banner374
25 Haziran 2012 Pazartesi 04:30
TÜRKİYE KAMU-SEN’DE 20. YIL COŞKUSU
Türkiye Kamu-Sen 20. Kuruluş yıldönümü büyük bir coşkuyla kutlandı.

Türkiye Kamu-Sen 20. kuruluş yıldönümü etkinlikleri 22-23 Haziran 2012 tarihleri arasında Büyük Anadolu Otel’ inde yapıldı. 23 Haziran Cumartesi günü düzenlenen ödül ve plaket törenine Konfederasyon ve Sendikaların Kurucu Genel Başkanlarından Ali Işıklar, Enver Birinç, Mehmet Özsöz, Yaşar Asiler, Selver Korkut, Kenan Demirtaş, Konfederasyon Eski Genel Başkanı Bircan Akyıldız, Türk Diyanet Vakıf-Sen Eski Genel Başkanı Bilal Eser, KKTC Memur-Sen Genel Başkanı Çelebi Ilık, Türk Emekli-Sen Genel Başkanı Osman Özdemir, CHP Genel Başkan Yardımcısı Yakut Akkaya, MHP Genel Başkan YardımcısıHamit Ayanoğlu, BBP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Gülhan, MHP Milletvekili Muzaffer Şahin, ODTÜ Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Yıldırım Koç, Sendikaların ve Konfederasyonun Kurucular Kurulu Üyeleri, İl Temsilcileri, Şube Başkanları, Sendikaların Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri, basın mensupları katıldı. 




Tören'de Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk'un yanında Türk Sağlık Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Başkanı Nuri Ünal, Türk Büro-Sen Genel Başkanı Fahrettin Yokuş, Türk Yerel Hizmet-Sen Genel Başkanı İlhan Koyuncu, Türk Haber-Sen Genel Başkanı İsmail Karadavut, Türk Ulaşım-Sen Genel Başkanı Nazmi Güzel, Türk Tarım Orman-Sen Genel Başkanı Ahmet Demirci, Türk Enerji-Sen Genel Başkanı Celal Karapınar, Türk Kültür Sanat-Sen Genel Başkanı Hasan Hüseyin Yılmaz ve Kuzey Kıbrıs Türk Memur-Sen Genel Başkanı Çelebi Ilık da hazır bulundu.


Tören şehitlerimiz, devlet büyüklerimiz, sendikalarımızda görev yapmış ve ebediyete intikal etmiş yönetici ve üyelerimiz için yapılan saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı. Ardından Kocatepe Camii İmamı Mehmet Ali Kuşbaşı’nın Kur'an-ı Kerim tilaveti ile bütün eller Yaradan'a açıldı ve dua edildi.


Törenin açılış konuşmasını Genel Başkan İsmail Koncuk yaptı. Konfederasyonun 20 yıllık şanlı geçmişini anlatarak sözlerine başlayan Genel Başkan; “20 yıl önce çıktığımız hak mücadelesi seferinde, her gün büyüyerek, bugün 420 binin üzerindeki üyesi ile millet sevgisinin, vatan sevdasının ve hizmet aşkının adresi; Türkiye Cumhuriyetinin vazgeçilmez değerlerinin, yılmaz savunucusu bir Konfederasyonun mensubu olarak, huzurunuzda bulunmanın, gururunu yaşıyorum. Türkiye Kamu-Sen, 20. kuruluş yılını kutluyor. Son derece gururluyuz.” dedi.


Geçtiğimiz günlerde Hakkari’ de yaşanan çatışmada şehit olan askerlerimizi anarak sözlerine devam eden Koncuk terörü lanetleyerek; “Önce vatan diyen; bayrak inmez, ezan dinmez diyen; şehitler ölmez! Vatan bölünmez! Ruhları şad; mekânları cennet olsun!” dedi.


Önce ülkem diyen bir avuç dava adamı ile yola çıkıldığını söyleyen Genel Başkan bugünlere zor koşullardan geçerek gelindiğini hatırlattı. Koncuk konuşmasına şunları söyleyerek devam etti:


“Bu yol çetindi. Bu yolun sonu belli değildi. Üstelik, Anayasa’da kamu görevlilerinin sendika hakkının olup olmadığı konusunda bir fikir birliği oluşamıyor; Devlet Memurları Kanunu ise memur sendikacılığını yasaklıyordu. 12 Eylül Darbesinin üzerinden kısa bir süre geçmişti ve birilerinin iki dudağının arasındaydı çile ve işkence… Ama korkmadılar, çekinmediler. Vefa ve feda idi parolaları… Ahde vefa göstermek ve inandığı değerler uğruna, her şeyini feda edebilmek… Gün oldu aç kalındı; gün oldu çocuklarının rızkı kesilip bu davaya adandı. Sürgün edildiler; tehdit edildiler. Hak aramak için çekilen çileyi de görülen eziyeti de kutsal bildiler ve yollarından dönmediler. Bir fidan diktiler, güzel ülkeme; emekle, sevgiyle, alın teriyle, gözyaşıyla besleyip büyüttüler. Önden gidenlerdi, onlar. Bizlere yolu açanlardı. Bu vesileyle Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı olarak, kuruluşundan bugüne kadar, Türkiye Kamu-Sen camiası içinde yer almış, üye olmuş, destek vermiş; işyeri temsilcilerinden şube başkanlarına, ilçe ve il temsilcilerinden genel merkez yöneticileri ve genel başkanlarına kadar önden giden herkese tek tek teşekkür ediyor; ailemize kattıkları değerden dolayı, minnetlerimi ifade ediyorum. Hayatta olmayan tüm dava arkadaşlarıma da Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Onlar, feda ettikleriyle Türkiye Kamu-Sen’i bugünlere taşıyan gönül erleriydi. Bizler de onlardan aldığımız bu emaneti layıkıyla geleceğe taşımak için her türlü mücadeleyi sergileyeceğiz. Türkiye Kamu-Sen’in ilk kurulduğu yıllardan bu yana tam 16 hükümet, 11 farklı başbakan, 5 cumhurbaşkanı geldi. Hükümetler, başbakanlar değişti, milletvekilleri değişti, cumhurbaşkanları değişti ama Türkiye Kamu-Sen, hep dimdik ayakta kaldı. Kimsenin arkasına saklanmadı.Kimseden güç almadı. Kimseden medet ummadı. Kimseden de korkmadı. İlk büyük eylemimizi yaptığımız 5 Ocak 1993’te Başbakan, Süleyman Demirel’di. Tansu Çiler hükümeti zamanında 100 bin kişiyle Tandoğan’ı inlettiğimizde, tarihler 17 Aralık 1994’ü gösteriyordu. 21 Ekim 1995’te 200 bin kişiyle Kızılay meydanında“zulme ve sefalete son” dediğimizde yine Başbakan, Tansu Çiller’di. 21 Aralık 1996’da 100 bin kişiyle protesto ettiğimiz başbakan da; 15 Haziran 1997’de 28Şubat sürecine isyan ederken, “Kesintisiz demokrasi istiyoruz” diyerek yollara düşüp, hakkını savunduğumuz başbakan da Necmettin Erbakan’dı. 1 Aralık 2000’de iş bıraktığımızda da 31 Ağustos 2002’de, 55 bin kişiyle Kızılay’ı memurlarımızın hakları için inlettiğimizde de iktidarda DSP-MHP-ANAP Koalisyonu vardı. 26 Ağustos 2006’da 35 bin memur, hakları için Kızılay’a koşmuştu. 25 Kasım 2009’da ve 23 Mayıs 2012’de birer gün iş bıraktığımızda da AKP’den gerçek anlamda toplu sözleşme-grev hakkımızı, sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesini ve adaletsizliklerin son bulmasını istiyorduk. Biz hak ararken, iktidarda kimin olduğuna bakmadık. Biz hak mücadelesinde kimseye paravan olmadık; kimseye göbekten bağlanmadık. Bağlı olduğumuz tek yer vardır; o da Türk milleti ve onun hassasiyetleridir. Türkiye üzerinde bir takım oyunlar oynandığını bilmeyen yok. Gerek demokrasi ve özgürlük talebi kisvesi altında gerekse yeni Anayasa kisvesi altında Türk milletinin birlik ve beraberliğinin altını oymak isteyen mihraklar var. Kamu-Sen, kamu görevlilerimizin hak ve menfaatlerinin korunması ve ilerletilmesini temel amaç edinmekle birlikte; tüm dengelerin değiştiği, küreselleşme adı altında yerelleşme, etnik milliyetçilik ve yozlaşmanın ortak milli değerlerimizi tahrip ettiği bir dönemi yaşıyoruz. Bu dönemde, ülkemizin üniter yapısının, devletimiz ve milletimiz ile bölünmez bütünlüğümüzün korunması noktasında, önemli görevler ifa ettiğimizi düşünüyorum. Küreselleşme sürecinin, Sosyal devlet ilkesini tahrip eden mantığı, Kamu hizmetlerinin piyasaya açılması, Özelleştirmeler yoluyla, kamu varlıklarının uluslararası sermayenin tekeline geçmesi, Esnek istihdam biçimleri ile ücretlerin düşürülmesi, İş güvencesinin zayıflatılması ve Memurluk güvencesinin kaldırılmak istenmesi gibi sorunlar, dünyadaki güç dengelerini oluşturanların, çalışma hayatımız üzerinde yarattığı tahribattan yalnızca birkaçıdır. Bu süreç, Türkiye Kamu-Sen’in birden çok alanda mücadele etmesini gerekli kılmaktadır. Bir tarafta, varlığıyla devleti somutlaştıran memurların haklarının yok edilmesi, diğer tarafta, ülkemizde terör yoluyla yaratılmak istenilen kaos ve baskın güçler tarafından dayatılan kanunlarla, devlet yapılanmamızın değiştirilmesi gibi girişimlere maruz kalmaktayız. Değişim adı altında, ülkemiz değerlerini tahrip etmeyi planlayan bu güçler, ekonomik, sosyal, kültürel, teknolojik, bütün silahlarıyla milli değerlerimize saldırmaktadır. Devletin olmadığı yerde memur da olmaz gerçeğinden yola çıkarak; klasik Türk devlet anlayışı konusunda yapılması planlanan her türlü değişimin, memur kavramı üzerinde yapılacak değişimden geçtiğini biliyoruz. Bu nedenle bir taraftan kamu görevlilerimizin hak ve menfaatlerinin korunup geliştirilmesi bir taraftan da varlığımızın teminatı Türkiye Cumhuriyeti ve temelleri üzerinde yükseldiği tarihimize sahip çıkmaya çalışıyoruz. Hak aramanın, haksızlığa karşı mücadele etmenin, güçsüzün yanında olmanın, ekmek kavgasının kutsallığına inanıyor ve sendikacılığa da bu gözle bakıyoruz. Geride bırakılan zamanda mücadelemiz, hazır yasal zeminler üzerinde, ILO normlarına uygun, toplu sözleşme, grev hakkı ve örgütlenme özgürlüğü ile desteklenmedi. Bizler; engeller ve kısıtlamalarla dolu bir yolda, bizleri geriletmeye çalışanlara karşı ilerlemek; seviyemizi aşağılara çekmeye çalışanlara karşı, yükselerek cevap vermek durumundayız. Mücadelemiz, ortaya koyduğumuz yüreğimizle, kimseden esirgemediğimiz sevgimizle, her durum ve şartta birbirimize verdiğimiz destekle, güvenle ve bu uğurda feda ettiklerimizle anlam buluyor, değer kazanıyor. Bu gün gelinen noktada, neredeyse “Türk’üm” demenin suç sayıldığı bir ortamda, başında Türk olan bir konfederasyonun temsilcisi olmak, bizler için en büyük gurur kaynağı. Büyük olmak, eline geçirdiğin güce dayanarak, baskıyla, tehditle, zorbalıkla üye kaydetmek değildir. Böyleleri büyüdüklerini sanırken; aslında küçülürler. Büyüklük, şu anda ne olduğun değil; ne olmak istediğin ve nereye gittiğinle ilgilidir. Biz; değişen dengelerde, güce göre saf değiştiren, menfaate göre yer belirleyen, omurgasız ve ilkesiz, günün adamlarına inat; belirlediğimiz ilkeler çerçevesinde dosdoğru yolda ilerliyor ve geçtiğimiz her noktaya Türk adını kazıyoruz. İşte bu yüzden büyüğüz! Sendikal anlamda ise; kamu görevlilerinin sosyal, ekonomik, demokratik ve özlük hakları konusundaki kazanımlarını, sağlanan birlikteliği, bütünlüğü gördüğümüzde, yaşanan zorlukları, yorgunlukları unutuyor; ne mutlu ki Türkiye Kamu-Sen’liyim, ne mutlu ki buradayım” diyoruz. Ancak, yaptıkları ile yetinenler; yorulurlar ve dururlar. Bizler; hiç durmamak üzere yola çıkanlarız. Bu nedenle gösterdiğimiz çabayı yeterli görme lüksümüz yok. “Hedef ömürden ilerde” diyor ve daima daha ileriyi, daha iyiyi ve daha güzeli düşünüyoruz. Grevli, gerçek anlamda toplu sözleşmeli, siyasete katılma hakkını da içeren, özgürlükçü sendikal haklarla donanmış, refah ücretine kavuşmuş, geleceğe umutla ve güvenle bakan bir kamu çalışanı; Birlik, bütünlük ve kardeşlik içinde yaşayan, huzurlu bir toplum ve Örnek alan değil, örnek olan; çığır açan, güçlü, lider ülke, büyük bir Türkiye arzuluyoruz.”


Ülkemiz üzerinden yürütülen sinsi planlara da dikkat çeken Genel Başkan şunları söyledi:


“Böylesine anlamlı bir günde, detaylara girmek istemiyorum ancak ülkemizin içinde bulunduğu coğrafya kan gölüne dönmek üzeredir. Irak, Suriye, Mısır ve Libya’da kardeş kavgaları çıkartılmıştır. Gündemde ise İran vardır. Yıllardır ABD tarafından dillendirilen Büyük Ortadoğu Projesi, bölgemize kan ve gözyaşından başka bir şey taşımamıştır. Büyük bir savaşın ayak sesleri, giderek daha güçlü bir şekilde duyulmaktadır. Hal böyle iken; ne yazık ki ülkemizde, bu ülkelere, adalet, demokrasi ve özgürlük götürme kisvesi altında küresel emperyalistlerin sinsi planları adım adım gerçekleştirilmektedir. Eğer ülkelere demokrasi, bu emperyalist güçlerin anladığı şekilde gelecekse; vay o ülkelerin haline. Bugün dünyanın her noktasındaki insanların demokrasi, özgürlük ve adalete ihtiyacı var. Ve pek tabii ki bizlerin de belki herkesten çok daha fazla ihtiyacımız var. Gerek 2010 yılındaki Anayasa değişikliği sürecinde gerekse toplu sözleşme uyum yasasının çıkarılması sürecinde, yapılacak değişikliklerin, özellikle kamu görevlilerinin sendikal hakları konusunda yetersiz kalacağı hatta mevcut hakları dahi geri götüreceği gerçeğini dile getirdik. Ancak uyarılarımız karşılık bulmadı; yetkililer bildiğini okumayı tercih etti, endişelerimizin hiç biri giderilmedi. Sonuçta gelinen nokta, ortadadır.”


Toplu sözleşme sürecini de anlatan Koncuk, kamu çalışanlarına yapılan zam oranının ihtiyaçları gidermekten çok uzak olduğunu söyleyerek konuşmasına devam etti.


“Toplu sözleşme görüşmeleri fiyaskoyla sonuçlanmış, Hakem Kurulu, ağırlıklı olarak kamu işveren tarafı temsilcisinden oluştuğu için 4,5 milyon kişi, %4+4 zamma mahkûm edilmiştir. Bu anlayış, 450-500 ayrıcalıklı iş adamı için, teşvik adı altında bir çırpıda 2 milyar lira kaynak aktarmak; 4,5 milyon memur, emekli, dul ve yetim için 5,5 milyar lirayı çok görmekten geçer. Bu anlayışın adaleti, Doğalgaza %33; elektriğe %22; benzine %23; mazota %24 zam yapıp, çalışanına, memuruna %4+4 zam vermektir. Adalet, vatandaşına yaptığın %4’lük maaş zammını, %5 vergi artışıyla fazlasıyla geri almak mıdır? Adalet, yıllık enflasyonun %10; yıllık büyümenin ortalama %8,5 olduğu bir ülkede, memuru, emekliyi, dul ve yetimi açlığa mahkûm etmek midir? Müsteşara 772 TL ek ödeme; öğretmene, akademisyene, Maliye çalışanına, KİT çalışanına, sağlıkçısına, din görevlisine sıfır ek ödeme mi vermektir? Bu nedenle adalete, demokrasiye ve özgürlüğe bizim herkesten daha çok ihtiyacımız var. Kamu çalışanlarının bu gelişmeleri değerlendirecek ve bu yaşananlara göre tavrını belirleyecektir. Türkiye Kamu-Sen, kamu çalışanlarının haklarını koruyup geliştirmek, gördüğü bütün haksızlıkları haykırmak; adaletsizliklere “dur” demek; içi ile dışı; söylediği ile yaptığı farklı olanların maskelerini düşürmek için var. Bugün, 400 binin üzerindeki üyesiyle, hem memurlarımızın hem de ülkemizin mutlu yarınlara ulaşması için mücadele eden bir Türkiye Kamu-Sen var. Bugün, toplumda kabul görmüş, saygı uyandıran, görüşlerine değer verilen, gündem belirleyen bir Türkiye Kamu-Sen var. Bugün, her türlü olumsuzluğa rağmen, birlik ve beraberlik içinde hareket eden, üye sayısını sürekli artıran; yüreği vatan, millet ve hizmet aşkıyla çarpan kamu çalışanlarının, aile sıcaklığında bir araya geldiği bir Türkiye Kamu-Sen var. Bir milletin geleceği, o milletin kökleri ile şekillenir. Mazisinden, milli ve manevi değerlerinden koparılmış milletler ise yok olmaya mahkûmdurlar. Bugün milletimizi köklerinden kopararak tarihini, atasını unutmuş, dostunu düşmanını bilmeyen, geleceği göremeyen bir toplum yaratma arzusunda olanlara karşı direnen bir Türkiye Kamu-Sen var. Andımızın kaldırılmaya çalışıldığı, gençliğe hitabenin unutturulmaya çalışıldığı, milli bayramlarımıza, önemsiz bir anma toplantısı havası verilmeye çalışıldığı bir dönemde, bütün bu olumsuzluklara karşı direnen bir Türkiye Kamu-Sen var. Sevdası ile mücadelesi ile “milli değerlerine ve inançlarına bağlı, hak mücadelesi veren memurlarımızın tek ve en korunaklı sığınağı olan Türkiye Kamu-Sen, bütün haksızlıkların karşısında her zaman dik durmasını bilecektir. Açıkça ifade ediyoruz ki biz; Sorunlara milli yaklaşımlar gösteren, Olaylara yurt dışından değil, Türkiye’den bakan, Yabancı sermayeyi değil, Türk memurunu öncelik alan, Küresel düşünen, geniş düşünen, büyük düşünen ama Türk gibi yaşayan, Türk gibi hisseden idarecilerle, sorunların çözüleceğine inanıyoruz. Türkiye Kamu-Sen, kamu çalışanlarının grevli, toplu sözleşmeli, siyaset ve yönetime katılma haklarını içeren sendikal hakların kazanılması yolunda verdiği mücadelesinde, gücünü; kuşkusuz, milli ve manevi değerleri ile Tek Devlet, Tek Millet, Tek Dil, Tek Bayrak ülküsüne sahip çıkan hedeflerinden almaktadır. Türkiye Kamu-Sen, yıllardır memurların hak ettiği hayatı sağlamanın mücadelesini vermektedir ve davasında haklıdır. Bu nedenle de en büyüktür. Bundan sonra da büyük olmaya devam edecektir.


Van’da terör örgütü PKK tarafından kaçırılan 2 öğretmenin bulunması için siyasi iradenin gereğini yerine getirmesini isteyen Koncuk, tavizkar politikalarla terörle mücadele olamayacağını vurguladı.


Hak, adalet, demokrasi mücadelesinin tek adının Türkiye Kamu-Sen olduğunu, 20 yıl önce küçük bir kıvılcımla başlayan ve bugün büyük bir aşka dönüşen Türkiye Kamu-Sen sevdasının hiç bitmeyeceğini ifade eden Genel Başkan, çalışmalarından dolayı Türkiye Kamu-Sen camiasına teşekkür etti.


“Geldiğimiz noktayla yetinme lüksümüz yok. Bundan sonra, her zamankinden daha fazla çalışmak, el ele, gönül gönüle, birlik ve beraberlik içinde hareket etmek, bizlere bu ulu çınarı emanet edenlere karşı borcumuzdur. Kırılmadan, gücenmeden, aramızdaki sevgi bağlarını daha da kuvvetlendirerek yarınlara yürümek en büyük vazifemizdir. Geçmişimizden aldığımız emaneti; geleceğe en güzel şekilde teslim etmek tek gayemizdir. Bu güzel Konfederasyonumuzu kurup bugünlere getiren kahramanlara büyük minnet borcumuz var. Yaşadığımız süreç ortadadır. Bugün bu süreçte, Türkiye Kamu-Sen’in her bir neferi, inanın ki gerçek birer kahramandır.”


Türkiye Kamu-Sen’in her bir neferinin gerçek bir kahraman olduğunu söyleyen Genel Başkan aşağıdaki şiiri okuyarak sözlerini tamamladı:


“Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,


Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.


Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;


Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir.


Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından


Koşar adım gitmeli onların arkasından.


Kahramanlık; içerek acı ölüm tasından


İleriye atılmak ve sonra dönmemektir.


Yırtıcılar az yaşar... Uzun sürmez doğanlık...


Her ışığın ardında gizlidir bir karanlık.


Adsız sansız olsa da, en büyük kahramanlık;


Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir.


Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,


Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.


Bunun için ölüme bir atılış gerekir.


Atıldıktan sonra bir daha dönmemektir...”


“İşte bu kahramanların söylediği bir sevda türküsüdür, Türkiye Kamu-Sen. Her memurun gönlünde 20 yıldır dillenen… 20 yıl önce dikilen fidan, sevgiyle, emekle, alın teriyle, mücadeleyle serpilip boy verdi. Bugün Türkiye Kamu-Sen, ulu bir çınar. Kökleri, büyük Türk milletinin manevi değerlerinden beslenen… Dalları ve yaprakları, Türk milletinin sevgi yağmurunda gelişip büyüyen… Başı yükseklerde, yüzü Türk memuruna dönük; gözü aydınlık gelecekte, kolları bütün Türk coğrafyasını sımsıkı saran, bir ulu çınar, Türkiye Kamu-Sen… Akıp giden zaman içinde, daha nice 20 yıllar gelip geçecek. Çok iktidarlar değişecek; bugün var olan; yarın yok olacak. Ama şundan eminim ki, üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe, bu devlet var oldukça, sizin gibi kendisini davasına adamış kahramanlar oldukça, Türkiye Kamu-Sen de var olacak! Emin olun ki, yarınlar bizim için çok daha güzel olacak! İyi ki varsınız. İyi ki, Türkiye Kamu-Sen var.”


Genel Başkanın konuşmasından sonra Kurucu Genel Başkan Ali Işıklar, Türkiye Kamu-Sen’in kurulduğu günlerde yaşadığı güçlükleri, siyasi ve ekonomik durumu dile getirerek Türkiye Kamu-Sen’in kurulduğu günde benimsediği ilke ve değerleri 20 yıl sonra bugün de koruması nedeniyle duyduğu mutluluğu dile getirdi.


Ali Işıkların ardından CHP Genel Başkan Yardımcısı Yakut Akkaya, son yıllarda küreselleşmenin iş hayatına getirdiği olumsuzlukların kendisini eksik istihdam, düşük ücretler, iş kazaları ve iş güvencesinin kaldırılması şeklinde hissettirdiğini belirtti. Akkaya, AKP’nin politikalarını eleştirerek "ülke totaliter bir rejime doğru gitmektedir" dedi. Türkiye Kamu-Sen’in kamu çalışanlarının hak ve menfaatlerinin korunması yolunda dik bir duruş sergilediğini ancak yandaş sendikaların, sendikacılığa darbe vurduğunu ifade etti.


CHP Genel Başkan Yardımcısından sonra kürsüye çıkan MHP Genel Başkan Yardımcısı Hamit Ayanoğlu, kamuda çalışırken üyesi olmaktan büyük bir memnuniyet duyduğu Türkiye Kamu-Sen’in 20. Kuruluş yılını içten dilekleriyle kutladığını söyledi. Ayanoğlu, "Türkiye’nin içinde bulunduğu durumda, Türkiye Kamu-Sen gibi kuruluşlara büyük ihtiyaç var" dedi.


Daha sonra söz alan BBP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Gülhan ise Türkiye Kamu-Sen’in eski bir üyesi olduğunu söyleyerek Konfederasyonun 20. Kuruluş yıldönümünü en içten dilekleriyle kutladığını bildirdi.


Türkiye Kamu-Sen Eski Genel Başkanı Bircan Akyıldız 20 yıldır görev yapmaktan şeref duyduğu Türkiye Kamu-Sen camiasının çok büyük bir kuruluş olduğunu söyledi. AKP’den hiçbir Milletvekilinin gelmeyişini de eleştiren Akyıldız “Çünkü gelmeye yüzleri yok, hangi yüzle size bakıp konuşacaklar.” dedi. Ömrünün sonuna kadar Türkiye Kamu-Sen’li olmanın gururunu yaşayacağını vurgulayan Bircan Akyıldız, ülke sorunlarına tarafsız yaklaşabilen ve gerçekleri özgürce söyleyebilen tek kuruluşun Türkiye Kamu-Sen olduğunu söyleyerek sözlerini tamamladı.


Protokol konuşmaları sonrasında, 20. Yıl anısına düzenlenen şiir ve anı yarışmasında dereceye girenlerin ödülleri verildi.


Etkinliklerin öğleden önceki bölümü, çalışma hayatına katkıda bulunan basın temsilcilerine ödül ve plaket verilmesinin ardından Seğmenlerin muhteşem gösterisiyle son buldu.


Öğleden sonraki oturumda "Dünya’da ve Türkiye’de Memur Sendikacılığı ve Türkiye Kamu-Sen" konulu panele geçildi. Oturum Başkanlığını Gazi Üniversitesi İktisadi veİdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nizamettin Aktay’ın yaptığı Panele, ODTÜ Öğretim Görevlisi Yıldırım Koç, Türkiye Kamu-Sen Eski Genel Başkanı Bircan Akyıldız, TÜRK-İŞ Eski Genel Başkanı ve SGK Yönetim Kurulu Üyesi Salih Kılıç konuşmacı olarak katıldı.


Panel'in ardından İsmail Koncuk, katılımcılara 20. Yıl anısına plaket sundu. Daha sonra Kıbrıs Türk Memur-Sen Genel Başkanı Çelebi Ilık, Türkiye Kamu-Sen'e bağlı sendikaların başkanlarına birer teşekkür plaketi verdi. 20. yıl pastasının kesilmesi ve tüm katılımcılarla birlikte hatıra fotoğrafı çektirilmesiyle etkinlikler son buldu.


banner182
Son Güncelleme: 25.06.2012 04:30
Anahtar Kelimeler:
türkiye kamu yıl coşkusu
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol