banner406
banner396
11 Ocak 2018 Perşembe 18:44
Türk Eğitim-Sen'den ''Nöbet ve Liyakat'' Açıklaması

Toplantıda bir konuşma yapan Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir, ülkemizin iç ve dış politikada, ekonomide, huzur ve barışı tesis açısından iyi günlerden geçmediğini söyledi. “Necip Türk milleti Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurdu ve bağımsızlığını yedi düvele ilan etti. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bulunduğu coğrafi konum itibari ile her zaman dış güçlerin göz hapsinde olmuştur.  Dış güçler ülkemizde huzuru yok etmek için gayret göstermiştir. Dış güçlere hizmet eden içeriden hainler de her dönemde olmuştur” diyen Özdemir, 15 Temmuz hain darbe girişimine dikkat çekti.

Özdemir şunları kaydetti: “Bilindiği gibi Türkiye 15 Temmuz hain darbe girişimini yaşandı. 15 Temmuz süreci kendiliğinden oluşmadıGerek yanlış politikalar, gerekse dış güçlerin Türkiye Cumhuriyeti Devleti üzerindeki oyunları, içimizdeki hainleri harekete geçirdi ve gafiller kendi milletine kurşun sıktı. Milletimiz bu hainliği asla affetmez.

Bu olaylar gösteriyor ki, birlik ve beraberliğimizi yeniden inşa etmek zorundayız. Bizler gerçekten Yenikapı ruhunu canı gönülden destekledik.  Devletin her kademesinde Yenikapı ruhunun yaşamasını istedik.  Ama bugün insanlarımızın mutlu olmadığını görüyoruz. Peki neden? Çünkü hiçbirimiz yarının ne getireceğini bilmiyoruz. Bylock mağdurlarını biliyorsunuz. Fetö terör örgütüyle hiç ilgisi olmadığı halde açığa alınan, meslekten ihraç edilenleri görüyorsunuz. Her kim bu terör örgütünün içerisinde yer alıyorsa, Allah yüz bin kere belalarını versin ama işin içinde olmayan insanlar da mağdur olmasın. Yazıktır, günahtır.”

Yardımcı hizmetler sınıfında çalışanların sorunlarını dile getiren Özdemir şunları söyledi: “Türk Eğitim-Sen olarak eğitim camiasını bir bütün olarak görüyoruz.  Hizmetlisinden profesörüne kadar herkes eğitim çarkının bir dişidir. Yardımcı hizmetler sınıfında çalışan arkadaşlarımız var. Eğitim camiasında çalışanların çoğu sabah 9’da işe giderken, bu arkadaşlarımız saat 06.30’da, zifiri karanlıkta, kalorifer yakıyor, okulu temizliyor. Öğretmen ve öğrencilerin daha hijyenik bir ortamda eğitim-öğretim yapması için önemli fedakarlıklar yapıyorlar. Dersler sona erdiğinde, bu arkadaşlarımız hala görevlerini yapmaya devam ediyorlar. Dolayısıyla bu arkadaşlarımıza hak ettikleri değerin verilmesini istiyoruz.

Eğitim-Öğretime Hazırlık Ödeneğinin sadece öğretmenlere değil, tüm eğitim çalışanlarına ödenmesini talep ediyoruz. Yetkili sendikaya bakıyoruz, umurlarında değil. Biz bu talepte bulunduğumuzda, kanuni düzenleme yapılması gerektiği söyleniyor. Ben de buradan malum sendikaya sesleniyorum: Sizin ağababalarınız kanun teklifini Meclis’e getirse, bir saat içinde yasalaşır. Söze geldiği zaman ahkâm kesiyorlar, mangalda kül bırakmıyorlar. Her istediğimizi yaptırıyoruz diyorlar ama icraata baktığımız zaman hiçbir şey yok. Çankırı’da Milli Eğitim Müdür Yardımcılığına atanan kişi,  Eğitim Bir-Sen’in yönetiminde yer alıyordu. Dolayısıyla makam, mevki elde etmek için çaba göstereceklerine, yardımcı hizmetler sınıfındaki arkadaşlarımızın sorunları ile ilgilenseler daha samimi olurlar.”

Türk Eğitim-Sen’in milli ve manevi değerleri benimseyen tek sendika olduğunu belirten Özdemir, “Biz Atatürk’ün izinden gidiyoruz. O’nun ilke ve inkılaplarını kılavuz edindik. Dolayısıyla attığımız her adımda, yaptığımız her işte kul hakkını önde tutuyoruz” dedi.

“Eğer siz birilerini ötekileştirerek, diğerlerini de yanınıza çekerek iş ve işlemlerinizi bu doğrultuda yaparsanız, bunu ne hukuk ne de vicdan kabul eder” diyen Özdemir likayat vurgusu yaptı. Özdemir şunları söyledi: “Sayın Genel Başkanımız İsmail Koncuk ile Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan 24 Kasım Öğretmenler günü dolayısıyla bir araya geldi.  O toplantıda malum sendikanın genel başkanı da var. Malum sendikanın genel başkanı konuşmasında liyakatten bahsediyor. Genel Başkanımız İsmail Koncuk da “Sayın Cumhurbaşkanım Ali Yalçın liyakatten bahsediyorsa, biz liyakat konusunda ansiklopedi yazarız’ diyor.

Bakınız etrafınıza kamuda ‘senin adamın, benim adamım’ anlayışı var. Eğer yandaşsanız en iyi yerdesiniz, yandaş değilseniz yaşama hakkı dahi tanımıyorlar. Bu anlayışın hâkim olduğu bir okulda/kurumda iş barışının sağlanması mümkün mü? İnsanların mutlu olması mümkün mü? Şunu net olarak söylüyoruz: Liyakat sahibi insanların makamlara getirilmesinde hiçbir mahsur yoktur. Çünkü bizim mücadelemiz hak mücadelesidir.”

Türk Eğitim-Sen Genel Merkezi’nin atladığı hiçbir konu olmadığını söyleyen Özdemir sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz her türlü baskıya, ötekileştirmeye rağmen halen 400 binin üzerinde üyesi bulunan bir konfederasyonuz. Daha güçlü ve başarılı olmak için mutlaka bilgi alış verişi yapmalıyız. Okumalıyız, sendikamızın yayınlarını, internet sitesini takip etmeliyiz. Bültenimiz, dergilerimiz, afişlerimiz bütün şubelerimize ulaştırılıyor. Sizlerden sendikal bilgiye sahip olmanızı istirham ediyoruz. İş yeri panolarımızı güncelleyelim. Sosyal medyayı kullanırken biraz daha hassas olalım.”

Daha sonra kürsüye gelen Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri M. Yaşar Şahindoğan, Türk Eğitim-Sen olarak eğitim çalışanlarını bir bütün olarak gördüklerini, memur ve hizmetlileri öğretmenlerden, yöneticilerden ayırmadıklarını söyledi. Bir talepte bulunurken tüm eğitim çalışanları için talepte bulunduklarını kaydeden Şahindoğan, “Hizmetli ve memur arkadaşlarımızı önemsemediğimiz ya da onların sorunlarına duyarsız kaldığımız gibi eleştiriler duyuyoruz. Bu doğru değildir. Nerede bir arkadaşımızın sorunu varsa, Türk Eğitim-Sen olarak o sorunun çözümü için çabalıyoruz” dedi.

Hizmetli ve memurların görev tanımlarının net olmadığının altını çizen Şahindoğan, “Hizmetli ve memurların görevleri arasında ‘Müdürün vereceği diğer işleri de yapar’ ifadesi yer almaktadır. Böyle ucu açık bir görev tanımını kabul etmiyoruz. Hizmetli ve memurların yapacağı iş net olmalıdır. Okul müdürlerinin keyfiyetine göre vereceği işleri yapmak zorunda değillerdir” diye konuştu.

Şahindoğan, yetiştirme ve destekleme kurslarında görev yapan hizmetli ve memurların çok düşük ücret aldığına dikkat çekti. Şahindoğan şunları söyledi: “Öğretmenler bu kurslara devam etmeleri durumunda ek ders ücretinin iki katını alıyor. Hizmetli ve memurların ücretlendirmeleri ise mesai ücreti şeklinde ve çok düşük düzenleniyor. Ödenen mesai ücretleri çok düşük miktarda olup, yapılan işin, verilen emeğin karşılığı olmaktan uzaktır. Bu ücretin mutlaka insanı ölçülerde yükseltilmesi gerekir. Bu konunun da takipçisiyiz.”

Şahindoğan, yılda bir kez giyim yardımı yapıldığını, bu yardımın 2017 yılı için 200 TL civarında olduğunu söyleyerek, bu rakamın yeterli olmadığını bildirdi. Şahindoğan,  “Giyim yardımı yıllık en az net 1.000 TL olmalıdır” dedi.

M. Yaşar Şahindoğan, tüm hizmetlilerin bir defaya mahsus olarak memur kadrosuna geçirilmesini talep ettiklerini de kaydederek, “Okullarda temizlik ile ilgili işler taşeron firmaların elemanlarına yaptırılmaktadır. Yeni hizmetli alımı yapılmayınca, okullarda hizmetli personelin sayısı yetersiz kalmaktadır. Bu arkadaşlarımızın mutlaka bir defaya mahsus sınavsız olarak memurluğa geçirilmesi gerekir. Bunun için siyasi iktidarın kanun değişikliği yapması gerekiyor. Ayrıca görevde yükselme sınavları yıllardır yapılmıyor. Görevde yükselme sınavlarının yapılmasını da istiyoruz.”

Şahindoğan, her eğitim-öğretim yılı başında öğretmenlere ödenen Eğitim-Öğretime Hazırlık Ödeneğinin okullarda görev yapan tüm eğitim çalışanlarına ödenmesini istedi.  Şahindoğan, bu talebimizin toplu sözleşme tekliflerimizden ilki olduğuna da dikkat çekti.

Hizmetlilerin devlet memurları arasında ek göstergeden yararlanmayan tek grup olduğunu bildiren Şahindoğan, “Bu nedenle hizmetlilere 800 puan ek gösterge verilmesini istiyoruz. Memur ve diğer arkadaşlarımızın ek göstergelerinin de 800’er puan artırılmasını talep ediyoruz” diye konuştu.

Şahindoğan, Devlet Parasızlık ve Bursluluk Sınavlarında öğretmen çocuklarına ayrılan kontenjanın tüm eğitim çalışanlarının çocuklarına ayrılmasını istediklerini söyledi. Öğretmen çocuklarının kendilerine ayrılan bu kontenjanı yıllık gelir miktarı nedeniyle dolduramadığını kaydeden Şahindoğan, “Hizmetli ve memur çocuklarına Devlet Parasızlık ve Bursluluk Sınavı’nda kontenjan ayrılması gerekmektedir” dedi.

Tüm kamuda mülakatın kaldırılması gerektiğini belirten Şahindoğan, şunları kaydetti: “Biliyorsunuz son günlerde MEB’de tartışılan en önemli konu liyakate dayalı bir yönetici atama sistemi getirilmesidir. Son olarak Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ve Eğitim-Bir-Sen yöneticileri liyakat vurgusu yapmaya başladı. Oysa bunlardan önce zaten liyakate dayalı bir yönetici atama sitemi vardı. Yönetici atamaları yazılı sınava dayalıydı. Sınavda başarılı olanlar siyasi görüşüne, sendikasına bakılmadan okul yöneticisi olabiliyordu. Daha sonra mülakatı icat ettiler. Mülakatla yandaşlarını okul yöneticisi yaptılar. Sırf yandaş olduğu için okul yöneticisi yapılan insanların eğitimi hangi noktaya getirdiğini zaten biliyorsunuz. Cumhurbaşkanı da, Başbakan da eğitimde başarı sağlayamadıklarını zaman zaman söylüyorlar. Eğitimdeki başarısızlığın en önemli nedenlerinden birisi liyakate dayalı yönetici atama sistemi getirilmemesidir. Oysaki okul yöneticileri eğitimin lokomotifidir. Okullarda/kurumlarda iyi yönetim sergilenmezse, ne huzur, ne de başarı olur. Mutlaka liyakate dayalı yönetici atama sistemi getirilmelidir. Bunu sağlamanın en basit yolu ise mülakat gibi yöntemlerden vazgeçmektir. Sadece yazılı sınava dayalı bir sistem oluşturulmalı, insanların eğitim alanındaki kıdemine, birikimine, aldığı ödüllere göre değerlendirme yapılmalıdır. Liyakatin tek kriter olmasını istiyoruz.”

MEB’in performans değerlendirme ucubesini ortaya attığını, bu sistemin 12 pilot ilde uygulamaya konulduğunu hatırlatan Şahindoğan, “Bu sistemle öğretmenlere okul müdürleri, öğretmen arkadaşları, öğrenci ve veliler puan verecekti. Böyle bir değerlendirme sisteminin öğretmenin itibarsızlaştırılmasına, öğretmenlik mesleğinin ayağa düşürülmesine neden olacağını söyledik ve eylem kararı aldık. Hiçbir öğretmenin performans değerlendirmesine katılmayacağını açıkladık. Türk Eğitim-Sen ile birlikte diğer sendikalar da eylem kararı aldılar. Hükümet yandaşı sendika da bir eylem kararı aldı ama onların aldığı eylem kararı farklıydı. Değerlendirdikleri herkese 100 puan vereceklerini ifade ettiler. Türk Eğitim-Sen performans değerlendirme sisteminin meşru bir sistem olmadığını savunurken, bununla ilgili eylem kararı alırken, yandaş sendika güya eylem kararı alıyor ama uygulamayı meşrulaştırıcı bir yöntem içine girerek, herkese 100 puan vereceklerini açıklıyor. Bu eylemi etkisiz hale getirmekten başka bir şey değildir. Neticede tüm eğitimcilerin gayretleri ile bu uygulama yürürlükten kaldırıldı. İnşallah performans değerlendirme sistemi, pilot uygulama aşamasında ölmüş bir sistem olarak tarihteki yerini alacaktır. Türk Eğitim-Sen olarak öğretmeni okul müdürünün, öğrencinin, velinin önüne atan bir sistemi asla kabul etmiyoruz” diye konuştu.

Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri M. Yaşar Şahindoğan, daha önceden okullarda tutulan nöbetlerin ücret olarak hiçbir karşılığı olmadığını, sendikamızın da yaptığı nöbet tutmama eylemlerinin ardından nöbetin ücretli hale getirildiğini söyledi. Ancak Bakanlığın öğretmenlere haftada birden çok nöbet yazdığını, özellikle öğretmen sayısının az olduğu okullarda öğretmenlere haftada 2-3 nöbet görevi verildiğini kaydetti. Öğretmenlerin haftada 2-3 kez nöbet tutmasına rağmen, Bakanlığın sadece 1 nöbete ücret ödendiğini belirten Şahindoğan, “Bu durum Anayasaya aykırıdır. Hiçbir iş bedelsiz olarak yaptırılamaz. Türk Eğitim-Sen olarak tutulan her nöbete ücret ödenmesini talep ediyoruz. Konuyla ilgili hukuki mücadele de başlattık” dedi.  

Rehberlik Hizmetleri Yönetmeliği’nde yapılan değişikliklere dikkat çeken Şahindoğan, “Bu yönetmeliğin hem adı hem de birçok maddesi değiştirildi. Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Hizmetlerinden, ‘Psikolojik Danışmanlık’ unvanı çıkarıldı. Yönetmelik değişikliğinden önce rehber öğretmenler nöbet tutmazken, onlara belleticilik görevi verilmezken; yeni yönetmelikte nöbet tutmaları, sınavlarda görev almaları, onlara belleticilik görevi verilmesi hüküm altına alındı.

Rehber öğretmenlerin farklı özellikleri vardır. Rehber öğretmenler, öğrencilerin okulda, evde ya da günlük hayatta yaşadığı sorunları paylaşabildiği insanlardır. Öğrenciler en mahrem konuları rehber öğretmenlerle konuşabilir. Rehber öğretmenler bu görüşmelerini öğle arasında ya da teneffüs saatlerinde yapar. Rehber öğretmenlere teneffüslerde nöbet tutturursanız- nitekim nöbet, disiplin içeren bir uygulamadır- öğrenciler rehber öğretmenlerle sorunlarını rahatlıkla konuşabilir mi? Elbette hayır. İşte Türk Eğitim-Sen olarak rehber öğretmenlerin nöbet tutmasına karşı çıkmamızın sebebi budur. Rehber öğretmenleri psikolog ya da doktor gibi değerlendirmek lazım.

Türk Eğitim-Sen olarak başta yönetmeliğin adı olmak üzere, karşı çıktığımız tüm maddelerine-buna nöbet ile ilgili madde de dahil- dava açtık. Umuyoruz ki, yargıdan olumlu bir sonuç alırız” diye konuştu.

TÜRK EĞİTİM-SEN

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mert 2018-01-11 23:34:19

Rehber öğretmenler yatiyor, para olunca haklari oluyor her sey... Sinav ve kurs nasıl aciyor