banner374
12 Mart 2012 Pazartesi 18:23
Sınıf Öğretmenlerini  köye mi göndereceksiniz

Türk Eğitim-Sen, 10-11 Mart 2012 tarihleri arasında ‘Çalışma Hayatında ve Sendikal Mücadelede Kadının Rolü ve Beklentileri Çalıştayı’ düzenledi. 

 

Toplantıda İlksan Genel Başkanı Tuncer Yılmaz ve Kıbrıs Türk Memur-Sen Genel Başkanı Çelebi Ilık birer konuşma yaptı.

 

Daha sonra kürsüye gelen Genel Başkan İsmail Koncuk, milli değerlerimize sahip çıkmamız gerektiğini kaydederek şunları söyledi: “19 Mayıs’ın stadyumlarda kutlanmaması ile ilgili genelge yayımlandı. Ardından Milli Güvenlik dersi kaldırıldı. Biz bu dersle Türkiye’yi tehdit eden unsurları anlatıyorduk. Daha sonra Andımız tartışmaya açıldı. Birileri dün ‘andımız kaldırılsın’ diyemiyordu, buna yüreği yetmiyordu. Ama bugün ‘Andımız kaldırılsın’ diyebiliyor. Gençliğe Hitabe de tartışmaya açıldı. Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Gençliğe Hitabe için ‘ayet mi?’ dedi. Gençliğe Hitabe, Atatürk’ün ağzından ecdadımızın bize vasiyetidir. Bugün tüm değerlerimizin içini boşaltmaya çalışıyorlar. Bu ülkede ‘Ne mutlu Türküm diyene’ dediğimizde birilerinin tüyleri diken diken oluyor. Oysa bizim ortak adımız Türk’tür. Ne yazık ki milli bayramlarımızı da değersizleştirmek istiyorlar. Milli Bayramlarımız sayesinde bu coğrafyanın nasıl vatan yapıldığını anlatma imkânı buluyoruz. Bakın bir sendika ‘kör, ruhsuz ve dinsiz bir anayasa istiyoruz’ diyor. Buna rağmen milli duruşta olduğunu söyleyen birçok insan bu gayri ahlaki anlayışın değirmenine su taşıyor. Bu noktada eğitimcilerimize önemli görevler düşüyor. Öğretmenlerimiz, akademisyenlerimiz Türk milletinin nereye götürülmek istendiğinin farkında olmazsa milletimize bunu hiç kimse anlatamaz. Ben milletimizi tehdit eden bu unsurlara karşı herkesi mücadele etmeye davet ediyorum.”

 

Bölücü çevrelerin mahkemelerde anadilde savunma hakkı istemesini de değerlendiren Koncuk, “Bu iki dilli bir toplum oluşturma gayretidir. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey söz konusu değildir. ABD’de İngilizce, farklılıkları bütünleştirici bir dildir. Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde olmayan bir durum sözde sendikalar tarafından dayatılmak isteniyor. Bu konuda da çok dikkatli olmak gerekmektedir” diye konuştu.

 

4+4+4 sistemi ile tartışmalara da değinen Genel Başkan Koncuk, sözlerini şöyle sürdürdü: “4+4+4 sistemi ile ilgili TBMM’de alt komisyonda görüşlerimizi dile getirdik. Ben bu tasarıdan Milli Eğitim Bakanımızın haberi olmadığını düşünüyorum. Bu tasarı gündeme geldiğinde, Bakan Ömer Dinçer, ‘TBMM’de 1+4+4+4 sistem ile ilgili çalışma yapılıyor’ demişti. Ancak tasarıda okul öncesi yok. Bakan bunu bilmiyor muydu? Bir deli kuyuya taş attı, 40 akıllı çıkaramadı. Herkesin bilmesi gerekir ki eğitim meseleleri siyasi meseleler değildir, İdeolojik olarak değerlendirilmemelidir. Aklı başında birçok eğitim bilimci ‘yanlış yapıyorsunuz, bundan vazgeçin’ diyor. Ben 32 yıllık öğretmenim. İlkokul eğitiminde 5 yıl niye 4 yıla düşürüldü sorusunun cevabını bulamadım. Bizim ilkokul eğitimi üzerine Cumhuriyet tarihi boyunca engin bir bilgi birikimimiz ve tecrübemiz var. İlkokul eğitimini 5 yıldan 4 yıla düşürerek bunu çöpe atıyoruz. Mesele yeniyi getirmek değil, eskiyi geliştirmektir. İkinci kademe eğitimde 3 yıldan 4 yıla çıkıyor. Bunun da nedenini anlayamıyorum. Öte yandan biz din eğitiminin devlet eliyle yapılması gerektiğine inanıyoruz. İmam hatiplerin ortaokulları açılsın. Kuran-ı Kerim dersi seçmeli ders olsun. Türkiye’de din istismarının ana sebebi dine yapılan saldırıların yoğunluğudur. Biz çocuklarımıza doğru mebpersonel.com İslam’ın ne olduğunu anlatamadığımız sürece Türkiye’de İslam merdiven altlarında yapılır ve İslam’ın ne olduğunu bilmeyen nesiller yetişir. Bizim nesillerimize dini doğru anlatmamız lazım. Aksi takdirde din, istismar alanı olur. Dinin siyasi arenada istismar olanı olarak kullanılmasının önüne geçmek lazım.”

 

Bu sistemle sınıf öğretmenlerinin norm kadro fazlası olacağını da ifade eden Koncuk, “Sınıf öğretmenlerinin yüzde 20’si norm kadro fazlası olacak. Alt komisyonda Eğitim Bir-Sen’e ‘Bunun fikir babası siz misiniz?’ diye sordum. ‘Evet’ dediler. ‘Bu sistemi uyguladığınız zaman norm kadro fazlası öğretmenlere ne olacak?’ diye sordum. ‘Köy okulları açılacak’ dediler. ‘Öğretmenleri köye mi göndereceksiniz?' diye sordum, cevap veremediler" dedi.

 

Okullar Hayat Bulsun projesini de eleştiren Genel Başkan, “Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer Okullar Hayat Bulsun diye bir proje başlattı. Tebeşir tozu yutmamış insanlar Bakan olursa işte eğitimde böyle olur. Biz bu projeye ‘Okullar Hayat Olsun’ değil, ‘Okullar bela bulsun’ diyoruz. Çünkü bu proje okullarda ciddi güvenlik sorunlarının yaşanmasına neden olacak. Bakan Ömer Diner biraz idarecilik yapmış olsaydı böyle bir projenin uygulanmasının büyük sıkıntılara sebep olacağını düşünürdü. Ama Sayın Bakan oralardan gelmemiş” diye konuştu.

 

Kadınların sendikalaşma oranının düşük oranda olduğunu da kaydeden Koncuk, kadınlarımızın sendikalarda yer alması gerektiğini kaydetti. Çalışma hayatının ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldığına da dikkati çeken Koncuk, kamu çalışanlarının iş güvencesinin ellerinden alınmak istendiğini belirtti. Koncuk şunları söyledi: “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ‘657 sayılı kanun köhne bir kanundur. Size 2012 model kanun lazım’ diyor. İş güvencesi olmayan bir kamu çalışanı modeli ortaya çıkarılmak isteniyor. Şu anda personel rejimi çalışması yapılıyor. En büyük hedef tek tip istihdam modeli. Anayasanın 128. maddesi değiştirilerek, devlet memurluğu sıfatı tamamen ortadan kaldırılmak isteniyor. Anayasa’nın 128. maddesinde ‘Devletin asli ve sürekli işleri devlet memurları eliyle yapılır’ deniliyor. Bu madde ‘Devletin asli ve sürekli işleri esnek istihdamla çalıştırılan, part-time ile çalışan, sözleşmeli çalışanlar eliyle görülür’ şeklinde değiştirilirse, devlet memurluğu sıfatı tarih olur. Bununla ilgili dirençli bir mücadele vermek lazım. Bunu da Türkiye Kamu-Sen yapar. Cumhuriyet dönemindeki en önemli kazanımımız elimizden gittiği zaman çok şey kaybederiz.”  

 

Genel Başkanın konuşmasının ardından komisyon çalışmaları yapıldı. Komisyon çalışmalarında; ‘Sendikal örgütlenme özelinde sivil toplum kuruluşlarında kadının konumu’, ‘Çalışma hayatında fırsat eşitsizliği ve pozitif ayrımcılık; kadın çalışanların yönetim süreçlerine katılımı’, ‘İşyerinde şiddet ve mobbing’, ‘İş-aile-sosyal hayatında kadın çalışanların sorunları ve beklentileri, ‘Bürokrasinin ve siyasetin kadın çalışanların sorunlarına yaklaşımı; eksiklikler ve beklentileri, ‘Yeni Anayasada kadın sorunlarının çözümüne yönelik yapılması gereken düzenlemeler’ konuları ele alındı. Toplantının ikinci gününde de katılımcılar ile paylaşılan komisyon raporları divana sunuldu.

 

Genel Başkanın Konuşması İçin Tıklayınız

www.mebpersonel.com

banner182
Son Güncelleme: 12.03.2012 18:23
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol