banner374
26 Nisan 2014 Cumartesi 12:38
TES’İN BULUNDUĞU YERDE KUTULARDAN PARALAR ÇIKMAZ

 İlksan 7. Dönem 2. Olağan Temsilciler Kurul Toplantısı, 25-26 Nisan 2014 tarihinde Alanya’da İlksana ait Ananas Otelde yapılıyor. Toplantıya İlksan Başkanı Tuncer Yılmaz, İlksan Yönetim Kurulu, İlksan Denetleme Kurulu, İlksan delegeleri, MEB Müsteşar Yardımcısı Yusuf Büyük, Türk Eğitim-Sen Genel Sekreteri Musa Akkaş ve Genel Eğitim ve Sosyal İşler Sekreteri Cengiz Kocakaplan katıldı.

Toplantının açılış konuşmasını İlksan Başkanı Tuncer Yılmaz yaptı.  İlksan Genel Kurulunda bir konuşma yapan Genel Sekreter Musa Akkaş, İlksan yönetimine haksızlık yapılmamasını istedi. “Kafa karışıklığı oluşturuyorsunuz” diyen Akkaş, “İlksan’ın gelişmesine, büyümesine dair her şeyi konuşalım. Çünkü İlksan hepimizin. Elbette İlksan üyeleri tüm imkanlarından en iyi şekilde yararlanmalı ama İlksan’ı 1996 yılı öncesi ve sonrasındaki gelişmelere bakarak değerlendirmeliyiz” diye konuştu.

İlksan’ı 1996 yılından beri Türk Eğitim-Sen’li delegelerin seçtiği kişilerin yönettiğini kaydeden Akkaş, yolsuzluk iddiaları ile ilgili sert konuştu: Akkaş şunları söyledi: “Türk Eğitim-Sen’in bulunduğu yerde kutulardan para çıkmaz. 1996 yılında İlksan, eksi 3 milyon TL ile teslim alınırken, İlksan’ın bugün kasasında 700 milyon TL para bulunmaktadır.

İftira ve yalan çok kötü bir şeydir. Kuran-ı Kerim’de mealen buyuruyor ki; yalan söyleyenler, iftira edenler, ancak Allah’ın ayetlerine inanmayanlardır. İşte onlar yalancıların ta kendileridir. (Nahl 105).   

Hatırlarsanız İlksan’daki seçim sürecinde Eğitim-Bir-Sen bir afiş bastırmıştı. Bu afişte bir İlksan üyesi sandığa para atıyor. Sandıktaki para bir rantiyecinin cebine hortumlanıyor. Daha önceden İlksan toplantısında şunları söylemiştim: ‘Bu afişi basıp, okul ve kurumlara gönderenleri müfteri ilan ediyorum, bu resmi ispata davet ediyorum. Haykırarak şunu söylüyorum: İlksan’da hırsızlık yapıldığını bilen varsa, kendisini bu hırsızlığı belgeleriyle birlikte ortaya koymaya davet ediyorum. İlksan’da hırsızlık yapıldığını bilip de söylemeyen ya da bildiği bir usulsüzlüğü, yolsuzluğu, hırsızlığı yargıya havale etmeyen şahıs ve sendika varsa açıkça söylüyorum ŞEREFSİZDİR. Türkiye bir hukuk devletidir. İlksan soyuluyor, birilerine peşkeş çekiliyorsa, İlksan’da hırsızlık yapılıyorsa savcılarımız var.’ demiştim. İlksan yönetiminde Türk Eğitim-Sen delegelerinin seçtiği Yönetim ve Denetleme Kurulu üyelerinin dışında, Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri de bulunmaktadır. Yönetim Kurulunda 3 İlksan delegesi, 4 Bakanlık yetkilisi; Denetleme Kurulu’nda 1 İlksan delegesi, 2 Bakanlık yetkilisi vardır. İlksan’da hırsızlık yapılıyorsa, hırsızlığı yapanların başında MEB geliyor demektir. Bu insanları nasıl suçlarsınız? Yazık, günah değil mi? Ben, İlksan’da 1996 yılından bu yana görev yapan, İlksan’a katkısı olan yöneticileri, delegeleri ve MEB temsilcilerini tebrik ediyorum.”

Başbakan’ın sözde Ermeni soykırımı ile ilgili yayınladığı taziye mesajını da kınayan Akkaş, “Bu mesaj, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin yüz karasıdır. Türkiye Cumhuriyeti’ni onlarca Cumhurbaşkanı, Başbakan yönetti. Onlar böyle bir açıklama yapmadı da, bu açıklama niye bu dönemde yapıldı? Bunu herkesin düşünmesini isterim. Türk milleti bu açıklamayla küçük düşürülmüştür” dedi.

Türk milletinin asil bir millet olduğunu, tarihin hiçbir döneminde Türklerin soykırım yapmadığını vurgulayan Akkaş, “Tarihimizle herkes övünmelidir. Büyük bir tarihe sahibiz. Tarihimiz, şan ve şerefle doludur; alnımızda kara bir leke yoktur. Dolayısıyla bu taziye mesajı milletimizi ve soydaşlarımızı incitmiştir; aziz şehitlerimizin kemiklerini sızlatmıştır; Ermeni tezini güçlendirmiş ve diasporayı memnun etmiştir. Başbakan’a sormak lazım: Ermeni terör örgütü Asala tarafından daha yakın tarihlerde katledilen 41 diplomatımız için, Erzurum’da, Van’da, Adana’da, bu ülkenin her köşesinde öldürülen insanlarımız için kim taziyede bulunacak? Bunun cevabını Başbakan’dan bekliyoruz. Yakın tarihte Karabağ’da yaşanan olaylar unutulmuşa benziyor. Biz Türk Eğitim-Sen olarak böyle bir açıklamayı kabul etmiyoruz ve şiddetle kınıyoruz” diye konuştu.

Eğitimin ideolojilere kurban edildiğinin altını çizen Akkaş, MEB Yasası’na da değindi. Bu ülkede yasaların, yönetmeliklerin gece operasyonuyla, hiç kimsenin görüşüne itibar edilmeden hazırlandığını ve milletin önüne getirildiğini ifade eden Akkaş, “Bunun sıkıntılarını hepimiz çekiyoruz. Gelin, olumlu icraatları destekleyelim ama yanlış yapılanları da kabul etmeyelim” dedi.

Sendikanın amacının nerede haksızlık hukuksuzluk varsa, ona tepki göstermek olduğunu belirten Akkaş sözlerini şöyle sürdürdü: “Sendikanın görevi; okul yöneticisi, il ya da ilçe milli eğitim müdürü ataması yapmak değildir. İstanbul’da geçtiğimiz hafta 21 tane ilçe milli eğitim müdürü atandı. Hepsi de Eğitim-Bir-Sen’lidir. Peki başka sendika üyeleri ya da sendika üyesi olmayanların suçu ne? Böyle bir şey olabilir mi? Okul müdür ve müdür yardımcılığı için mülakat yapıldı. Mülakat komisyonu üyelerinin hepsi Eğitim-Bir-Sen’li. Dolayısıyla ataması yapılan okul müdürleri ve müdür yardımcıları da Eğitim-Bir-Sen’li. Bu yasa bir tasfiye ve terbiye hareketidir. Kimi terbiye? Öğretmenleri.

Bildiğiniz üzere stajyer öğretmenlik uygulaması da değiştirildi. Stajyer öğretmenlere performans değerlendirmesi geliyor. Performans neye göre belirlenecek, belli değil. 1 yıl sonunda performans değerlendirmesinden başarılı olanlar yazılı ve sözlü sınava alınacak. Başarısız olurlarsa yine aynı uygulamalardan geçecek. Yine başarısız olurlarsa memuriyetlerine son verilecek.

Türkiye’de 62 bin okul var. Bu okullardaki tüm yöneticilerin görevlerine son veriliyor. Bunların yeniden atanmasıyla ilgili kirli pazarlıklar yapılıyor. Bu pazarlıkları bozacağız. Atamaların bir kritere bağlanması, bu yönde yönetmelik hazırlanması için görüşmelerimizi sürdürüyoruz.

Gelin, haksızlığa karşı hep birlikte mücadele edelim. Yarın başka bir iktidar geldiğinde ne olacak? Bu yasa, kamplaşmayı ve bölünmeyi de beraberinde getiriyor. Bu yasa ile kul hakkı çiğneniyor. Unutulmamalıdır ki; haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.”

Akkaş, 4+4+4 eğitim sistemine de değinerek şunları söyledi: “18. Milli Eğitim Şura’sının son gününde Eğitim-Bir-Sen’liler almış oldukları talimatı yerine getirmiş olacak ki, zorunlu eğitimin 4+4+4 şeklinde düzenlenmesi teklifinde bulunmuştu. Samimi olalım. Bu teklif, Eğitim-Bir-Sen’in mi yoksa Hükümetin mi teklifiydi? Hükümet, kendisini destekleyen bir sendika aracılığıyla bu teklifi getirdi. 4+4+4 eğitim sistemi bir dayatmadır. 28 Şubat sürecinde 8 yıllık eğitim sistemi, Türk milletine nasıl dayatıldıysa, bu sistem de aynı şekilde dayatılmıştır. Bu sistem, 28 şubat sürecinin farklı versiyonudur. Bakınız, sistem değişikliği öngördüğünüzde bunun alt yapısını, insan planlamasını iyi yapmanız gerekir. Ancak 4+4+4 sisteminde bu yapılmamıştır.

28 Şubat’ta kesintisiz 8 yıllık eğitim sisteminin getirilerek, İmam Hatip Liselerinin orta kısımları kapatıldı, meslek liselerine katsayı uygulaması getirildi ve bu da meslek liselerinin kapısına kilit vurulmasına neden oldu. Bunun bedelini bu ülkenin çocukları ödedi.  İşte 4+4+4 sisteminde de aynısı oldu.

Bu sistem önümüze geldiğinde, Türk Eğitim-Sen olarak İmam Hatip Okullarının orta kısımlarının açılmasını, Peygamber Efendimizin Hayatının ve Kuran-ı Kerim’in seçmeli ders olmasını desteklediğimizi söylemiştik ama ilkokulların 4 yıla indirilmesine karşı çıkmıştık. 50 bin sınıf öğretmeninin norm kadro fazlası olacağını ifade etmiştik. Sonuç itibariyle 50 binin üzerinde sınıf ve branş öğretmeni norm kadro fazlası oldu. Daha sonra MEB ne yaptı? Bu sayıyı eritmek için 20 yıllık sınıf öğretmenlerini matematik, fizik, Türkçe öğretmeni yaptı. Hatta bu uygulamadan sonra birçok öğretmen alan değiştirip mutsuz oldu, eski alanına dönmek istedi. Bir yılın sonunda da isteyenlere tekrar dönüş hakkı tanındı. Yazık değil mi?”

 

 

 

 

            
 

 

 


 


 





banner182
Son Güncelleme: 26.04.2014 12:38
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol