banner374
09 Haziran 2014 Pazartesi 07:05
AYM Kararı Sonrası Ne Olabilir
 Hükümet birilerini her nedense görevden almaya karar vermiştir. TBMM’deki sayısal üstünlüğünü kullanarak bunu da kanunlarla yapmıştır. Böylece idari yargıya da gidilemeyeceğinden zaman kazanacaktır. İdari tasarrufla görevden alınanlar da hemen geri dönemesinler diye 2577 sayılı Kanunun da 27’nci maddesini değiştirmiştir. Yetmemiş olacak ki; 28’inci maddede de değişiklik yaparak mahkemeyi kazananın yerine gelmesini de engelleyecek düzenlemeyi yapmıştır. Buna göre A kadrosundan aldığı kişi mahkemeyi kazanıp dönerse eğer yerine de başkası atanmışsa o halde mahkeme kazanan kişiyi A kadrosuna vermeyip başka bir kadroya verecek. Yine hızını alamamış Yargı kararlarını süresi içinde uygulamayanlar hakkında tazminat davası açılmasını engellemiştir. Tazminat davaları asıl suçlular yerine idare aleyhine açılacak ve acı faturalar asıl suçlular yerine Millet kesesinden ödenecektir.

Anayasa’nın 153’üncü maddesi 5’inci fıkrasında AYM ile ilgili “İptal kararları geriye yürümez” denilmektedir. Doğrudur. Aslında hiçbir iptal kararı ya da kanun veya yönetmelik iptali ya da düzenlenmesi geriye yürümez. İşte bundan dolayı görevden alınanlar alınmıştır. İşlerine geldiği ve temennileri öyle olduğu için bir daha da asla dönemezler diyenler vardır.
Ayrıca basında da “Memurların, Dava Açarak Dönmelerinin İmkansız” olduğu yönünde yazılar yazılmaktadır.
Gerçekler:
1-AYM’nin İptal Kararları Geriye Yürümese de
Bütün mahkeme kararları geriye yürümemektedir. Ama bugüne kadar çokça görülmüştür ki bu hüküm diğer uygulamalar/hükümler karşısında geçerliğini yitirmektedir. Şöyle ki; Mahkemeler yapılan işlemin yasal dayanağını iptal ettiği zaman, o yasal dayanak hiç doğmamış sayılmaktadır. Hiç doğmamış bir kanuna göre yapılan işlem yasal dayanaktan yoksun kalınca hukuksuz kalmaktadır. İkinci bir dava ile yasal dayanaktan yoksun olan idari işlem iptal edilmektedir. Böylece iptal kararlarının geriye yürümemesi pek bir anlam ifade etmemektedir. Sadece dönüşü geciktirmektedir. O yüzden bu gerekçeye kimse sığınmamalı.
HSYK Kanunundan Farklıdır. Orada yeni kadrolar ihdas edilmiş ve atamalar yapılmıştır. Kimse görevden alınmamıştır. O yüzden de illiyet bağı kurulamadığından ehliyet yönünden kimse itiraz edememiştir. Halbuki MEB’de görevden alınanların yerine birileri atanmış ya da görevlendirilmiştir. Yeni görevlendirilenler ya da atananlar, öncekilerin görevden alınmasından dolayı yapılabildiği için görevden alınanları doğrudan ilgilendirmektedir.  Yani birilerine verilen haklar, başkalarından alınarak verildiği için illiyet bağı vardır. Yani dava açma ehliyeti doğmuştur.
2-İdare Mahkemesi Kararları Zamanında Uygulanmalı
Her ne kadar kararları uygulamayanlar hakkında tazminat davası açılamayacağı yönünde hükümler bulunsa da buna da AYM’de iptal davası açılmıştır. Ayrıca mahkeme kararını uygulamamak TCK’na göre görevi kötüye kullanma suçudur ve ön incelemeye ve yetkili amirin soruşturma izni vermesine gerek kalmadan doğrudan hâkim karşısına çıkmaktalar. Bu konuda Danıştay içtihatları bulunmaktadır.
Tazminat davaları her ne kadar idare aleyhine açılmakta ise de, daha sonra ilgili şahsa rücu edilerek ödetilebilmektedir.
3-Sadece Geciktirebilir, Asla Engelleyemezler
Atama, görevlendirme, görevden alma gibi işlemlerde savunma alınmadan yürütmenin durdurulması kararı verilemeyeceğini öngören düzenleme, hak arama hürriyetine yapılmış bir darbe olarak görülmektedir. Adil yargılanmaya ve silahların eşitliği ilkesine aykırıdır. Hak aramayı sınırlayacak veya engelleyecek her türlü düzenleme hukuka aykırıdır.
4-Geciken Adalet, “Adalet” Değildir
6526 sayılı Kanunla getirilen hükümle savunma alınmadan yürütmenin durdurulması engellenmektedir. Yani amaç burada zaman kazanmaktır. Görevden alınanların mümkün olduğu kadar geç dönmesini sağlamaktır. Görevden alınanların yerlerine oturtulanların ise mümkün olduğu kadar fazla oturmasını sağlamaktır. Oysa Anayasal düzenin, hukuka aykırı kural ve düzenlemelerden en kısa sürede arındırılması, hukuk devleti olmanın en önemli gerekleri arasında sayılmaktadır.
AYM, hak arama hürriyetini sınırlandıran düzenlemeyi iptal etmezse adalet gecikecektir. Görüşme, karar yazma, tebligat, savunma süresi derken belli bir gecikme yaşanabilecektir. Anayasaya aykırı olarak düzenlenen bir kanunu görüşen AYM’yi bağlamaz. Sadece idari yargılama için geçerlidir. Adaleti geciktirmek de hukuka aykırıdır.
6528 Sayılı Kanunla Görevden Alınanlar Tarafından;
1-Görevden alınmaya karşı idare mahkemeleri üzerinden Anayasaya aykırılık iddiasıyla dava açılmıştır. AYM kararı iptal yönünde olursa idare mahkemesi kararıyla göreve dönebileceklerdir.
2-Görevden alınanlardan bazıları göreve atanmak için dilekçe vermiştir. AYM iptal kararı verse de vermese de bunların yerlerine görevlendirme yapılması Danıştayın 1041 davasında olduğu şekliyle hukuksuzdur. Atanma yapılması halinde daha liyakatsiz ve kariyersiz birilerinin atanması idari yargıda kamu yararı ve hizmetin gerekleri açısından yine iptal sebebi olacaktır.
3-Beklenti içerisinde olanlar hiçbir işlem yapmamıştır. Bunlardan tekrar atanmayanlar AYM’nin iptal kararı vermesi halinde süresi içinde idari yargıda dava açarak görevlerine dönebileceklerdir.
Görevden alınanların isterlerse tamamı görevlerine döneceklerdir.

Allah hakkımızda hayırlı olanı nasip eylesin.

Fikri HÜR
Eğitimci Yazar
banner182
Son Güncelleme: 09.06.2014 07:07
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
teşekkür 2 yıl önce

fikri hür hocam teşekkür edrim güzel yazmışsın