farklılık duygusunu yaşamasına engel değildir…

Gün içerisinde değişik elbiseler giyebilen öğrencilerimizin günün belli saatlerinde üniformaya giyerek “öğrenci olduklarını, bilgi talebinde bulunan kişiler olduklarını” ve giydikleri üniformanın da “eğitim gören kişi” anlamında geldiğini bilmelerinin tek tipleşmeyle hiçbir alakası yoktur…

Ayrıca okul üniformalarının hayati bazı işlevleri vardır ki bunu da belirtmeden diğer konulara geçmenin bir anlamı yoktur. Bu hayati işlevlerden belki de en önemlisi Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde ikinci aşama olarak nitelendirilen “güvenlik” aşamasıdır ki bunu kesinlikle göz ardı edemeyiz… Çünkü “okul forması çocuğun “okul çocuğu” olduğunu ve okul tarafından sahiplenildiğini, aranabileceğini gösterir ki bu da çocuğu dış tehditlerden koruyucudur. Serbest kıyafet uygulamasında kimin öğrenci olduğu kimin olmadığı çok da anlaşılamayacağından bu durum öğrencilerin güvenliği açısından önemli bir sorun olarak ortaya çıkar...

Yine okul döneminde giyilen tek tip elbise Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde üçüncü basamak olan (1-Beslenme,2-Güvenlik) “Ait Olma” ihtiyacının giderilmesinde büyük bir görev üstlenmektedir. Okul üniformasının içerisine giren bir öğrenci “nereye aitim?” sorusuna rahatlıkla cevap verebilecektir… Bu nedenle “serbest kıyafet” konusunda alınacak kararda “ait olma” ihtiyacının giderilmesi kesinlikle göz önünde bulundurulmalıdır. Nitekim eğitimin amaçların en büyüğü “kişinin kendisini gerçekleştirmesini sağlamak” olduğuna göre bu yoldaki en kritik basamaklardan birini yani “ait olmayı” göz ardı etmek acaba ne kadar doğru olacaktır?

Yapılan araştırmalar, ilk ve orta öğretim okullarında patlayan moda çılgınlığı ve marka rekabetinin, çocuklar arasında ayrımcılık, hırsızlık, şiddet ve kimlik sorunları gibi ağır sonuçlara yol açtığını ortaya çıkarmıştır. Bütün çocukların aynı gelişim ve gelir düzeyine, dünya görüşüne sahip olmadıkları hesap edildiğinde gün içerisinde akranlarıyla en fazla iletişim içerisinde bulundukları okulda “akranlarından eksik kalmak” duygusunu yaşamak istemeyecekleri hepimizin malumudur. Ve bunun zenginlikle de hiçbir ilgisi yoktur. Çok zengin bir ailenin çocuğu bile bir başka arkadaşının giydiği bir elbiseye “o anlığına” sahip olamamanın ezikliğini hisseder… Bu nedenledir ki “serbest kıyafet” ile ilgili alınacak kararda çocuklarımızın “duygusal yalnızlık, eziklik hissetmemeleri” gerektiği hesaba katılmalıdır…

Serbest kıyafetin aile içinde gerilime yol açabileceği de ayrı bir konu olarak düşünülmelidir.  Kıyafet seçimi, ailelerle çocuklar arasında yeni bir çatışma alanı oluşturur. Maddi nedenlerle ya da kendi kuralları nedeni ile çocuğun kıyafetini belirleyen aile ile diğer arkadaşlarına benzemek isteyen ya da farklı olmak isteyen çocuk ciddi çatışmalar yaşayabilir. Aile ve çocuk arasındaki tartışmaların çocuğun eğitim hayatında telafisi mümkün olmayan sorunlara yol açabileceği de düşünülerek karar verilmelidir…

Avrupa’nın birçok ülkesinde, örneğin Fransa’da serbest kıyafet uygulamasının çocuklar arasında doğurduğu gerilim dolayısıyla formaya geri dönüş tartışılıyor. Başka ülkelerde de benzer tartışmalar var. Biz ise şimdi Avrupa’nın deneyip vazgeçmeye hazırlandığı bir uygulamayı getiriyoruz ki bizce buda tartışılması gereken bir konudur…

Sonuç olarak “serbest kıyafet” konusu “öylesine bir konu imiş gibi” değerlendirilmelidir. Bireyin hayatında telafisi mümkün olmayan sonuçlar ortaya çıkartabilir. Özellikle Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde belirtilen aşamalardan Güvenlik ve Ait olma duygusunun göz ardı edilmemesi gerektiğini düşünüyoruz… Alınacak kararın ülkenin tüm kesimlerinin hassasiyetlerini de zedelemeyecek bir biçimde sonuca bağlanması da sendikamızın en büyük temennileri arasında bulunmaktadır…

Saygılarımızla

VEYSEL ÇELİKER

AES BASIN SÖZCÜSÜ

basin@aes.org.tr

 

 

 

banner182
Son Güncelleme: 30.01.2013 14:29
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol