banner374
Milli Eğitim Bakanlığında halen görev yapmakta olan 789 244 öğretmenin 378 919’u erkek, 410 325 kadın öğretmenlerden oluşmaktadır (MEB İstatistikleri, 2013-2014). Bu sayılar bize, MEB’deki kadın öğretmenlerin, çalışan bütün öğretmenlerin yaklaşık % 52’sini oluşturduğunu gösteriyor.
 
Kadın öğretmenler, erkek öğretmenlerden sayı ve oran bakımından yüksek olmasına rağmen, eğitim yöneticilerinin çok az bir bölümü kadınlardan oluşuyor.  Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü verilerine göre MEB bünyesinde merkez, taşra ve okul/kurumlarda görev yapan 80.795 yöneticinin  % 11,87’sini (9.589) kadınlar oluşturmaktadır (KSGM, 2013).
 
Yine başta TBMM, Hükümet, Siyasi Partiler, Bakanlık yönetim kadroları ve genel olarak çalışma yaşamına bakıldığında, kadın yöneticilerin temsiliyetinin oldukça düşük olduğu görülecektir.
 
Genelde sendikalara, özelde eğitim sendikalarına, kadın çalışanların çeşitli sendikal kurullardaki temsiliyet oranı açısından bakıldığında da karşımıza olumsuz bir tablonun çıkacağı muhtemel.
 
Eğitim Sen tarafından, 4 Ekim - 12 Aralık 2010 tarihleri arasında, internet ortamında gerçekleştirilen bir araştırmada, 380 anket değerlendirmeye alındı. Anket sonuçlarına göre, maaşların yetersiz bulunduğu ve öğretmenlerin kendilerini geliştiremediği, kadınların sendika yönetim organlarında eşit temsilinin olmadığı; katılımcıların yüzde 50'si, çocuk bakım yükümlülükleri nedeniyle sendikanın etkinliklerine katılamayan kadınlar için sendika bünyesinde çözüm geliştirilmesi gerektiği; kadınların yüzde 29,4'ünün, erkeklerin ise yüzde 21.6'sının cinsiyetçi işbölümünü sorun olarak gördüğü; erkekler kadınlardaki sınıfsal bilinç eksikliğini daha çok öne çıkarırken, kadınların sendika bünyesinde çocuk bakımı için düzenleme yapılmasını daha fazla talep ettiği; katılımcıların yüzde 31.6'sının kadınların yönetimde eşit temsili için pozitif ayrımcılık uygulanmasını, yüzde 29.3'ü ise cinsiyetçilikle mücadele edilmesi gerektiğini; katılımcıların yüzde 23.5'i ise kadınların sendikal / sınıfsal bilincinin artırılmasını önerdiği,; Eğitim Sen üyelerinin yüzde 46'sını kadınlar oluşturduğu halde, sendikanın karar ve yönetim organlarında yer alan kadınların oranının, üyelik oranının yarısından daha az olduğu, gibi sonuçlar ortaya çıkmıştır (Bianet.org, 2014)
 
Ayşe Ulutaş ve İnci Sönmez tarafından, 2011 yılında Eskişehir ilinde yapılan “Eğitimci Kadınların Sendikal Örgütlenme Eğilimleri ve Sendikal Sürece Katılım Düzeyleri Üzerine Bir İnceleme” başlıklı araştırma, hem kadınların sendikal sürece katılımları, hem bu konudaki eğilimleri hem de konuya öneriler getirmesi bakımından çok önemli bir araştırma (Ulutaş ve Sönmez, 2011).
 
Bu araştırmanın amacı araştırmacılar tarafından, kadın öğretmenlerin sendikalara bakışı, sendikal faaliyetlere katılım düzeyleri, sendikaların kadın öğretmenlerin pratik yaşamında üstlendiği işlevler, kadın öğretmenlerin sendikal örgütlenme bilinçleri ve kadınların sendikal sürece katılım düzeylerini ve sendikal örgütlenme eğilimlerini belirlemek, olarak ifade edilmiş (Ulutaş ve Sönmez, 2011).
 
Araştırmada, Eskişehir ilindeki ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarından tesadüfî örnekleme yöntemi ile belirlenen 200 eğitimci kadına iki bölümden oluşan 17 ve 27 soruluk anket uygulanmış, ayrıca, Eskişehir’deki üç büyük konfederasyona bağlı (KESK, KAMU-SEN ve MEMUR-SEN) sendikadan, yönetim kadrosunda aktif görev alan üç kadın üye ile görüşme yapılmış.
 
Araştırma sonuçlarına göre; eğitimci kadınların yarıdan fazlasının bir sendikaya üye olduğu halde sendikal faaliyetlere katılmadığı; katılımcıların yarıdan fazlası için özlük haklarını en çok koruyan kuruluşun sendika olduğu; bir örgüte aitlik duygusunun bireye, toplumun ya da devletin karşısında örgütün sahip olduğu hakları benimseme ve çıkarlarına göre kullanma gücü verdiği; sendikaların, kuruluşlarından gelişimlerine bütün sorunlarına rağmen eğitimci kadınların gözünde çoğunlukla amaçlarına uygun biçimde, özlük haklarını koruyan kuruluşlar olarak değerlendirildiği; katılımcıların çoğunluğunun (% 80) sendikal örgütlenmeyi gerekli gördüğü; katılımcılar arasında, sendikal örgütlenme yüksek oranda gerekli görüldüğü halde, sendikalara üye olan katılımcı sayısının, sendikal örgütlenmeyi gerekli gören üye sayısına göre daha düşük çıkmasının nedeninin, eğitimci kadınların hak mücadelesinde gerek toplumsal gerek bireysel olarak geri planda kaldıkları; bunun nedeninin, kadının anne, eş kimliğinin emekçi kimliğine göre daha baskın olması ve toplumdaki ataerkil bakış açısının egemen olabileceği ve bunun yanı sıra, kişisel sebepler arasında birçok kadının, toplumdaki genel-geçer yargıların arkasına sığınarak etkin bir biçimde hakkını aramaması sayılabileceği, aynı zamanda, toplumdaki olumsuz sendika algısı eğitimci kadınların kendilerini emek mücadelesinde geri planda tutmalarına sebep olduğu; sendikaların en etkili üye toplama aracının sendika temsilcileri olduğu bulgular sonucu görülmüştür ve bu sendika temsilcilerinin faal bir biçimde çalıştıklarını göstermekle beraber, sendikaların diğer tanıtım ve üye toplama organlarının daha etkin çalışmaları gerektiğini; katılımcıların yüksek bir oranla (% 78) sendika içi faaliyetlerde  bulunmaması aslında eğitimci kadınların sendikalara somut destekte bulunmadıklarını; katılımcıların % 60 gibi yüksek bir oranının sendikada karar alma sürecine katılmadığını; katılımcıların, sendikalarıyla iletişimlerinin yetersiz olduğunu; sendikaya üye olan katılımcıların %26‟sı sendikal etkinliklere hiç katılmamışken, sendikaya üye olmayan katılımcıların %27‟si etkinliklere kısmen katılmakta oldukları, sonucu ortaya çıkmıştır (Ulutaş ve Sönmez, 2011).
 
Bu sonuçlar bağlamında, Ulutaş ve Sönmez (2011) şu önerileri getirmektedir;
 
-Sendika içindeki kadınların daha aktif görev alması ve çalışması sağlanarak sendikaya erkek egemen yapılı görünmesi nedeniyle katılma konusunda çekince yaşayan kadın emekçilere sendikanın içinde kadınların da eşit bir konumda olduğunun güveni verilebilir. Elbette bu göstermelik olmamalı sendikalar tanımlarına ve amaçlarına uygun biçimde demokratik ve kadın-erkek eşitliğini gözeten bir yapıda olmalıdır.
 
-Sendikalar toplumda daha aktif ve duyarlı bir tutum sergileyerek, sendika seçimini sendikaların kamuoyuna yansıyan duruşlarını göz önünde bulundurarak yapmak isteyen emekçi kadınlar için bir çıkış noktası oluşturabilirler.
 
-Kadınların gerek çevresel gerek kişisel sebeplerden ötürü sendikal faaliyetlere yüksek katılım göstermedikleri açıktır. Bu sorunun üzerine gidilmeli ve kadınlar özellikle göz önünde bulundurularak tüzüklerde ve etkinliklerin içerik ve hazırlanışında gerekli düzenlemelere gidilmesi kadınları daha aktif hale getirilebilir. Örneğin sendikacı kadınların da üzerinde durduğu sendikalarda emekçi kadınların çocuklarını bırakabileceği güvenli bir kreş veya benzeri ortam oluşturulabilir.
 
-Sendikalar, kadınların sendikalar içindeki varlıklarını önemsemeli ve kadınların sendikal faaliyetlere katılması için daha çok çaba göstermelidir.
Bu önerilerden de anlaşılacağı gibi kadınların sendikal yaşama katılmasının yolu, kendilerini sendikaların “özne”si konumunda görmelerini sağlayacak yapısal-tüzüksel önlemlerin alınması ile mümkündür.
 
Bu anlamda, kadınlara sendikal haklar ve temsiliyet konusunda en geniş olanakları sunan Eğitim Sen, 19-23 Mayıs 2014 tarihleri arasında 9.Olağan Genel Kurulunu ve bu genel kurul sırasında, 20-21 Mayıs tarihlerinde  de tüzük kurultayını gerçekleştirdi. Tüzük Kurultayı’nda ağırlıklı olarak kadın mücadelesi ve temsiliyetinin artırılması, kadınların karar süreçlerine doğrudan katılımının zenginleştirecek mekanizmaların ve meclislerin kurulması üzerine tartışmalar yürütüldü, önergeler verildi. Şubelerde ve işyerlerinde  Eğitim Sen Kadın Meclisleri oluşturulması, disiplin, denetleme gibi üst kurullarda ve yürütme kurullarında daha önce % 30 olan kadın kotasının % 40’a çıkarılması, beş kişilik Disiplin Kurulu’nun üç kadın ve iki erkek kişiden oluşması, bütçenin toplumsal cinsiyete dayalı olarak hazırlanması ve “Kadın meclisleri”nin oluşturulması, karar altına alındı (Sendika.org 2014) .
 
Ancak “Kadın Meclisleri”nin ve % 40 kadın kotasının, Eğitim Sen tüzüğüne girmesi, 540 delegenin olduğu genel kurulda 272 gibi bıçak sırtı bir oyla olabildi. Bu durum, kurulduğundan bu yana kadın mücadelesini ön plana çıkarak Eğitim Sen açısından büyük bir olumsuzluk olmuştur. Kadın meclisleri ve kadın kotasına oy vermeyen grup ve bireylerin, bu kararlarını yeniden gözden geçirmeleri ve bu kararlarını verirken günlük siyasetin ihtiyaçlarından çok, kadın mücadelesinin, sendikal mücadelenin ve demokrasi mücadelesinin geleceğini düşünmeleri gerektiği kanaatindeyiz. Eğitim Sen, kadın meclisleri kararının, bıçak sırtı bir oranla kabul edilmesinin olumsuzluğunu, her ilde ve ilçede, kadın meclislerini hayata geçirerek, olumluluğa çevirmelidir.
 
Bu anlamda kadınlar da emek mücadelesinin içinde daha aktif olmaya çalışmalı, aktif olmalarını engelleyen etkenlerin ortadan kalkması için mücadele etmeli ve toplumun kendileri için yarattığı kalıplara girmemeli ya da bu kalıpların arkasına saklanmamalıdır. Eğitimci kadınlar eğitim sendikaları içinde temsil haklarının erkekler tarafından kullanmasına karşı çıkmalı ve sendikalar içinde var olduklarını göstermelidir (Ulutaş ve Sönmez, 2011).
 
Kadınların sendikal ve giderek siyasal hayata katılmaları hem sendikaların hem de siyaset yoluyla toplumun demokratikleşmesi anlamında çok önemli bir adım olacaktır. Başta Eğitim Sen olmak üzere, bütün sendikaların ve demokratik kitle örgütlerinin, kadınların, sendikal organlarda temsiliyetinin önünü açması gereklidir.
 
Kaynaklar
 
Bianet.org (2014) Eğitim-Sen "Sendikada Kadın Temsili"ni Araştırdı. http://www.bianet.org/bianet/emek/126911-egitim-sen-sendikada-kadin-temsili-ni-arastirdi Erişim Tarihi; 30.05.2014
 
Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü (2013). Türkiye’de Kadın. http://www.kadininstatusu.gov.tr/tr/html/19190/Kurumsal+Raporlar Erişim Tarihi; 30.05.2014
 
Sendika.org (2014) Eğitim Sen’de yeni yönetim belirlendi. http://www.sendika.org/2014/05/egitim-sende-yeni-yonetim-belirlendi/ Erişim Tarihi; 30.05.2014
 
Ulutaş A, Sönmez İ (2011) Eğitimci Kadınların Sendikal Örgütlenme Eğilimleri ve Sendikal Sürece Katılım Düzeyleri Üzerine Bir İnceleme. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu. Bursa

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol