MEB'in LGS 2019 verilerine göre Şırnak test ortalamalarında son sırada yer aldı. Bu malumumuz artık.

Bunun nedenleri üzerine Bakanlığın bir çalışması var mı yok mu bilemem ama biz eğitimciler arasında işi bilimsel gerekçelerden, sebep-sonuç ilişkisi bağlamından çıkarıp "zihinsel engel"e kadar vardıranların varlığına değinmeye gerek olmadığı vargısına varıp bu nedenleri olabildiğince etraflıca irdeleyip Bakanlığa bir bakış açısı kazandırmaya çalışacağım. Yazının eksiği gediği olabileceği gibi can alıcı noktaları olacak çünkü doğrudan gözlem, yaşayış ve eğitsel uygulamalara dayanır.

Maddeler halinde başlayalım:

TECRÜBELİ ÖĞRETMEN EKSİKLİĞİ

Önceki dönemlerde yapılan kadrolu atamalarında Bakanlık Şırnak vb illerde öğretmeni tutamadığı için sözleşmeli yöntemine başvurmaya başladı. Bu yöntemin ileriki yıllarda istenilen nitelikli eğitimin (en azından insanların gözünü boyayan test ortalamaların yükselmesi) sağlanabilmesine katkı sunar mı’yı zamanla göreceğiz ama şu anki durum kadrolu dönemlerdekinden farksız. Şırnak’taki öğretmenlerin hemen hepsi ilk atama ile göreve başlayan öğretmenler…

Burada “Ne güzel! Genç, istekli, çağdaş eğitim öğretim yöntemleri ile eğitim almış öğretmenler orada göreve başlıyor.” diyebilirsiniz ama Şırnak, sosyal yaşantı olarak Batı’dan gelenleri tatmin edecek bir sosyal donatı elemanlarına sahip değil. Cizre veya Silopi ilçeleri bir nebze buna uygun olsa da bunu tüm il için düşünmek mümkün değil. Durum bu olunca öğretmenin bireysel olarak tatmin olma yönü zayıf kalmaktadır ve bu doğrudan sınıf ortamına etkileyen etmenlerden biri olmaktadır. Az ya da çok. Gelelim genç öğretmenlerin durumuna. Genç öğretmen demek her zaman istekli, iyi donanımlı, eğitim fakültesinden tam olarak hazır gelen birey değil; sınıf yönetimine tam olarak hakim olamayan, eğitim öğretim yöntem ve tekniklerinin kullanımını kestiremeyen, öğrenci iletişiminde bazen bocalayan, yanlış genellemeler ya da daraltmalar yapan, veli-okul bütünlüğü/ilişkisini sağlamayan birey anlamına da gelir. Hele hele çalışma mekanı Şırnak gibi sosyo-kültürel farklılık barındıran bir yer olunca bu bahsettiğim olası aksaklıklar misli ile çarpılıyor ve bir süre sonra eğitim ortamı baştan sona kadar sorun yumağı oluyor ya da böyle görülüyor.

Batı’da ya da Doğu’nun eğitim olanağı gelişmiş il/ilçelerinde göreve yeni başlayan öğretmenlerin 8. ve 12. sınıflara verildiği bir gerçek. Kanunlarda, yönetmeliklerde yer almayan ama okulların işleyişinde örtük bir uygulama: Göreve yeni başlayan öğretmenin pişmesi gerekir uygulaması!

Ancak Şırnak’ta çoğu okulda ve özellikle kırsal alanların okullarında (ki Şırnak’ta köy/kır yerleşimi fazla) bazen en tecrübeli öğretmen bile 1-2 yıllık olabiliyor. Burada iş sadece öğretmeni orada kanun zoruyla tutmak da değil zira öğretmen mutsuzsa onu orada tutmak yanlışı sürdürmek demektir.

Siz, ailesi eğitimli, büyük şehirde yaşayan, algısı ve dünya deneyimi iyi bir öğrenciye göreve yeni başlayan bir öğretmene verdiğinizde işler az çok ilerler ama şayet bu öğrenciniz TV dizileri dışında dış dünya ile bir bağlantısı yoksa ve dünya deneyimi sadece sonbaharda fındık toplamaya gitmekse işin renginin değiştiğini sanırım kavrarsınız ve şayet öğretmen de tecrübesizse Şırnak’ın ya da Hakkari’nin sonuncu olması sanırım biraz belirginleşir.

İDARECİ YOKLUĞU

Bakanlığın ya da YÖK’ün okullara idareci yetiştirme gibi bir eğitim alanı yok ve olmadığından ötürü de idarecisini mevcut öğretmen stoğundan seçiyor (Bu seçilmenin nasılı niçini ayrı bir tartışma konusudur). Sizin elinizdeki öğretmenin deneyimli olup olmaması sanırım Şırnak da lüks bir durum zira hemen herkes yeni ve seçim yapmanız gerekiyor. Bazen öğretmenlerin kendi göreve başlama yazısını kendisi yapıp daha bir gün bile öğretmenlik yapmadan doğrudan idareci olduğu sanırım şaşırılacak bir durum değildir!

Sınıf yönetimi, öğrenci-veli iletişimi, insan ilişkileri, sosyal çevre teması vb gereklilik tam olgunlaşmadan bir öğretmenin idareci olması sorunlara davetiye çıkarmaz mı? İdarecilik bizdeki gibi DYS, KBS, ek ders puantajı vs hazırlamakla sınırlı bir alan değil maalesef. Çok boyutluluk, yönlülük ve bakış açısı gerektiren bir makamdır ve önemlidir.

ŞIRNAKLI YERLİ ÖĞRETMENİN ÇOK AZ OLMASI

Şu ana kadar yazdığım nedenlere yapılacak itirazların önünü kesen bir neden bu. Kendi memleketinde görev yapan öğretmenin farklı bir bölgede öğretmenlik yapmasında yaşayacağı adaptasyon sorunların bir kısmını yaşamaz. Barınma, sosyal ilişkiler kurma, aidiyet vb sorunları yaşamayacağı için işine daha odaklanabilir.

Mardin, Şırnak ile benzer şartlara ve sosyo-kültürel şartlara sahip olmasına rağmen sadece Mardin’de görev yapan öğretmenlerin çoğu Mardinli olduğu için ortaya çıkan sınav sonucu: Mardin 24,2net iken Şırnak’ta bu 18,1. Fark: % 34 daha fazla!

Peki Şırnaklı öğretmen neden daha azın yanıtı ise kısır döngüdür. Öğrenci kaliteli eğitim alamayınca eğitimini sürdürüp yüksek öğretime geçemiyor ve geçemeyince de dönüp katkı sunamıyor. Bu neden belki bazılarımıza temelsiz gibi gelebilir ancak gözlemlerimden biri de bu.

SAYISAL OLARAK SINIF ÖĞRETMENİ YETERSİZLİĞİ ve İLKOKULUN YETERSİZLİĞİ

MEB’in çeşitli gerekçelerle devam ettirdiği ücretli öğretmenliğin yaygın olduğu illerden biri olması ve bu ücretli görevlendirmelerinde görevlendirilenin sınıf öğretmeni mezunu olmaması başlı başına bir eğitim cinayetidir. Bu cinayet eğitimin daha üst kademelerindeki etkisi ilk yıllar kadar değildir. Zira eğitim fakültesi mezunu herhangi bir öğretmen mezunu, az çok her branşta alan bilgisi ve öğretim tekniğine sahiptir ama iş sınıf öğretmeni olduğunda heba olan bir nesile hazır olun! Zira temel eğitimi kaliteli alan bir öğrenci eğitim öğretimin diğer süreçlerinde herhangi bir nedenden ötürü bunu alamasa da kendini toparlayabilecek bir temele/donanıma sahipken bunun tersi aynı sonuçları doğurmaz. Bu yıl LGS’ye giren 8. sınıf bir Şırnaklı öğrencinin ilk 4 yılında 7-8 farklı sınıf öğretmeninden (ve hiçbiri de sınıf mezunu değil) eğitim aldığını düşünürsek aslında nitelikli eğitime (istisnalar hariç) 5. sınıfta başladığı görülecektir. Tabi ilk 4 yılda başarması gereken aşamaların çoğunu atlayarak!

Bir diğer neden olan ilkokulun yetersizliği yine tecrübeli öğretmen eksikliğine dayanmaktadır. Burada iş yine resmin büyük tarafına bakmak gerekiyor. MEB’in bundan sonraki önceliği sınıf öğretmenliğinde olabildiğince açıkları doldurarak ülkedeki tüm öğrencilerin kesinlikle sınıf öğretmenliği mezunu öğretmenlerce okutulmasını sağlamalıdır.

SANATSAL DERSLERDE ÖĞRETMEN EKSİKLİĞİ

Şırnak’taki binlerce öğrenci resim ve müzik öğretmeni ile ders işlemeden ortaokuludan mezun oluyor! Nüfusun önemli bir kısmı küçük köylerden oluşan Şırnak’ta norm saatini dolduramayacağından sanatsal derslerin öğretmenleri atanmıyor.

Demek ki bir öğrencinin kaliteli yetişmesi, norm durumundan daha önemli değil. (?) Bu derslerin öğrencide açacağı farklı bir bakış açısı veya yetenek fark etme durumu sanırım onun yaşamında önemli bir çığır açacaktır.

İLİN SOSYO-EKONOMİK GELİŞMEMİŞLİĞİ

Bu MEB ile doğrudan kaynaklı olmayan ama MEB’i doğrudan etkileyen bir durum. Karadeniz’de fındık toplayan, Akdeniz ve Ege’de otelde çalışan çokça Şırnaklı çocuk görebilirsiniz çünkü çocuk aile için bir gelir kapısıdır. Burada tuzu kuru bir şekilde “Ee, çalıştırmasınlar madem!” demek sosyolojik durumları ıskalamak demektir çünkü ekonomik geliri alt düzeyde olan tüm ülkelerde, toplumlarda çocuklar işçi oluyor. Şırnaklı bir öğrencinin ailesine: “Okula gitmeme gerek yok, nasıl olsa büyünce fındığa gitmem gerekecek.” demesi sanırım ülkenin her bölgeye eşit şartlar sağlaması görevine atıftır. Burada yine birilerinin “Ben de çocukken çalışıp okul harçlığımı çıkarıyordum.” demesinin eğitim psikolojisinde yeri yok çünkü her öğrencinin okula güdülenmesi aynı değildir. Ki zaten okula yeterince güdülenmeyen öğrencinin okula neden güdülenmeyişi okulun da sorgulanmasını beraberinde getirir.

Geleceği belirsiz, ekonomik algısı dar, bölge zorlayıcı ise öğrencinin en son düşüneceği şey okuldur. O zaman bu şartlar iyileşmeden okuldan medet ummak ve Şırnak’ın 80 tane rakiple sınava sokmak ve bu sınav sonrasında onları elemek pek de hakkaniyetli sayılmaz.

EBEVEYN ETKİSİ

MEB’İn LGS 2019 istatistikleri arasında ebeveynin eğitim düzeyi arttıkça öğrencinin LGS’den aldığı puanların da yükseldiğine dair bir veri de vardı. Şırnaklı yetişkinler Türkiye’de en az eğitim gören yetişkinler arasında! Bu yetişkinler dünün çocukları idi. Tıpkı yarının yetişkini olacak şimdiki Şırnaklı çocuklar gibi. Kısır döngü.

Ailenin ekonomik, sosyo-kültürel vb şartlarda iyi bir konumda olması okula olacak olan inanılmaz bir katkıdır. Bugün LGS’de ilk sıralara yerleşen öğrencilerin bazıları okula gelmese bile aile ve okul dışı etüt/dershanelerin sayesinde yine başarılı bir sınav sonucu getirebilir. Hatta okula hiç gönderilmemiş bir çocuk bile bilinçli bir anne babanın elinde günümüzün yoruma dayalı sınavlarında başarılı bir sonuç elde edebilir. Peki bu okulun bazen işlevsiz olmasına mı işaret? Şayet eğitim dediğimiz bizim okullarda yaptığımız bilgi yüklemekse evet!

Şırnaklı çocuğun bu şartlarda, bu sınav mantıklarıyla, bu sıralama çeteleri ile bir yere varacaklarını bir yana bırakalım sağlıklı bir eğitim sürece geçirecekleri bile şüpheli. Öğretmen sitelerinde, formlarında illerin yarıştırıldığı ve buna yorumlar yapıldığını gördükçe eğitsel elitliğimizin yerlerde olduğunu görmekten kaçamayız.

Şartlar eşit değil ama istenilen şeyler aynı! Oysa Şırnaklı olup da spor branşlarında üst düzeye çıkacak sayısız kız ya da erkek öğrenci varken onları neredeyse hiç görmedikleri konulardan sınav yapmak, onlardan başarı beklemek yanılgıdır.

ÇÖZÜMLER

Yukarıda değindiğimiz aile yapısı, ilin sosyo gelişmişlik düzeyin yükseltilmesi MEB’in gücünü aşan şeyler ama bunların değiştirilmeye başlanmasının yolu yine MEB’den geçer. Bunun ilk aşaması bölgeye tecrübeli öğretmenlerin görevlendirilmesi. Bölgede öğretmen bulmak zorken bunu nasıl sağlanacak sorusunun yanıtı zor ancak ülkede bir milyon öğretmenin olduğunu düşünürsek bunun imkansız olmadığı görülecektir. Şırnak’ın kendini toparlayacak bir düzeye gelene kadar buraya yapılacak pozitif ayrımcılık sorunları hafifletebilir. Özellikle Mardin ve Diyarbakır’dan buraya görevlendirilecek tecrübeli öğretmenlerin özlük haklarında yapılabilecek iyileştirmeler sorunu bir nebze olsun hafifletebilir. Bu yapılmadığı sürece siz her yıl binlerce çocuğu kaybetmiş olacaksınız.

Deneyimli öğretmenin yanında idarecilik eğitimi tarzı bir eğitime alınıp görevlendirilen idarecilerin göreve başlaması işin daha profesyonelce ilerletilmesinin önünü açacaktır.

Okul çağında okulda olması gerekirken işe gönderilen öğrencilerin takibinin sıkı yapılması ve MEB’de zaten var olan yaptırılmaların yerine getirilmesi devamsızlık oranının biraz olsun azaltacaktır.

Okulların fiziki yapısı ve teknik donanımlarının ivedilikli yapılması öğrencinin eğitsel materyalden yararlanmasını ve kalıcı öğrenmenin sağlanmasına katkı sunacaktır.

Sınıf öğretmenliği normlarının Şırnak vb illerde kesinlikle doldurulması ve ücretli öğretmenliğin en azından sınıf öğretmenliği için sonlandırılması gerekmektedir.

Kütüphanelerin kurulması ve okuma alışkanlığının sağlanması için bilinçli edimlerin yapılması gerektiği….

Bir öğretmen olarak sanırım üstüme düşeni yapıp dert edindiğim bir konuyu eksiğiyle fazlasıyla dile getirdim ve iş artık yetkililerde.

İller arasındaki gelişmişlik uçurumunu düzeltmeden, yoksunlukları gidermeden, öğrenciler arasında olmayan/sağlanamayan fırsat-imkan eşitliğini sağlamadan merkezi sınavlara tabi tutmalar, üstüne düşünülmeyen istatistikler paylaşmak hiçbir anlam ifade etmiyor. Şırnaklı bir çocuk Ankaralı rakibinin yüzde yarımı kadar imkana ve eğitsel desteğe sahip değilken onları “aa yine sonuncu oldular.” demek neyin ifadesidir?

Orada sonuncu olan onlar değil o ile sunulan imkanlar sonuncu olmuştur.

Yoksa başka neden mi arıyorsunuz?

Şu ana dek saydığımız olumsuzlukları LGS’de birinci olan Muğla’ya taşısak sonuç ne olur?

Dipnot: Şırnaklı bazı erkek öğrenciler sınavdan sonra Muğla’ya gidip garsonluk yapacak!

Hadi sınav başladı çocuklar: Herkese başarılar!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.