Türkiye, eğitimde başarısız mı ki? sorusuna benim kişisel olarak verecek bir cevabım yok.

Buna cevap verecek yanıtımın olmaması yıllara dayanan sosyal sorunların varlığı ve sorunların temel nedenlerden biri de eğitimdeki başarısızlıklara bağlamamdan kaynaklanmaktadır.

Ben kim miyim ki sorusuna eğitim uzmanı diye bir kibirli yanıt vereyim!

Eğitim adına uzmanım, diye kitlelere yön verenlerin uzmanlığını kim tartıştı ki benimki tartışılsın?

Yakın tarihte PISA'da alınan puanlardaki artış bazı çevrelerde olumlu bir hava gibi yansımış, PISA Direktörü Schleicher “Türkiye’yi kutluyorum. Bu başarı eğitimdeki yeni politikaların sonucudur.” demiştir.

Birkaç başarılı öğrencinin test ortalaması neden tüm öğrencilerin gibi yansıtılıyor ki?

Burada örneklem evreni tam yansıtmıyor ki!

PISA yetkilisinin bu sözünün bir değerinin olabilmesi için eğitimin toplumun sağaltan, toplumu geliştiren ve topluma olumlu değerler kazandıran bir yapıda olması gerekir.

Eğitim yukarıda sayılan ve daha da sayılabilecek yönlere bir katkısı var mı?

Her gün yüz binlerce öğretmenin tanık olduğu ve öğrencilerde görülmeye başlanılan ilgi ve merak eksikliğinin yanında basit konuların bile yordanamayışı eğitimin geliştiğine mi örnek?

PISA bir ölçme sınavıdır, bir süreç değil.

Bazılarımız süreç demek ki iyi ki sonuca yansımış diyebilir ama burada işin tribüne oynanması gibi bir durum var.

Siz çocuklarınıza: "Bak sınavda bu çıkıyor, bunlara çalışın." dediğinizde aslında bir nevi hileli oyun kurguluyorsunuz.

Nitelikli her yapının eğitimdeki amacı sınavlardan yüksek puan aldırıp plasebo etkisi yaratmak değil, eğitsel içeriklerin sosyal yaşayışa katkısını sağlamaktır.

2005 yılından sonra ismi jelâtinlerle parlatılan Yapılandırma Eğitim anlayışının aradan geçen on beş yıla rağmen sınıf ortamlarına yansımadığını üstelik sözüm ona Yapılandırmacı Eğitimle ortaokul, lise ve üniversite eğitimi alıp göreve başlayan öğretmenlerin üretken olmakta edilgen kaldıkları, MEB'in gönderdiği etkinlik kitapları dışına pek çıkmayıp öğretmen merkezli eğitime devam ettiklerine tanık olunmayan nadir durumlar var.

Siz son yıllarda merkezi sınavlardaki soru yapısını değiştirerek büyük çığır açtık deseniz de eğitimin temel omurgası olan sınıf ortamları hala esasici olması ölçme aracıyla aydınlığa ulaşmayı basit bir iyimserliğe evriltmektedir.

On iki yıl süren zorunlu eğitimin on iki yılında da çok az istisna dışında neredeyse hep bilgiyi beyne sokmaya dönük bir eğitimin sorunlu bir toplum yaratabileceği tezini ortaya atacak değilim zira bunlar zaten onlarca yıl önce açıklığa kavuşan savuntular.

Nasıl ki televizyon ya da internetin yoğun kullanımı beyin ve dil gelişimini sekteye uğrattığı artık kanıtlanmışken ezberci eğitimin bundan daha yıkıcı olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz.

Sosyal yapının sorun üretmeye başladığını anlamak için bir haber bültenini izlemek bile yeterliyken daha kanıt isteyecek olan var mı?

Çocukların dış dünyayla bağ kurmaya başladığı anda mükemmel işleyen beyin işleyişi ilkin ebeveynlerin bilinçsizliği ile görsel bombardımana tutulurken beynin geriye kalan kısmı da okullarda köreltilmeye tabi oluyor.

İnsan beyni bir bilgiyi ezberlemek için değil, sürekli bir problem çözme ve üretime dönük bir özelliktedir. Siz ona ezberlettirerek onu öz doğasından ayırıp bir sabitliğe bağlıyorsunuz. Sıkıcı bir iş ve disiplin sorununa yol açan bir etkendir bu aynı zamanda.

Bu sabitlik artık problem çözme, sorunla başa çıkma, eşik atlama gibi yapması gereken işlerden alıp üstelik daha fazla enerji harcattırıp artık işlevi olmayan –Galileo’nun bilmem kaç yüz yıl önce ortaya çıkardığı şeyi- yığınları ezberletmeye çalışıyoruz. Akademik alana şayet özel bir ilgin yoksa sıkıcıdır. Ve herkes akademi sevmez. Dünyadaki tüm üretimi sağlayan milyarlarca birey değil bir avuçtur sadece. Bunların yaratıcı yönü eğitimle körelmediği için –ki büyük bir kısmı okulu yarıda kesmiştir- ürettiği değerleri tüm dünyaya pazarlar. Aslında beyni köreltilen bireyler bu yaratıcı kişiler için iyi birer müşteridirler!

Türkiye hep var olanı nasıl iyi hale getiririmin derdinde olan bir ülke.

Peki var olan kötüyse ve siz farkında olmadan kötü olanı geliştirmeye çalışıyorsanız ölümünüz ne kadar uzaktadır?

“Çare var olanı yıkmak.” Buradan anarşi mi gelsin diyecek olanların ne yaman bir ıskalamanın içinde olduklarını belirteyim.

Dünyadaki tüm çalışma alanlarının tarihi, yüzlerce yıl kullanılıp sonradan yanlışlığı anlaşılan yöntemlerin terk edilmesi ile doludur.

Eğitimimizin rayında gittiğine dair sözleri sarf edenler işin ne kadar bilincinde?

İdeal eğitim nedir sorusu sanırım benim kişisel olarak en klişe olarak gördüğüm ve üstüne düşünülmesine gerek olmayan bir soru olarak görüyorum artık.

2020 yılına giriyoruz ve başta pozitif bilimler ve bunun paralelinde sosyal bilimler neyin nasıl olması gerektiği için minyonlarca veri üretmiştir.

Doğa bilinci, insanî değerlerin yaygınlaşması, hukuki haklar, hayvan hakları ve sürdürülebilir bir yaşam döngüsü artık yerine getirilmesi gereken “farzlar”dır.

Hayvanlara söyle yapsak, şu parkı böyle yapsak, şu asfaltı böyle mi döksek, sınıf düzeni böyle mi olsun tartışmaları artık zaman kaydı. Çünkü uygulanmasına daha önceden başlanması gerekirdi zira eğitimin etkisi 15-20 sonra ortaya çıkan bir süreçtir.

Bu güne bakıp geç kaldık diyebilir miyiz sizce?

Uzun yıllar önce bu sorular sorulmuş ve uygun olanlar yapılmaya başlanmıştır. Ve bunu iyi niyetli başaran da sadece bir avuç ülke/topluluk.

Bizim eğitim fakültelerinde eğitimin pîrleri olarak gördüğümüz kuramcıların aslında Amerikan’ın insanı dizginlemek ve sömürmek için kullandığı tekniklerin teorisyenleriyimiş.

Biz Türkiye olarak neden kendi öz eğitimi sistemimizi yaratmıyoruz?

Üstelik bu yaratma yıllarca kafa patlatmaya da gerek olmayan bir durum çünkü elimizde yeterince veri var artık.

Burada en önemli nokta amacımızın ne olduğudur.

Amaç nitelikli birey yetiştirmekse şu an ki mevcut eğitim sistemi zerre başarılı olamaz.

Şimdi burada sonradan görmeler gibi şu ülke bunu başardı, bu bilim insanı şunu icat etti’ye düşmeyeceğim.

Bazen bu ülkede de 80.000.000’un arasından sıyrılıp bir şeyler başarabilir ve bunu kesinlikle ülkenin başarılı olma hanesine yazamazsınız.

Burada önemli olan toplam toplum düzenidir.

Sağlık mı?

Barışık mı?

Mutlu mu?

Üretken mi?

Yardımsever mi?

Üzgün mü?

Kedi köpek patisi kesiyor mu?

Sigara kullanımı çok mu?

Bir katil yirmi yaşında bir balerin kızı bıçaklıyor mu?

Burada “ama tüm ülkelerde bu olabilir.” demeniz işin içine dahil edilmemeli. Bu yazının herhangi bir yerinde şu ülke çok şahane gibi bir söylemim oldu mu?

Burada kendimizi kendi içimizle değerlendirmeliyiz.

İnsan türü doğduğunda diğer canlı türlerine göre her ne kadar bilişsel olarak daha iyi olsa da davranış olarak ilkeldir. Acı, üzüntü, duygudaşlık –empati- gibi duyguları sonradan deneyimleyerek öğrenir ancak siz bu deneyimleri yaratacak düşünsel alanı yaratmak yerine akademik bilgi vermeye çalışırsanız arada bir canilerin çıkmasına da hazırlıklı olun.

Sınıf ortamında oluşturduğunuz hırsın yetişkinlik yaşında istenmeyen olayların yaşanmasına neden olan bireylerin varlığına zemin hazırlarsınız.

Siz hiç öğrencilerin akademik yönü yerine kişisel yönünü saptayıcı test uyguladınız mı?

Buradaki kastım rehberlik servisinin yaptığı basit ve aslında temel amacın yine sınav başarısını arttırmaya dönük testler değil.

Kastım bu eğitim anlayışının insanı yozlaştıran yönünü ortaya çıkaran testler.

Yazı mı çok karamsar oldu?

O zaman haber bültenlerini izlerken Pes! diyeceğiniz haberlere devam.

Gelelim eğitimin nasıl sağaltılacağına?

Dedim ya üstüne düşünmeye gerektirecek çok bir şey kalmadı.

Yaptığınızın tersini yaparak işe başlayabiliriz.

PISA’dan da medet ummayın. O sadece bir sınav!

Aydın MERAL,

Çocuk Edebiyatı Yüksek Lisans.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.