banner374
            Bir yeni yasamız daha var artık. Körpecik. Henüz yedi günlük.

                Yeni yasa dediğime bakmayın siz heyecandan dilim sürçtü. Hani son zamanların moda tabiri var ya “torba yasa”…

                Mevcut bu yasa ile müsteşar hariç Milli Eğitim Bakanlığının merkez teşkilatında görev yapan tüm yöneticilerin görevleri sona erdi. Yöneticiliği sona eren bu eski yöneticilerin bir kısmının yöneticiliğine bakanlıktan vekâlet vizesi çıktı.

                Bu arada iki buçuk yıl önce çıkarılan 652 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ihdas edilen grup başkanlıkları yeni, çiçeği burnunda, körpecik torba yasa ile kaldırıldı. Yerine 652 öncesi bakanlıkta mevcut bulunan daire başkanlığı geri getirildi.

                Haydi ya demeden yine 652 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile “denetçi” olan bakanlık müfettişleri ile “il eğitim denetmeni” olan ilköğretim müfettişleri birleştirilip “maarif müfettişi” oldular

                Aynı kararname ile 60 aylık ve üstü yaşta yer alan çocuklar da eğitime dâhil edilmişti. Neyse bakanlık o yanlış karardan çabuk vazgeçti. Çabuk vazgeçti vazgeçmesine ama 2011 yılında 60 aylık ve üstü yaşta olup da sisteme dâhil edilen çocukların durumu ne oldu?  O masum yavruların hali nicedir bilen var mı? Bu konuda acaba bilimsel bir çalışma yapıldı mı, yapıldıysa ne gibi sonuçlar ortaya çıktı, yapılmadıysa nedeni nedir?
             
   Gerçi bu yapboz oyunun nedeni sınıf / ders deneyimi olmayan birilerinin bakanlığın farklı birimlerinde görev alarak tez çalışmalarını hayat geçirme gayreti değil mi?
              
  Şimdi hatırlayalım.
                652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ne zaman çıkmıştı?
            
    Eylül 2011’ de. Yani Mart’ 2014 de yayımlanan yeni torba yasa çıkmadan iki yıl altı ay önce. Vay be çok üzüldüm şimdi. Henüz emekleme aşamasında mevta oldu bizim 652.
             
   Neden olacak ben yaptım oldu, sen yaptıydın olmadıydı.
               
Koskoca Milli Eğitim Bakanlığında kısa süreler içinde, nedeni belli olmayan, sistemi de, mali tabloyu da, insan kaynağını da alt üst edebilecek yoğunlukta tipik değişiklik(ler)…  
              
  Ne torbaymış be.
              
  Benim bildiğim torbada ekin taşınır; soğan, patates, un, bulgur taşınır. Şeker torbası meşhurdur. Bir kısmına telis denir. Genellikle bezden yapılır. Piyasada de plastiği bol bol bulunmaktadır. 
               
Ha unutmadan bu kanunlar iyi ki torba içinde çıkarılıyor. Allah muhafaza ya “çuval” içinde çıksaydı.
               
Neyse, yatıp kalkıp torbaya dua ederek konumuza dönelim ve meseleyi deşelemeye başlayalım.
           
     Öncelikle bulunduğu kademede dört yılını dolduran ve çoğu sınav kazanarak atanmış okul yöneticilerinin yani okul / kurum müdürü, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcısı olarak çalışanların görevleri haziranda sona erecek.
             
   Bu şekilde önümüzdeki haziranda görevi sona erecek yönetici sayısının 40.000 civarında olduğu söyleniyor.
             
   Şimdi;

               
1- Sınav sonucu ya da sınavsız atanmış ve dört yılını doldurduğu için görevden alınacak bu yöneticilerin yerine kim(ler) görevlendirilecek?
              
 
2- Okul / kurum yöneticisi görevlendirmelerinde kıstas(lar) olacak mı?
             
  
Hani kıstas(lar) olmayacaksa sorun değil (!) Yok, eğer kıstas olacaksa bunlar nelerdir?
              
  Yoksa kamuoyunda sıkça konuşulan ve fakirin hiç hoşlanmadığı hatta bir zamanlar pilot uygulaması yapıldıktan sonra faydalı ve verimli olmadığı anlaşıldığından tez elden vazgeçilen “performans değerlendirmesi” mi kıstas olarak alınacak?
               
Şu projeyi uyguladın artı puan, şu ödülü aldın artı puan, sicilin şu gene artıdasın.
               
Şu ziyareti yaptın eksi. Şu toplantıya katıldın eksi altı. Şuna üye, buna abonesin eksi uzağı. Şu protestoda gördük…
             
    Ya iletişim gücün, yayımladığım eserler, kazandığın yaşantılar…
             
   Performans değerlendirmesini sınırları, haddi, hududu en önemlisi marifeti ne olacak?
              
  3- Başarısız olan 5.000 kadar okul yöneticisi gidecek / tekrar görevlendirilmeyecek deniliyor. Çok iyi de bu başarısız 5.000 okul yöneticisi şimdiye kadar niye görevden alınmadı / alınamadı. Oysa Milli Eğitim Bakanlığı denetim odaklı bir sistem. Okul yöneticisini görevden almak anlatıldığı kadar zor olmasa gerek. Kime ve neye göre başarı ya da başarısızlık bir yana da başarısız bulunan yöneticiler için gereğini yapmamayı hangi kaba koyacağız. Gerekçe hazır, neymiş efendim görevden alının yönetici bir yolunu bulup mahkeme kararıyla geri dönüyormuş.
              
  Doğrusu gülmeye bile üzülüyorum.
              
  Yasa çıkıp yürürlüğe girdiğine göre ne yapmalı?
              
  Bu içler acısı durumdan nasıl çıkılmalı? 
              
  Öncelikle son zamanlarda her nedense sık sık değiştirilen yönetici atama yönetmeliğinin yasaya uygun yeni şekli tartışmaya açılmalı. Tartışmadan alınan sonuçlar hakikaten değerlendirilmeli.
               
Yöneticilerin seçimle iş başına getirilmesi önerimiz şimdilik kabul görmediğine göre çıkarılacak yönetmelikte mevcut yöneticiler için yeni bir sınav koşulu aranmamalı. Hâlihazırdaki yöneticiler ek bir formla yapılacak değerlendirme sonucu yeniden görevlendirilmeli. Bu formda kişinin şahsi başarısı yer almalı ama kurumunda elde ettiği kazanımlara da yer verilmeli. Kurumda çalışanlar üzerinden, öğrenci becerileri üzerinden, veli kazanımları üzerinden değerlendirmeler de bulunmalı. Bu değerlendirmeler somut, yoruma kapalı, belgelere dayalı olmalı ki şaibe konuşulmasın.
               
Aksi bu görevlendirmelerde kişinin memleketi, sendikası, cinsiyeti, siyasi anlayışı, kökü, kökeni              ön plana çıkar ki Allah muhafaza bundan en çok öğrenciler, veliler, öğretmenler dolayısıyla tüm memleket zarar görür. Bu durum sadece sisteme zarar vermekle kalmaz telafisi güç sorunları da beraberinde getirir.
              
  Hiç ihtimal vermiyorum ama bir de birilerinin dile getirdiği gibi okul müdürlüğü için herhangi birinin sınıftan / dersten çıkarılıp koltuğa oturtulması yoluna gidilirse var ya…
             
   Zaman zaman duyarız bazı velilerimizin, “Geçen sene çocuğumun bir öğretmeni vardı, bir öğretmeni vardı ki sormayın gitsin. Çocukları alıp götürmüştü. Bu sene öğretmenin tayini çıktı. Üç öğretmen değişikliği yaşadık. Çocuk ateş gibiydi. Bu değişiklik sonucu mahvoldu gitti bizim çocuk. Çok üzülüyorum çok.” dediğini yaşadık, biliyoruz.

                Şimdi ise kimse üzerine alınmasın ama yine bazı velilerimiz, hatta öğretmenlerimiz, başka bir söyleyişle paydaşlarımız, yöneticilikler görevlendirme olacağı için ve bu görevlendirmeler istendiği an sonlandırılabileceği için, “Geçen sene bizim okulun bir müdürü vardı, bir müdürü vardı ki sormayın gitsin. Okulu alıp götürmüştü. Bu sene müdürü aldılar. İki müdür değişti. Okul mahvoldu. Çok üzülüyorum çok.” demezler umarım.
             
   Eğer baskılar etkin olur, baskılar karşısında basiretsiz kalınırsa büyük bir kıyım yaşanır ki hem bu görevlendirmeleri yapanlar bu kıyımın altında kalır hem de görevlendirilenler.
              
  Süreç bu. Bekleyip göreceğiz. Umarım boşuna kafa yormamış oluruz. Ve umarım ortada ekmek, aş kalmamışken, biz kaşık, çatal, bıçak bekler / arar konumuna düşmüş olmayız.     

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
kadir 3 yıl önce

tüm okulu ve kurum yöneticileri anayasa mahkemesine danıştay aracılığı ile bireysel dava açacaklar açmazlarsa hakları gidecek

Avatar
yönetici 3 yıl önce

yusuf ipekli hocamı antalyadaki iks eğitiminde tanıma fırsatı buldum. kendini çok güzel yetiştirmiş dolu dolu bir insan. yazınızı da çok beğendim. aynen katılıyorum hocam. mardinden selamlar.

Avatar
ipekli 3 yıl önce

evet, mardini tanırım. iks de duyarlı eğitimciler vardı. çok güzel çalıştılar. kendilerini kutluyorum. güzel görüşleri içinse çok teşekkür ediyorum.

Avatar
ŞEYHMUS İLHAN 3 yıl önce

ağzına yüreğine sağlik yusuf hocam çok güzel yazmişsin ben şeyhmus ilhan mardin den ilksanda birlikte iki dönem çalişmistik selam ve sevgiler

Avatar
ipekli 3 yıl önce

hatırladım şeyhmus hocam. güzel günlerdi. görüşlerin de çok teşekkür ederim. selamla.

Avatar
Kemal ÜNSAL 3 yıl önce

saygilar hocam.çubuk i̇lköğreti̇m i̇ks semi̇neri̇nde tanişmiştik. i̇nşaallah bu süreçte si̇zi̇n gi̇bi̇ değerli̇ i̇nsanlarin görüşleri̇ de di̇kkate alinir.i̇nşaallah si̇zi̇n gi̇bi̇ ehi̇l olanlara emanetler veri̇li̇r. allahin selami üzeri̇ni̇ze olsun.

Avatar
İPEKLİ 3 yıl önce

hatirladim kemal hocam. çubuk i̇ks semi̇neri̇ çok başariliydi. katilimi, enerji̇si̇ yüksek bi̇r buluşmaydi. şahsinizda tüm katilimcilara selam ve saygilarimi sunuyorum. sürece geli̇nce i̇nşallah hepi̇mi̇z i̇çi̇n hayirli olur. güzel görüşleri̇ni̇ze gelince çok teşekkür ederim kemal hocam...