banner374
Cebir; sayıların çok büyük veya gerçekte bilinmiyor olması gibi belirsiz durumlarda semboller kullanarak matematik problemi çözme yöntemidir. Aynı zamanda zorlama, zor kullanma anlamlarına da gelmektedir. Bu her iki anlam da matematiksel işlevsellikle örtüşmektedir. Çünkü kadim bir yanlışlanmışlık yaşayan insan kendi veya kendi dışında her türlü faktöriyel unsurların nokta-i nazarının kendi hesabına evrilmesi eşiğinde alabildiğine egosantrik davranmış, matematiği  ve geometriyi anlamamayı kendi zekâsal pozisyonuna itelemiştir.  Bu da matematiğin kendi öz doğasına aykırıdır. Çünkü genel geçer bir kanıya göre insan bilmediğinin düşmanıdır ve bilmediğini zinhar sevmez.  Cebir’in anlamında da bu yaygın kanaati besleyecek ketum ve anlaşılmaz bir mananın fısıltısını işitiriz.

Matematik ve onun yan bir türevi olan “geometri “ anlatımsal, betimsel ve aktarımsal olarak kantitatif olandan çoğunlukla ırak olduğu için yani onu aktaran kişinin semboller, denklemler, sayılarla zaten nicel olan şeyi daha da soyutlayarak, aklın muhakeme gücünü cebretme, zorlama çoğunlukla insanda düşünüşten kopuşu sağlamakta,  matematiğe karşı kaygan bir zemin oluşturmaktadır. Hâlbuki matematik, tabiatın doğal bir normudur; hayatın özünden kopup gelen bu normlar dizisi her anlamda hayatın diyalektik karmaşasını anlamsal bileşkelerle muhkemleştirmektedir. Bir anlamda matematik, hayatın kalitesini arttırmış, bize yeni yeni yollar göstererek günümüz dünya denklemindeki bağlantıların özünü ortaya koymuştur.

Dünya, kuruluş tabiatı sırrı itibarıyla matematiğin, geometrinin, fiziğin, kimyanın ortaya koyduğu denklemlerden karşılıklı olarak beslenmiş, sembollerde ve denklemlerde soyut ama uygulamada somut olan bağlantılar ortaya koymuştur. Arının peteğinden kar tanelerine, canlı varlıkların vücut kompozisyonlarından cansız varlıkların yapılarına, sineğin yapısından uçağın tasarımına ve bunun gibi birçok metafora matematiğin normatif denklemlerinden ulaşabiliriz.

MATEMATİĞİ NASIL ANLATMALIYIZ?

“İki kere iki dört eder” temel normunun neden dört ettiğini mantıkla izah edebilmeliyiz. Örneğin iki tabakta ikişer tane elma var. Bunları somut olarak yapar iki tabağa ikişer tane elma koyarız. Yani her bir tabakta ikişer adet elma olur. Bunu yapmak soyut olan bir şeyi kantitatif düzgüselliğe indirgemektir ve aklın muhakeme gücünü arttırmaya yardımcı olacaktır. İki tabaktaki elmanın nasıl dört ettiğini uygulamalı ve kantitatif bir şekilde prezantasyon yapmak diğer çarpım kurallarında yeni bir genellemeye gidişin kapısını aralayacaktır. Yani “iki kere iki dört eder” basit matematik kuralı , iki tabaktaki ikişer elmanın dört elma edişi gibi bir metafora denk ise zihin bunu yeni genellemelere açık tutacak, işin doğal mantığını kavramış olacaktır. Yani “üç kere beş kaç eder?” matematik problemini hızlı bir zihinsel metafora dökecek olan insan, “üç tabakta beşer elma kaç elma yapıyorsa üç kere beş de aynı denklemde yerini bulacaktır.” gibi basit mantık kuralını bütün matematiğin türevlerine uygulayacaktır.

MATEMATİK VE GEOMETRİ

Matematik, bilinirlik skalası arttıkça insan hayatını kolaylaştıracak; insanda soyut zekanın sınırlarını arttıracak olan ve denklemsel izdüşümünü tarihsel fırsata çevirecek olan kavramsal, tematik ve tedrici bir  fenomendir. Geometri ise şeylerin skalası olarak anlamlandırılan ölçme-tartma fenomenidir.

www.mebpersonel.com

BESTAMİ BOZKURT

EĞİTİM UZMANI

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol