banner374
       EĞiTİM SİSTEMİMİZ
       
       Değerli arkadaşlar sanayi toplumlarının en büyük özelliklerinden biri de  kişinin kendisini alanında uzmanlaştırmasıdır. Uzmanlaşan bu kişiler yaptığı işlerinde görev heyecanı bilgi ve becerilerini doğru bir şekilde gelecek nesillere aktarır.  Böylece yine kendi alanında uzmanlaşmış bireyler ve yine uzman bireyler... Öyle bir toplum düşününki herkes kendi sevdiği işi yapıyor ve bu kişiler çevresindekilere ışık yayıyor. Bir söz vardır " kişinin heybesinde ne varsa dışarıya o kokuyu verir." İşte kişi kendi alanında gerek alan bilgisinde mesleki kariyerinde kendini yetştirmişse bunu çevresinede yansıtır.  Ve böylece  muazzam bir toplum oluşur.

     Gel gelelim bizim eğitim sistemimize ve başında bulunan kişilere... Batılı ülkeler yani birinci dünya ülkeleri dediğimiz ingiltere, amerika vs. Onlara bu vasfı veren yegane şey her iş kolunun başında işin erbabının olmasıdır. Kişiler geçicidir kurumlar ve sistemler kalıcıdır mantığıyla hareket ederler ve yüzlerce senelik eğitim politikları oluştururlar ve her başa geçen kişi bu eğitim politikasını bir bayrak yarışı misali süresinin sonuna kadar taşır ve gelecek kişiye devreder. Böylece gelecek kişi ne yapacağını ve nerden devam edeceğini çok iyi bilir. İşte bu noktada Türkiye'ye bakalım. Bizim eğitim sistemimizde birinci derece iktidarların eğilimleri yer alır. Bu haliye baktığımızda eğitim sistemimiz kocaman bir "yamalı topa" benziyor. Her gelen iktidar yamayı yapıştırıp gidiyor ve süreç böyle devam ediyor. Peki olan kime oluyor? iktidardakiler gibi düşünmeyenler isteselerde istemeseler de olanlara razı kalmak zorundadır. 
          

                                                                              YOKSUL VE AÇ ÖĞRETMENLER


       Değerli meslektaşlarım maalesef hepimiz aç veya yoksulmuşuz.   Memur-Sen'in "açlık ve yoksulluk sınırı" araştırmasına göre, Mayıs ayında 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı bin 34 lira, yoksulluk sınırı da 2 bin 782 lira oldu.  Benim anlamadığım ve kafama takılan soru şu: Madem Memur-Sen durumumuzu biliyor neden toplu sözleşme masasında 4 + 0 'a evet dedi. Bu sıralar toplumda "yetmez ama evet" çilerde ne kadar çoğalmış.

                                                                                OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİ


     Adı ne kadar kötü ya bu eğitimin. İsminde okul öncesi var ya çek çekebildiğin yere kadar. Çocuğa anne karnında mı, bir , iki, üç , dört, beş, yaşında mı.... Ne zaman verilecek bu eğitim. Bu sene 5-6 ... gelecek sene 4- 5 ... Bence bu kürtaj olayları hep okulöncesi kelimesinden kaynaklanıyor. Sağlık Bakanı " sen doğur, devlet baksın diyor". Bunu söylerken bence okulöncesi öğretmenlerine güveniyor.  Bu sözün anlamı "Sen doğur okulöncesi öğretmenleri baksın". Sözüm ona zaten çalışmıyor muşuz. 15 saat çalışıyormuşuz..


  
          

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol