banner406

TEOG'un kaldırılması ve yerine nitelikli bir ölçme, değerlendirme ve yerleştirme sisteminin getirilmesi eğitim/öğretimin rayına gireceği anlamına gelemeyecektir. TEOG'un en çok eleştirilen yönü öğrencileri at yarışı benzeri bir yarışa koyup duyuşsal, bilişsel ve sosyal yönlerini zedeleği, paylaşımcı bir sosyal ağ yerine hırsa dayanan bir sınıf iklimi oluşturması, veli-öğretmen-öğrenci ilişkisinin donuklaşaması gibi genel geçer nedenlerdi. Kuşkusuz bu sonuçların ortaya çıkmasında TEOG'un sıralamaya dayalı bir sınav sistematiği içinde olduğuna bağlanabilir ancak bu alt düzeyde tutulabilecek bir durumdu. 

TEOG'un ilk uygulanmaya başladığı ilk yıl, sınav amacının çocukların üzerindeki yükün hafifletilmesi, ailelerin hem ekonomik hem de duygusal olarak rahatlaması olarak nedensellendirildi. Bu başarılabilirdi ancak uzun yıllardır ezber ve bireysel gelişimden çok yüksek statülü mesleklere erişim yolu olarak görülen eğitim sisteminde büyüyen bireylerin oluşturduğu ağ, buna engel oldu. Ezber, hırs ve yıpratıcı bir eğitsel süreçten geçip öğretmen ya da akademisyen olan eğitmen kendini çağdaş eğitsel süreçlere adapte edemediğinden mesleğe başladığında aynı olumsuz süreçleri kendi öğrencilerine de uygulamaya başladı ve bir süre sonra olumlu değişimler yaratmak için yapılan köklü sınav değişimlerinin sonuçları hep aynı oldu: yarış atı çocuklari kaygılı veliler, iş yükünü gereksiz ve verimsiz yere arttıran öğretmenler ve diğer müdürlerin okullarını geçmek için bilinçli olmayan yöntemler seçen yöneticiler... Ve en önemlisi bir türlü rayına koyulamayan eğitim sistemi. Heba olan ve yerine konulması gittikçe zorlaşan doğal ve bilişsel kaynaklar...

TEOG ilk geldiğinde öğretmenler öğrencilere test, ezber, hırs gibi yıkıcı yöntemlere başvurmak yerine kendi alanınının gerekliliklerini çağa uygun yöntem ve tekniklerle sunup içeriği zenginleştirseydi, sanat ve sporla ilgili branşlar çocukların varoluşsal yeteneklerini geliştirip enerjilerini olumluya kanalize edebilseydi, yöneticiler okullarını salt akademik derslerde ön sıralara taşımak yerine öğretmen ve öğrencileri için daha kaliteli eğitim alanları ve fırsatları sunsaydı belki şu anda TEOG bir sorun olmaktan çok her geçen içerik ve biçim olarak geliştirilen bir yapıya bürünürdü. Ve öğrenciler gerçekten yılda iki kez yapılan sınava rahat bir şekilde girerdi (TEOG'un içeriksel sorunları, kapsam ve geçerliliği eleştirilmek şartıyla).

TEOG kalktı diye eğitimcilerin verimsiz ve zorlayıcı yöntemlerinden vazgeçeceklerini sanmıyorum zira bizdeki eğitim sürdürümü gelişimsel/güncel/işlevsel olmaktan çok alışkanlıklar üzerinden giden bir yönü var. Mesela TEOG Türkçe testinde sorulan dilbilgisi soruları her iki dönemde 40 sorunun sadece 8 tanesini oluştururken öğretmenler ısrarla Türkçe kullanımına ve gelişimine pek de katkısı olmayan dilbilgisini yoğun olarak işliyorlardı. Gibi gibi...

Gidenin üzerine daha yığınla söylem, veri ve görüş sunulabilir ancak şimdilik nokta.

TEOG yerine illa ki bir seçme sistemi gelecektir. Bunun ulusal standartta bir sınav mı yoksa yerel ve özgün bir yapımının mı geleceği önümüzde süreçte paydaşlarca yapılacak tartışmalardan çıkacak uzlaşmaya bağlı olacak. Gelecek yapının sonuç olacağını unutmayalım. Ve aslında sonuçtan çok sonucun öncülü önemli... Eğitim girdileri, işlenisi, süreçleri, materyaller... Sekiz yıl boyunca sunulan eğitsel eğilim sekiz yılın sonucunda yapılacak yerleştirme sürecinden daha önemlidir. Bu süreçte çok yönlü, eleştirel, ilerlemeci, tartışmaya açık, sanatsal ve sportif gelişimselliği sağlanmış, barışçıl bir toplumun bireyi olabilecek, ülke kaynaklarını tututmlu ve bilinçli kullanabilecek... bireylerin yetiştirilmesi sağlanamadığı sürece dünyanın en mükemmel işleyen ölçme, değerlendirme ve yerleştirme sistemi de getirilse sonuç aynı olur. Zira ölçülecek şeylerin nitelikli olması nasıl ölçüleceğinden daha önemlidir çünkü ölçülecek olan var olandır, somuttur va yaşama uygulanandır. Ölçüm ise yapay, değişken ve sadece bir araçtır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
engin 2017-09-26 07:27:49

Suçlu öğretmenlermiş gibi bir algı oluşmuş yazı genelinde ayrıca sayın yazar teog bir ölçme değerlendirme sisteminin adı siz sanki öğretmenler iyi ders anlatmıyor eğitim bilimlerine uygun yaklaşımlar kullanmıyormuş ve suçlu oğretmen ve idareciymiş gibi bir algı oluşturmuşsunuz idareci yeteri kadar gelmeyen kaynakla mı uygun sınıf ve okul ortamı oluşturacak öğretmen müfredatta yıllık planda olandan kitaplarda olandan başka bir konu anlattı da mı sanki başarısızlığın sebebi öğretmen bunların da farkına varın lütfen...