banner374
SENDİKALARIN ÇIKMAZINDA YENİ ARAYIŞLAR
Hayatımızda artık kaçınılmaz hale gelen hak ve emek ihlallerine karşı, çalışanın güvencesi konumunda olan sendikalar, günümüzde çeşitlilik gösterirken, çalışanın hakkının ve emeğinin savunulması gerekirken, sosyal kazanımlarının artırılması esas iken, gördüğümüz kadarıyla sendikal çalışmalarda üyelerin birlikteliği, kişinin yakınlık duyduğu fikirlerin merkezine bir yolculuk şeklinde gerçekleşmektedir.
Hak ve emek boyutunu göz önüne aldığımızda, sendikalının öncelikle çalışmasının karşılığını yeterince elde etmesi gerekirken, siyasal anlayışların baskın olduğu ve siyasal düşüncelerin gölgesinin düştüğü sendikaların hak ve emek boyutunu arkla plâna attıklarını görmekteyiz.
Elbette her sendikalının kendi çerçevesi içinde mensub olduğu bir fikir manzumesine bağlılığı esastır, her fikre saygı muhteremdir. Bizdeki sendikal çalışmaların siyasetin gölgesinde kalması, hak ve emek boyutunun sürekli ihlallere uğramasına sebebiyet vermekte, hangi siyasî düşünce devlette söz sahibi ise, o siyasî düşünce mensuplarının ortak zeminde buluşmaları, zaman içinde üyelerinin haklarının ve emeklerinin siyasetten sonra gelmesine zemin hazırlamaktadır. Hangi siyasî düşünce iktidar erkinden mahrum kalır da muhalefete düşünce, sendikaların da siyasî erki elinde bulunduran iktidara muhalefeti söz konusudur. Bu tablo, sendikalarla siyaset arasında bir ilginin olmayışını savunanların tezini çürütmektedir.
Sendikal çalışmalarda siyasetin gölgesi, daima üst kadroların daha üst makamlara atanmasına rıza gösterirken, dün yaptıklarını unutanların da eleştiri oklarını sivriltmektedir. Hakikat o ki sendikaların fikre gittikçe esir oluşu, hak ve emek boyutunda şekillenmeyen sendikal faaliyetlerin gittikçe marjinal hale gelmesine sebep olurken, olanlar da kendilerine üye olan çalışanlara, emekçilere olmaktadır.
Günümüzde çalışanların sendikalara güvensizliğin temelinde bu tarz yaklaşımlar olduğu için hak ve emek boyutunda birleşmeyen sendikacılık anlayışı, gittikçe kendi içinde yeni sendikaların amip türü parçalanmalarla çıkmasını sağlamaktadır. Eğer sendikalar, hakkın ve emeğin kutsallığını savunmuş olsaydı, günümüzde çalışanın dünyasında sendika sayısı azalır ve üye sayısı artardı. Demokrasilerde herkesin sendika kurma özgürlüğü esastır. Bizim bu açıklamamız, farklı biçimde yorumlanmamalıdır.
Amaç hakkı ve emeği savunmak ise söylenenler bir olduğu için, birlikten kuvvet doğacak, çalışanlar parçalı sendikalardan, kuvvetli, herkesin kendisini temsil eden ve kimsenin kimseyi fikrinden dolayı baskı altına almadığı, siyasetin belirleyici olmadığı bir sendikal anlayışa sahip düşünceyle hakkını ve emeğini savunma alanında, siyasetin gölgesinden çıkacaktı. 
Biz, sendikaların sayıca çok, işlev olarak güçsüz olmasına taraftar olmayan bir yapıda, herkesin güç birliği içinde olmasını arzulayan düşüncedeyiz.
Sendikaların birbirine kızgınlığını anlayamıyoruz. Sendikaların eylemlerini farklı alanlarda gerçekleştirmesini bir türlü kabullenmiyoruz. Sendikaların düşman kardeşler tavrından hoşnut değiliz.
Bu ülkede eğer sendikacılık, sendika üyelerini başkanların siyasî görüşleriyle birbirinden uzaklaştırıyorsa biz bu sendikal anlayışı kabul etmiyoruz. Aynı iş kolunda, aynı mekânda çalışanların arasını sendikaların tarafgir tutumlarının açmasını istemiyoruz.
Arzulanan hakkın savunulması ve emeğin karşılığının alınması ise sendikalar her fikre saygıyı esas tutmalı ve sendikal çalışmalarda ön yargılardan uzak durmalıdır.

EĞİTİM HAKSEN İl Temsilcisi 23/ Mayıs/2012

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Muzaffer DAĞ 5 yıl önce

makalenizi okudumi, doğrular ortada.

Avatar
TESPİTLER DOĞRU 5 yıl önce

sayın yazar, belirttiğiniz tespitler oldukça doğru...sendikalar, kendi, aralarında özde birleşmedikçe, ne eğitimciler ne memurlar rahat eder..