banner374
23 Temmuz 2012 Pazartesi 21:00
Sınav Odaklı Eğitim, Eğitim Sistemini İçten İçe Çürütmeye Devam Ediyor!
2012 Lisans Yerleştirme Sınavları’nın (LYS) sonuçları açıklandı. Sınavlara toplam 1 milyon 938 bin 165 aday girerken, 189 bin 410 aday en az bir puan türünden sıfır puan almıştır. Liselilerin onda birinin “sıfır çekmiş” olması, Türkiye’de bir süredir tartışma konusu olan “eğitimin niteliği” tartışmalarının boşuna olmadığını göstermektedir.

2012-LYS’de en az başarılı olan iller sıralamasında yine bir değişiklik olmaması dikkat çekicidir. MF puan türünde Ardahan, TM puan türünde Şırnak ve TS puan türünde Gaziantep bu yıl en az başarılı iller olmuştur. MF’de Artvin, Hakkari, Şırnak, Ağrı, Şanlıurfa, Mardin, Kocaeli, Muş, Kars; TM’de Ardahan, Hakkari, Tunceli, Şanlıurfa, Gaziantep, Batman, Mardin, Van ve Diyarbakır; TS’de ise Ardahan, Hakkari, Tunceli, Şanlıurfa, Elazığ, Karaman, Iğdır ve Kahramanmaraş en az başarılı iller arasında yer almıştır. Ülke genelinde çeşitli alanlarda yaşanan eşitsizliklerin, eğitim sistemi üzerinden daha da derinleşerek sürdüğü görülmektedir. Üniversiteye giriş sınavları başta olmak üzere, Türkiye’de öğrenciliğin hemen hemen bütün aşamalarında karşımıza çıkan sınavlar, son yıllarda başlı başına bir ülke sorunu haline gelmiştir.


Türkiye’de okul çağında olan 18 milyon öğrencisi varken, bu öğrencilerin her yıl yaklaşık 2 milyonu her yıl geleceğini kazanma umudu olarak üniversiteye girmeyi ve buradan edineceği meslek ile yaşamını anlamlı kılacağını düşünmektedir. Bugün iyi bir işe girmek için vatandaşın önüne tek çıkış kapısı olarak üniversite sınavının kazanılmasının konulması, eğitim sistemini tam bir çıkmaza itmiştir. Son yıllarda üniversitelerin siyasi iktidar ve sermaye lehine yaşadığı dönüşüm, yükseköğretim sistemini sosyo-ekonomik durumu daha iyi olan öğrencilerin gidebildiği, “fırsat mekanları” haline getirmiştir.


Türkiye’de sınavların uygulanması her ne kadar sistemin aktörleri tarafından bilginin ölçülmesi ve değerlendirilmesi üzerinden tartışılıyor olsa da bu durum her sınavın aslında “en başarılı test çözenlerin” seçilmesi ve diğerlerinin elenmesi üzerinden gerçekleştiği gerçeğini kesinlikle değiştirmemektedir.


Eğitimin uzun zamana yayılan beklentileriyle, sınavların ortaya çıkardığı pratik sonuçların giderek daha fazla ayrışmaya başlaması, sınavların sistem tarafından kendisinden beklenen işlevini bile yeterince yerine getiremediğinin kanıtı durumundadır. Sınavların içeriğinden biçimine, süresinden amacına kadar hemen hiçbir özelliğinin gerçek anlamda aday başarısını ölçmede yeterli olmadığı yaşanan örneklerden yola çıkılarak görülebilmektedir.


AKP’nin “her ile bir üniversite” sloganıyla Türkiye’nin dört bir yanında ciddi altyapı eksikliklerine rağmen açılan kamu ve vakıf üniversitelerinin toplam sayısı 2012 itibariyle 166’ya ulaşmıştır. Eğitim fakültesi sayısı son 10 yılda 63’ten 97’ye, fen edebiyat fakültesi sayısı 91’den 184’e çıkmıştır. Yeni üniversitelerin açılmasıyla birlikte birkaç yıl içinde ataması yapılmayan öğretmen sayısının en az iki kat artması kaçınılmazdır.


Öğrenciler Sınavlara ve Dershane Sektörüne Mahkum Edilmektedir


Eğitim sisteminde dikkat çeken bir diğer nokta, yıllardır eğitimin kanayan yarası olan dershane sisteminin daha da büyümesidir. Dershane sistemi, bugün başlı başına bir sektör haline gelmiş ve eğitime yeterli kaynak ayrılamaması, okullarda nitelikli eğitim verilememesi, özel dershane sisteminin her geçen gün büyümesine ve neredeyse okullara alternatif kurumlar haline gelmesine neden olmuştur.


Özel Dershaneler, Öğretmen ve Öğrenci Sayıları






Kaynak: MEB Örgün Eğitim istatistiklerinden derlenmiştir.


Bugünün Türkiye’sinde sınavlar, tek başına bir yarışma ve eleme sistemi olmanın çok ötesinde anlamlar taşımaktadır. Özellikle ortaöğretime geçiş ve üniversiteye hazırlıkta giderek etkili hale gelen dershaneler için açılan hazırlık kursları giderek büyüyen ve ekonomik bir güç haline gelen yeni bir sektör ortaya çıkarmıştır. Sınavların son yılların önde gelen ekonomik kazanç kaynağı haline gelmesi, sınav sektöründen geçinenlerin sayısını her geçen gün arttırmaktadır.


Sınava Değil Öğrencilerin Bedensel, Düşünsel ve Kültürel Gelişimine Odaklanan Eğitim


Öğrencilerin bütünsel gelişimi önündeki en önemli engellerden birisi durumunda olan sınav odaklı eğitim, dershanecilik sistemini beslemekte ve eğitimin ticarileştirilmesine hizmet etmektedir. Bu sistem öğrencilerin bütünsel gelişimini engellemekte, analitik düşünmenin gelişimi yerine belirli soru formlarının pratik çözümlerinin ezberlenmesini sağlamaktadır.


Öğrencilerin gelişimini engelleyen sınav odaklı eğitim sistemi, dershanelere başvurmak dışında seçeneği kalmayan veliler için de büyük bir maliyet oluşturmaktadır. Dershanecilik sektörünü beslemekten ve eğitimin ticarileştirilmesine hizmet etmekten başka işe yaramayan sınav merkezli eğitim sistemine bir an önce son verilmesi gerekmektedir. Bunun yerine herkese ilgi ve yeteneğine göre ve herkesin ihtiyacı ölçüsünde eğitim olanağından yararlanmaları sağlanmalıdır.


banner182
Son Güncelleme: 23.07.2012 21:00
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol