banner374
 Türkiye’de bin bir hengâme içinde unutulan birçok şeyin içinde çok önemli bir konu var; Balkanlar. Unutulmamalı ki Edirne, İzmir, Bursa gönlümüzde neyse Selanik, Yanya, Üsküp odur. Onlar kadar kutsaldır, gönlümüzde onlar kadar vatandır…

Birkaç gün önce basında bir haber çıktı.’’Başbakanlık Devlet Arşivleri müdürlüğünce vatandaşlar için mirasçılarınıza ait iskân kayıtlarını çıkartma hizmeti verilmektedir.57 vilayete ait 3690 defterden oluşup, 1912 Balkan Savaşları ile başlayıp, 1914 I. Dünya Savaşı ile devam eden süreçte ve daha sonra Lozan Antlaşması ile mübadil olarak Yunanistan’dan gelen, müteakip yıllarda ise gerek serbest göçmen, gerek mülteci ve gerekse ailelerin birleştirilmesi çerçevesinde gelen muhacirlerin, muhacir ve iskân kayıtlarından müteşekkildir.’’

http://www.devletarsivleri.gov.tr/icerik/231/iskan-kaydi/

Bu ülkenin Balkanlardan gelen bir vatandaşı olarak Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’ne samimi ve gönülden teşekkür ediyor size şu ana kadar yayınlanmamış dilden dile anlatılarak dolaşan bir balkan hikâyesini anlatmak istiyorum:

GAZİ ÇINAR DEDE

Balkan dağlarının eteğinde, göl kenarında küçük bir köy; yüz yıldan fazla sürekli serhatta akıncı gönderen, hiçbir evde yaşlı erkeğin olmadığı, şehitlerin kılıçlarının evlerin duvarlarında sıra sıra dizili olduğu bir köy vardı.

Köyün en yüksek yerinde ise ulu bir çınar vardı. Sefere giden akıncıları yolcu eden, seferden dönen akıncıları karşılayan ulu bir çınar. Köyde adetti, akına gidenler yola çıkmadan önce bu çınarın yanına uğrar boyunlarındaki yemenileri bu ağaca bağlarlardı. Dönüşte ise köye uğramadan çınarın yanına gidip savaşa giderken bağladıkları yemenilerini alırlardı. Şehitlerin yemenileri ise çınarda kalırdı.

Bir bahar sabahı köye Yanya kalesinden yollanan ferman ulaştı. Düşman büyük bir ordu kurmuş Yanya’yı almak için geliyor, tüm akıncılar kaleyi savunmak için göreve çağrılıyordu. Köyün tüm yiğitleri toplandı dualar eşliğinde yemenilerini ulu çınara bağlayıp Yanya’ya gittiler. Bir süre sonra düşman büyük bir ordu ile Yanya’yı kuşattı. Çok çetin bir savaş oluyor, düşman kale duvarlarına kadar geliyor ama içeri giremiyordu. Edirne’den beklenen yardım bir türlü gelmiyor ama serhaddın kahraman akıncıları yılmadan yorulmadan savaşıyorlardı.

Kuşatma altındaki Yanya’da önce ekmek bitti. Yiğitler aldırmadı savaşmaya devam ediyorlardı. Sonra korkulan oldu, su bitti. Düşman Yanyaya gelen su yollarını kesmiş, kuyularda tükenmişti. Yiğitler içecek, yaralarını temizleyecek, abdest alacak su bulamaz olmuştu.
Mübarek Kadir gecesiydi.
Düşman saldırısı yeni bitmişti. Su olmadığı için teyemmüm eden yiğitler topluca namazlarını kılmışlardı. Susuzluktan gözleri kararan, bilekleri titreyen ve yarın gelecek saldırıdan sağ çıkamayacaklarını anlayan bu inanç abideleri şehit olacakları için seviniyorlar ama düşmanın Yanyayı alacağı düşüncesiyle feryat ediyorlardı.

Namazın bitiminde Paşa ayağa kalktı ve askerlere döndü:

’’Yiğitlerim, hakkınızı helal edin. Gün Allah’a varma günüdür.’’diye seslendi. Sonra ellerini göğe kaldırarak

’’Ya Rabbim hepimize şehit olmayı nasip eyle, lakin Yanyaya düşman ayağını sokma, ezanları dindirme, Sancak-ı Şerifi indirme ’’sözleriyle duasını bitirdi.

Herkes bir köşeye çekilip uyumaya hazırlanırken Büyük Cami tarafından tekbir sesleri gelmeye başladı. Caminin bahçesinde bir çınarın bütün dallarının ucundan su fışkırıyor, her dal kalınlığınca bir pınara dönmüştü. Bütün askerler doyasıya içti, abdestler alındı ve sabaha kadar şükür namazları kılındı.

Sabah gün ışırken paşanın emri ile Mehter vurmaya başladı. Suya doyan, su ile gözleri ve bilekleri pekleşen, bu mucize ile de gönülleri pekleşen yiğitler savaşa hazırdı. Kale kapıları açıldı ve düşmana saldırdılar. Öğlen olmadan düşman bozulmuş kaçıyordu. İstanbul’u almak için yola çıkan ordu, daha asıl kuvvetler gelmeden Yanya önünde dağılmıştı.

Nihayet sonbahar geldi. Savaş zamanı bitmişti. Köye dönen yiğitler yemenilerini almak için çınarın yanına geldiklerinde şaşırdılar.Çınar yerinde yoktu. O hızla köye girdiklerinde ulu çınarın Kadir gecesi büyük bir gürültüyle göl kenarına indiğini öğrendiler. Artık göl kenarında olan ulu çınarın yanına gidince onu kökünün yarısı gölün sularının içinde, savaşa giderken bağladıkları yemeniler üstünde her zamanki gururlu duruşuyla buldular. O zaman anladılar ki Yanyada Kadir gecesi askerlere su veren bu ulu çınardı. O günden sonra adı Gazi Çınar Dede oldu ve o günden sonra doğan erkek çocukların boynuna deri kırnapla Gazi Çınar Dedenin dalından çocuğun serçe parmağı büyüklüğünde bir parçayı bağlamak adet oldu.

Eğer bir gün boynunda deri kırnapla ufak bir çınar parçası asılı bir yiğit görürseniz bilin ki o Yanyalıdır ve yemenisi Gazi Çınar Dedede asılıdır.

 

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
seroo 2 yıl önce

çok etkiliyeci