banner374
09 Ağustos 2015 Pazar 14:21
Talat YAVUZ: Maksut Balmuk ve Toplamayı Öğretmeni Çarpmak İçin Yapmak

 Toplu sözleşme masasında pazarlık gücünü arttırmak için masaya taşınan rakamlar üzerinden çocukça hesaplarla algı oluşturma çabası içinde olanların cin olmadan adam çarpma çabaları çok komik. Maksut Balmuk, kaleme aldığı yazıyla, Eğitim-Bir-Sen’in ek ders üzerinden toplu sözleşme masasına götürdüğü talepleri çarpmış çırpmış, toplamış ve “EBS Ek Derslere Yüzde 400 Artış İstedi” diye uzman(!) gözüyle ahkâm kesmiş Eğitim-Bir-Sen kazanım elde ederse bu memura kar, bize zarar yazar endişesiyle midir nedir bilemiyorum Maksut Bey’i iyi niyetli bulmadım.

Toplu sözleşme masasını “toplama masası” sanan bir sendikacı, evlere şenlik bir mantıkla Eğitim-Bir-Sen’in taleplerine dayandırarak umut görünümlü kirli bir tuzağı mayalamaya çalışmış. Yetkili sendikanın ek ders taleplerini çarp(ıt)arak; “Eğitim-Bir-Sen bunları alırsa, başka kazanıma gerek yok” diye de ironi yapmış. Gerçek amacın; ek ders üzerinden beklentiyi yükseltip, alınacak tüm zamları ve kazanımları yükseltilen bu beklentinin altında tutarak; ne alınırsa alınsın nihayetinde bunu değersiz kılmaya çalışmak olduğu anlaşılıyor.

Kazanımı hebaya emeği cezaya dönüştürmek diye buna denir işte. Halk tabiriyle cin olmadan adam çarpmaya çalışmak. Hiç toplu sözleşme tecrübesi olmadığı çok belli olan, masada neyin hangi bağlamda hangi gerekçelerle ve hangi alternatiflerle konuşulduğundan habersiz, kazanım elde etme stratejisinden mahrum bir anlayışla çok bön ve berbat bir hesap yapmış. Ya da gördüğü her şeyi yığarak mevziiye yatıp yığınak üstünden ateş etme hinliği.

Ne olursa olsun birincisinde akıl işçiliğinden yoksun bir acelecilik, ikincisinde eğitim çalışanlarının beklentisini gıdıklayan zekâyla alay etme hali. Bir sendika başkanı da masadaki taleplerin kümülatif ve kalıcı faydasından daha ziyade niceliğine odaklanmış; “kim masaya kaç taleple oturdu” sorusuna cevap veren sipariş bir haberi gündeme getirmeye çalışmıştı. Gündem hastalığı nedeniyle niteliği ıskalayıp niceliğe ram olarak güncelliğini kaybetmiş 2012 yılı taleplerini de kes-kopyala-yapıştır mantığıyla 315 talebi sarıp sarmalayıp masanın bir ucuna biz de iliştik böbürlenmesi ne kadar havanda su dövmekse bu “ek ders” hesabı da o kadar romantiktir.

Öğretmenin yerçekiminden uzak, kurgulanmış bir algıya değil ayakları yere basan mücadeleye ve kazanıma ihtiyacı var. Sendikacılığın idealleriyle ülkenin gerçeklerini harmanlayabilme becerisi masadan kazanım elde etmenin en gerçekçi stratejisidir. Olmayan kaynakların, verilemeyecek beklentilerini insanların açlığına katık etme güdüsü hezeyan belirtisidir. Yetkili sendika masadan kazanım elde ederse bu memura kar, bize zarar yazar; eğitimcinin özlük hakları gelişir bizim üye sayımız büzüşür anlayışı sendikacılığı asli uzuvları yerine protez dayanaklarla yapma basitliğidir. Bu anlayış, ideolojik hastalığı, sendikal sapkınlığı, olmayan herkesin itiraz edeceği bir anlayıştır.

Türkiye gibi kamu çalışanlarına sendikal örgütlenme hakkını çok geç vermiş, kamuda örgütlenmeyi kendi merkeziyetçi yapısı için hep gereksiz ve tehlikeli bulmuş, personel rejimi düzensiz yürümüş, memur bordroları bir sürü komik ödeme rakamlarıyla bezeli, kadük ödeme kalemleriyle dolu, darbenin bol, siyasetin debisinin düşük, popülist yaklaşımların şişkinlik yarattığı ülkelerde zam istenecek onlarca kalem, çözülmesi gereken yüzlerce sorun vardır. Aklı başında her insan tüm taleplerin tek kalemde büsbütün çıkmayacağını bilir.

“Ne etseler eksik, çırpınsalar da beğenmezük” anlayışıyla arızi hesaplara gerdan kırmak; ya samimiyetsizliktir ya da toplu sözleşmeden bihaber uzman yıldıran hesapsızlıktır. Konuyu “Muk!” diye sobeleyip meramın “Maksud”unu “Bal” gibi hasıl ederken, son söz yerine; naif hesap yapanlar, kendinden olmayana hakareti reva görenler, kaba dilli, çıtkırıldım aklı evveller; demokratik tercihlerini tahkir ettiğiniz öğretmenler gaza değil kazanıma geliyor, bu yüzden gaz verip caz yapan sendikalar sorunu kaşımakla meşgulken; gerçekçi ve samimi olan, sorunları çözüme taşıyan büyümeye devam ediyor. Toplu sözleşme dediğiniz; teklif-strateji ve sonuç alma odaklı bir süreçtir.

Teklifleriniz alternatifli ve bazen iç içe geçen taleplerden oluşabilir. Birini alırsanız diğerinden vazgeçebilirsiniz. Talepleri alt alta toplayarak, bir birinin muadili olabilecekleri üst üste yığarak “bak işte” demek, “şu halime bakar mısınız ne kadar da komiğim” demektir.

banner182
Son Güncelleme: 09.08.2015 14:24
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
erhan şahin 1 yıl önce

maksur beyin o hesabıyla özellikle meslek okullarında müdür yardımcısı bulabilirlerse ellerinden öperim hepsinin. 15 saat maaş karşılığı 10 saat açık lise dersi alan bir teknik öğretmen haftada sınıf öğretmenliği ve klüplerle birlikte 40 saat civarı ekders alırken 12 saat derse girip artı bakanlığın angaryalarını yerine getirerek kim haftada 26 saate idarecilik yapar? ha birde nöbet var 6 saat 46 saat ekders yerine 26 saat. bulabilirler mi acaba enayi