Bir taksi ayağınıza ne kadar hızlı, güvenilir gelebilir? Üstelik şeffaf, üstelik şoför sizi tanıyor, kandırılma ihtimaliniz sıfır...
 
Uber…
 
Uber bir taksi akıllı telefon aplikasyonu…
 
Akıllı telefonunuzdan aplikasyonu açıyorsunuz, en yakındaki taksileri bulabiliyorsunuz. Otomobiller, station wagonlar,cipler, mercedesler, … yani taksinin tipini seçebiliyor onunla gideceğiniz yere gidebiliyorsunuz. Taksinin kaç dakikada yanınıza gelebileceğini biliyorsunuz. Taksiyi akıllı telefondaki haritadan takip edebiliyorsunuz. Önünüze geldiğinde kapıyı açıyorsunuz ve şoför hoş geldiniz Ahmet Bey, Ayşe Hanım diyor. Çünkü sistem karşılıklı çalışıyor. Siz de şoförü tanıyorsunuz. Şoföre nereye gideceğinizi, ne kadar para ödemeniz gerektiğini veya yol güzergahını konuşmanıza gerek kalmadan gündelik muhabbetler ediyorsunuz. Çünkü sizin tanımladığınız güzergahı şoför sistemden görüyor. Ayrıca Gideceğiniz yer için Uber en kısa mesafeyi şoföre tarif ediyor. Şoför yolu uzattı mı, beni aldatıyor mu diye bir derdiniz yok. Güzergaha varınca taksi duruyor. Para ödemeniz Uber üzerinden kredi kartınızdan düşüyor. Şoför hakkında, taksi hakkında, taksinin temizliğine, şoförün iletişimine  görüşünüzü Uber üzerinden yazıp puanlama yapabiliyorsunuz. Uber üzerinden çok düşük puan alan şoförler Uber sisteminden atılıyor. Ayrıca siz de çok puan alan şoförleri de aynı sistem üzerinden görüp memnuniyet skalası en yüksek şoförü seçebiliyorsunuz.
 
Ha söylemeyi unuttum.
 
Uber, 2010 yılında San Fransisco’da kurulmuş.
 
Uber, kendi taksi ağını kuruyor. Güvene dayalı çok güzel, örnek alınası bir aplikasyon. Newyork, Toronto, Boston, Chicago, Londra, Dubai, Roma, Sao Paolo, Mumbai, Tokyo’da çoğu kimse normal taksilere binmek yerine Uber sistemindeki taksilere biniyor.
 
Şoförler Uber’den maaş alıyorlar.
 
Düşünebiliyor musunuz?
 
Taksi deyip geçmeyin. Şoför arabasını en güzelinden almanın çabasına girer bu sistemde. Temizliğine, yolcuyla iletişime, dürüstlüğe ve en önemlisi Uber’in merkezi tarafından titiz denetlenen şoförler kesinlikle yolcuyu memnun etmenin gayretine girecektir.
 
Görüyor musunuz?
 
Alan memnun veren memnun dedikleri bu olsa gerek.
 
İstanbul’da da hizmet vermeye başlamış.
 
Keyfilikten uzak bu sistem çok sürmez kısa zamanda yaygınlaşır. Türkiye’de de bir an önce yaygınlaşır inşallah.
 
Ama…
 
Neden böyle öncü sistemler hep Amerika’da geliştirilir?
 
Sanırım demokrasisi gelişmiş, ekonomi öncelikli, insan memnuniyeti tandanslı girişimlerin desteklendiği devlet ekolümüz olsaydı bizde de olurdu? Bizler yıkık dökük, virane olmuş eğitim sistemimizi neresinden tutsak dökülen okullarımızı nasıl düzeltebiliriz sorusunun cevabını bulmaya isteksiz politik nosyonumuzu değiştirmedikçe halen dışarıdan gelen inovatif girişimleri övmeye devam edeceğiz.
 
Sen ne yaptın diyenlere ise, ben bir tane büyük eğitim projesiyle(Gokam Projesi) bakanlığın yollarını tüm imkansızlığımla aşındırdım.
 
Her neyse…
 
Ülkemizde yaşanan terör olaylarının yanında müfettişlerimizle birlikte TEM, KOM gibi emniyet birimlerimiz eşliğinde paralel devlet yapılanması operasyonu diye uydurulan gülünç operasyonlarla dışarıya kendimizi güldürüyoruz. Yahu suçlu varsa tut, soruştur suçu neyse tutukla, at içeri. Bu zamana kadar iddianame bile yazılmayan aylardır içeride tutulan polislere mi, gazeteci Hidayet Karaca ve Mehmet Baransu’ya mı ne dersiniz? İddianamesi yazılsa da suçlarını öğrensek…
 
Geçen senelerde sinemada Sürgün İnek filmi seyretmiştim. 28 Şubat sürecini komedi tarzında işleyen bir film. Atatürk büstünü deviren inek müfettişlerin ve askerlerin baskısı sonucu bir süreliğine başka bir köye apar topar götüren insanları kahkaha tufanı eşliğinde izlemiştik. Geçenlerde bir okul baskınında sürgün papağan başlığıyla verilen haber dikkatimi çekti. Müfettişler okulda bir papağana rastlıyor. Kafesin içinde şirin küçük bir papağan… Papağanın bir öğrenci velisi tarafından okula hediye edildiğini duyan müfettiş “aha yakaladık işte” heyecanıyla olsa gerek “yönetmeliklere aykırı kardeşim, derhal bu papağanı uzaklaştırın” diyor. Okul idarecileri müfettişin şaka yaptığını düşünüyorlar ama hiç öyle bir belirti yok. Çaresiz veliyi arıyorlar, gel papağanı götür diye. Veli de şaşkın, hayır hocam benden çıktı sizin tanıdığınız birine hediye edin diyor. Bir sivil toplum kuruluşuna sürgün olarak gidiyor bizim şirin papağan…
 
Hangi devirde yaşıyoruz sorusu sanırım bu dönemde çok anlam kazandı.
 
Yukarıda Uber’den mi bahsetmiştik. Biliyorum sıkıldınız Uber gibi bir konunun ardından böyle bir konuyu okuduğunuz için. Ama gerçekler böyle maalesef.
 
Sonuç olarak…
 
Uber, gelecekte bizim eğitim sistemizin temel mekanizmasına büyük bir muhayyile oluşturabilir.
 
Memnuniyete dayalı bir eğitim sistemi olabilir. Gokam Projesi esas alındığında öğrencilerin, velilerin, okul idaresinin angajmanları doğrultusunda oluşacak puanlama sistemiyle memnuniyeti esas alan bir sistemde öğretmen arkadaşlarımız da kendi içindeki cevheri ortaya çıkarmak için daha fazla gayret içinde olabileceklerdir.
 
Milletler parasızlıktan değil ahlaksızlıktan çökerler.(Çiçero)
 
Memnuniyet ve dürüstlük temel ilkemiz olmalıdır.  


bestamibozkurt@gmail.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
muhittin 1 yıl önce

uber turklerin sanıyordum

Avatar
muhittin 1 yıl önce

uber turklerin sanıyordum