banner374
30 Nisan 2014 Çarşamba 22:25
TOMA SULARI VE BİBER GAZLARI SORUNLARIN ÜZERİNİ ÖRTMEMELİ

 KONCUK: 1 MAYIS’I ELLERİMİZDE TÜRK BAYRAKLARIYLA KUTLAYACAĞIZ

1 Mayıs’la ilgili yaşanan tartışmaları değerlendiren Genel Başkanımız İsmail Koncuk, “1 Mayıs bölücü örgütün taleplerinin dillendirileceği değil, çalışma hayatının sorunlarının gündeme taşınacağı bir gün olarak kutlanmalıdır” dedi. Koncuk, “Yıllardır işçi sendikaları ile Memur sendikaları olarak bir araya geldik. 2011-2012 ve 2013 yılında oturduk 1 Mayıs’ı beraberce kutlayalım dedik. Ancak Kesk ve Disk ideolojik şartlanmışlıkların dışına çıkamadılar.

Geçen yıl ortak bir deklarasyon yayınlama gayretindeydik ama bu iki sendika kürt sorunu ifadesi deklarasyonda yer alsın dedi. 1 Mayıs çalışma hayatı ve demokrasi ile ilgili sorunların gündeme gelme yeridir. 1 Mayıs terör örgütü taleplerinin gündeme gelme yeri değildir.

Türkiye Kamu-Sen olarak bölücü ifadelerin yer alacağı deklarasyona biz elbette imza atamazdık ve geçen yıl sendikalar arasında bir birliktelik olmadı. Ancak bu yıl baktık ki Kesk ve Disk Taksim’deyiz diyor ve diğer sendikaları davet bile etmediler. Türk-İş’ten davet gelince bizde Türkiye Kamu-Sen olarak Kadıköy’de beraber olalım diye bir karara vardık.

1 Mayıs’ta Türkiye Kamu-Sen mensupları ellerinde Türk bayrakları ile o alana girecektir. Ankara’da ise Türk-İş Tandoğan’da  kutlama kararı aldı bizde yine Ankara’da Tandoğan meydanında olacağız. Tabii buradan şunu ifade etmek isterim, bazıları kutlamalarda Türk bayrağı olmasın ifadesini kullanıyorlar. Siz kimsiniz ki böyle bir talepte bulunabiliyorsunuz? Türk bayrağı taşınmasından nasıl rahatsız olursunuz? Sizi kimin sendikasısınız? Biz Türkiye Kamu-Sen olarak Türk milletinin her ferdini temsil ediyoruz. Etnik köken ayrımı yapmıyoruz. Ancak bu coğrafyadaki herkes de bağımsızlık sembolümüz olan Türk bayrağına saygı duymalıdır.

Dünyaya bakış açımız farklı olabilir ama gelin 1 Mayıslarda ortak bir dil oluşturalım dedik, ancak bu mümkün olmadı. Türkiye’de çalışma hayatının tüm unsurlarını tehdit eden gelişmeler var, sendikaların görevi de bunları dile getirmektir.

Taşeronlaşma aldı başını gidiyor. 11 yıl önce  15 bin olan taşeron sayısı bugün toplamda 2 buçuk milyonu buluyor. Sendikalar bundan rahatsız değiller mi? Farklı ideolojik saplantılar peşinde koşacaksak çalışma hayatının sıkıntılarını nasıl gündeme getireceğiz? Şimdi bazıları çıkıyor, “ 1 Mayıs bizimdir diyor,  sanki diğerlerinin hakkı yokmuş gibi. Bugün tamamen bölücü söylemlerin gündeme geldiği ve getirildiği bir gün haline döndü. Kimse kusura bakmasın biz bu ülkeye ihanet etmeyiz bu ihanetin içinde de olmayız.

Bir kavga vermek gerekiyorsa meydan kavgasına gerek yok. Adil olmayan bir gelir dağılımı var gelin bunun kavgasını yapalım, iş güvencesi tehdit ediliyor bunun için kavga yapalım, taşeronlaşmanın kavgasını yapalım, gelin Türkiye antidemokratik yöntemlerle yönetiliyor, yargı için,  hukuk için kavga yapalım, kavga yaptığımız şey değecek kavgaya değer şeyler olsun.

Siz 2010 yılında Taksim’de kutlamalara izin vermediniz mi? Geçen yıl inşaat var dediniz izin vermediniz. Peki bu yıl ne oldu? Bizim açımızdan illa Taksim diye bir şey yok ama birileri Taksim inadındalar. Şimdi ne olacak, karşılıklı inatlaşma nereye varacak? Birileri gerginlik politikalarından nemalanmak istiyor. Burada taraflar gerginlik yaratarak kendi taraftarlarını emziriyorlar. Taksim’i kimse yemez, bırakın orada kutlamak isteyenler kutlasınlar. Hükümeti de suçsuz günahsız görmek mümkün değildir. Belki de iktidar tarafından bu noktaya getirilmek isteniyoruz. Bu kavgalar aslında hükümetin başarısızlıklarının da görülmesini engelliyor. Bir ülkede iktidar işsizlik problemini çözemiyorsa burada başarıdan bahsedemeyiz. Adil gelir dağlımı halledilemediyse bunun ötesi yoktur. Her vatandaşımızın evinde bir ya da birkaç çocuğu işsiz.  İşte bu kavga içinde bunları konuşup tartışamıyoruz. TOMA suları ve biber gazı dumanları bu problemlerin  üzerini kapatıyor.

Kişi başı milli gelir 10 bin 750 dolar diyorlar, vatandaşa sormak lazım cebinizde kaç dolar var. 4 kişilik bir ailenin yıllık geliri 43 bin dolar olmalı. Hani nerede bu para? Kimin evine TL. olarak 90 bin lira giriyor. İşte bu kavga ortamında bunu soramıyoruz. Türkiye normalleşmeli ve sakinleşmelidir.

Demokrasi bizim gibi düşünmeyen insanlara da saygı gösterme rejimidir. Demokrasi bu coğrafyada yaşayan herkesi kıymetli görme anlayışıdır. İnanç temelimizde de demokrasiyle ters düşmeyen bir yapı mevcuttur. “İmanı olmayan cennete gidemez” diyor Hz. peygamber efendimiz ama arkasından “sevmeyenin imanı olmaz” diyor, yani sevebilmek imanın bile önemli şartlarından biridir.

Sadece yandaşlarımızı değil herkesi seveceğiz. Bu sevgisizlik nedir bunları tartışalım. Şu kadar oyunumuz var derseniz bu kadar da oyunuz yok denir. İşte Sivil Toplum Örgütleri bunları konuşmalı ve insanlara bunları anlatmalıdır. Bu ülkede  yaşama zeminini kaybedersek bunun kimseye faydası olmaz. Bu ülkede huzur olmazsa cebinizde paranızda olsa mutlu olmazsınız.  Allah herkese feraset versin.” dedi.

 

KONCUK: TÜRKİYE’NİN KAMPLARA AYRIŞMASI ENGELLENMELİDİR

Yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimlerini de değerlendiren Genel Başkan, “Seçilecek Cumhurbaşkanı tüm Türkiye’yi kucaklamalıdır” dedi. Koncuk, “Kim Cumhurbaşkanı olursa olsun bizi ilgilendiren şey Türkiye’nin kamplara ayrışmasının önüne geçmektir. Millet “tasada ve kıvançta bir olan halk topluluğu” demektir. Biz şu anda sevinçte ve üzüntüde dahi bir olamaz duruma geldik. Seçimler bile bölüyor bizi. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bu ayrışmanın yaşanmaması için herkes üzerine düşeni yapmalı.

Cumhurbaşkanlığı konusunda sanki bir karar  var millet iradesine ipotek konulmuş gibi bir hava var Türkiye’de. Bakınız, bu milletin ne yapacağı belli olmaz, kimse kendince fazla havalara girmemelidir. Şartları taşıyan herkes aday olabilir ama yüzde 51 oyu alan insan yüzde yüzü kucaklamalıdır. Cumhurbaşkanının temel özelliği bu olmalıdır. Kinleriyle, duygularıyla hareket eden bir kişi Cumhurbaşkanı olmamalıdır.

Bu ülkenin huzura ihtiyacı vardır, bunu görmeli ve iyi anlamalıyız. Herkes şunu düşünmeli, bu gerginlikle biz nereye gideriz? Bu sorgulamayı herkes yapmalı ve ona göre hareket etmelidirler. İdeolojiniz görüşünüz ne olursa olsun, öyle bir Cumhurbaşkanı seçelim ki herkesi seven, kucaklayan biri olsun, gerginlikten nemalanan bir insan olmasın. Bu çatı çökerse hepimiz altında kalırız.” dedi.

 

 

KONCUK: YARGI CEPHESİNDEN ÖZLENEN BİR SES NİHAYET GELMİŞTİR

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın sözleri de Genel Başkan İsmail Koncuk’un gündemindeydi. Koncuk, “Her insanın bir direnç noktası vardır. Ben Anayasa Mahkemesi Başkanının  konuşmalarını geç kalmış ama doğru bir konuşma olarak buluyorum. Yargının tepe noktasında olan bu insanın sözlerini dikkatli bir şekilde incelediğimizde siyasetin ötesinde birilerinin, hukuk devleti ilkesine verdiği zararları ortaya koyma anlayışı olarak görüyorum.

Bu konuşmanın neresi yanlış, Adalet Bakanı çıkıp, “bu konuşmada Hukukla ilgili şu kısım yanlıştır” diyebilir mi? Bu ülkede savcılar çete mensubu ilan edilmedi mi? 17 Aralık operasyonunu yapan tüm savcılar kötü olmadı mı? Ortaya iddianame koyan savcılar çeteci ilan edilmedi mi? Şimdi bir Savcı cesaretle bu olayların üzerine gitse çete mensubu ilan edilmeyecek mi? Yargı ile ilgili kaygılar yaşayan Anayasa Mahkemesi Başkanı bu kaygılarını hakaret olmadan muhataplarının yüzüne söylemiştir. Yargıdan gelen bu ses özlenen  bir sesti, açıklamalar çok yerinde açıklamalardır. Ben bu konuşmadan dolayı kendisini kutluyorum.” dedi.

KONCUK: SARSILAN KARİZMANIZI ERMENİLERDEN ÖZÜR DİLEYEREK Mİ DÜZELTECEKSİNİZ?

Sözde soykırım iddiaları ve Başbakan Erdoğan’ın taziye mesajını da değerlendiren Genel Başkan İsmail Koncuk, “O dönem öldürülen, fırınlarda yakılan 518 bin Türk için kim taziye dileyecek?” dedi. Koncuk, “Türk milletinin tarihi şan ve şerefle dolu bir tarihtir. 1915 de yaşanan tehcir olayını değerlendirenlerin o gün yaşananları bugünün mantığıyla değerlendirmeleri ecdadımıza hakarettir. O dönem Tebai sadıka dediğimiz Ermeniler Türk milletine karşı düşmanca bir tutum içine girmiştir.

Adanalı tarihçi Cezmi Yurtsever’in açıklamalarını hatırlıyorum, Kozan’da ki ecdadımız Ermeniler tarafından fırınlarda yakılmıştır. Bayburt, Kars, Van, Erzurum’da yaşananları biliyoruz tarih bunları kaydediyor. Tarihçi ve MHP Milletvekili ve Grup başkanvekili Yusuf Halaçoğlu’nun açıklamalarına göre o dönemde 518 bin Türk öldürülmüştür. Bunu görmeyeceksiniz ama Ermenilere taziye dileklerinizi ileteceksiniz. Siz ne yapmaya çalışıyorsunuz?

Sarsılan karizmanızı Ermenilerden özür dileyerek mi düzelteceksiniz? Siz bu ülkenin Başbakan’ı olarak 1915 olaylarını doğru şekilde ortaya koymazsanız Ermeni tezini güçlendirirsiniz o zaman  diasporanın eline koz verirsiniz.  ABD ve Erivan bu açıklamayı beğenmiş olabilir ama tarihiyle gurur duyan bizler bu açıklamayı beğenmiyoruz. Son derece vahim ve endişe verici bir açıklamadır. Karabağ’da katledilen Azeri kardeşlerimize kimse taziye iletmemiştir. Bizim tarihimiz yüz akımızdır. Bu ciddi bir hatadır, gaftır.” dedi.

KONCUK: TÜRKİYE KAMU-SEN ÇALIŞMA HAYATI VE SORUNLARIN YEGANE TAKİPÇİSİDİR

Türkiye Kamu-Sen’in Çalışma hayatında yaşanan tüm sorunların ayrı ayrı takipçisi olduğunu ifade eden Genel Başkan İsmail Koncuk, verilen sözlerin yerine getirilmesini beklediklerini belirtti. Koncuk, “ İş ve meslek danışmanlarına söz verildi işe alınmadı, üniversiteli işçilere kadro denildi ama kadro verilmedi, akademik zam sözü verildi ama hala ortada bir şey yok, 4/C insanlık zulmü ve ayıbıdır… Problem o kadar çok ki. Biz Türkiye Kamu-Sen olarak hep konuşuyoruz ve konuşmaya devam edeceğiz. Her konunun sonuna kadar takipçisi olacağız.” dedi.

banner182
Son Güncelleme: 30.04.2014 22:26
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol