banner374
07 Ekim 2013 Pazartesi 00:00
İstanbul MEM sınıfta kaldı

 İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü; Türkiye'nin en çok okuluna, en çok öğrenci ve öğretmenine sahip il müdürlüğü.

Bu il yıllardır Türkiye'ye örnek oldu, öncülük etti, yönetici yetiştirdi transfer etti.

Sayın YILDIZ göreve geldikten sonra eleştirdiğimiz de oldu övdüğümüz de. Örneğin 2010 yılında;

"İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Muammer YILDIZ'ın atanmasının ardından bir çok olumlu gelişmenin yaşandığını söyleyebiliriz?

Sayın YILDIZ'ın gelecek süreçte daha önemli ve kararlı adımlar atması halinde Türkiye'nin en önemli koltuklarından birini layıkıyla doldurduğu da konuşulacaktır...

Daha önce ilçe müdürleri toplantılarında hediye konusundaki hassasiyeti ile tanıdığımız Sayın YILDIZ;

- Eğitim yöneticilerinin oryantasyonları,

- Yönetici atamada yeni oluşturduğu Müdür Yardımcısı Mukadder GÜRSOY yönetimindeki ekibin çalışmaları,

- Yönetici yer değiştirmeleri,

- Rotasyon uygulaması gibi konularda öyle olduğuna inandığımız objektiflikler?

Konuları Türkiye'ye örnek olacak niteliktedir?"

cümleleriyle ele aldık İstanbul'u.

2012'de de İstanbul Milli Eğitim'de asalet rehaveti diye ele aldık uygulamaları...

Ve birçok olumlu ve olumsuz tespit ve değerlendirmemiz oldu.

Sayın YILDIZ ile bir karşılaşmamızda "bu tür değerlendirmelerinizden istifade ediyorum, eleştirilerine de kızmıyor oradan öyle göründüğünü düşünüyor ve sorgulama imkanı buluyorum" demişti.

Bugün İstanbul denilince bir çok proje konuşuluyor... Yazarlar okullarda, İstanbul dersi, YÖNVER (gerçi tek oldu devamı gelmedi ama...) ... gibi.

Örneğin açılışlar yapılıyor, törenler yapılıyor... güzel gözler, gülen yüzler. İzleyince insan gurur duyuyor bir hoş oluyor fakat her yerde aynı manzaranın olmadığını düşününce insan kötü oluyor doğrusu.

Bu projeler değil asıl üzerinde durulması gereken eğitimde fırsat eşitliği yakalayamayanların imdadına koşabilmek. Örneğin bir tarafta okulu Anadolu lisesi yaptığınız okullar diğer tarafta yanlış planlama sonucu 70 kişilik sınıflar. Örnek verelim ki inandırıcı olsun... İstanbul Esenyurt Halil Akkanat Çok Programlı Lisesi.

Okulun bağışçısı Akkanat Holding Y.K.Başkanı eski bir öğretmen olan Sayın Ali AKKANAT bağışladığı okulun böyle bir konuyla anılmasından eminim mutlu olmayacaktır. Fakat suç onda değil yanlış planlama yapanlarda. Ona başvursalar belki de yeni bir bina daha yapacak okula.

Bu okulda öğretmenler isyanda 70 kişilik sınıfta nefes bile alınamazken ders işlemek ne mümkün diye. Dile kolay 70.

Aslında okulların dönüştürülmesi ile ilgili uyarmıştık.

2013-2014 zor geçecek diye. Fakat dinleyen kim?

Sınıf mevcutları özellikle liseler tavan yaptı. 50'yi bulan dua etsin fakat mevzuat 40'dan fazla mevcudu yasaklıyor.

İstanbul'u yönetiyorsanız herkese eşit imkan için çalışacaksınız. Eğer diyorsanız ki zorunlu derslik yok ne yapalım? Nasıl çözelim? O zaman kendinizi orada okuyan çocuğun, annesinin babasının yerine koyacaksınız ve işte o zaman çözüme yaklaşırsınız. Çok mu zordasınız? Bina kiralayın, okulun bazı öğrencilerini daha rahat bir okula taşıyın, ek bina yapın, hizmet satın alın... her ne yapacaksanız yapın ve sorunu çözün. Sorunu önceden görün ona göre tedbir alın. Asıl kaynak burası. Bıçak kemiğe dayandıktan ya da iş işten geçtikten sonra fayda etmez ah etmek, vah çekmek.

Bir başka konu Yönetici Atamaları:

Türkiye'deki 81 vilayetin sadece bir elin parmakları kadar il kalmışsa ve bunlardan birisi de İstanbul ise sınıfta kaldınız demektir.

Daha önce de ikmaliniz vardı bu konuda çünkü açık olduğu halde duyurmamıştınız İstanbul Lisesini.

Sakın ola ki çok aday var, çok boşluk var yetişmiyor demeyin. 2010'da da siz vardınız ve Türkiye'nin en çok atamasını öncü olarak yapmıştınız.

Lisede iki kere ikmale kalanın mevzuatsal karşılığı belli fakat bürokraside bu ters işliyor yeter ki birilerinin arzusu yerine gelsin.

Bugün müdür atamaları ile ilgili konuşulanı aktaralım:

İstanbul tartışmalı Sözlü sınavları yaptı sonuçları da açıkladı. Akabinde Ek-1'e bağlı belgeleri istedi. Belgeler de gitti. Tam da başvuru alınacakken erteleme geldi. Upuzun bir yazı ile. Bugün itibariyle büyükşehirler dahil atamayı yapmayan birkaç il kalmışken bahanelere sığınmak doğru değil. Doğru olsa bile inandırıcı değil.

Konuşulan o dur ki? Evdeki hesap çarşıya uymamıştır. Zaman kazanılmak istenmektedir. Herkesin sınav puanı, sözlü puanı ve ek-1 puanı komisyona alındığına göre kimin nereye atanacağı belirlenecek ve tercihler ona göre açılacaktır.

İşte buna müsaade edilmemesi gerekirdi. Takvime uyulması ve mevzuatın emri gereği en geç 04 Ekim 2013 te Sınava dayalı, Norm Fazlası, İsteğe Bağlı ve Rotasyon atamaları tamamlanmalıydı...

Mevzuata uymazsanız hatta ve hatta kendi takviminizi ertelerseniz bu cümlelerin de muhatabı olursunuz.

İstanbul büyük şehir, önemli şehir bu nedenle de öncü olması gereken şehirdir. Sorun üreten değil sorunların üstesinden gelen şehir olmalıdır. Evet İstanbul çok göç alıyor, her yıl ihtiyaç artıyor olabilir fakat İstanbul kaynakları da, imkanları da en çok olan şehirdir. Yeter ki enerjiler doğru işe doğru yola, doğru zamanda harcansın...

İnsanın yaptıkları ile övünmesi maalesef doğal karşılanmaktadır fakat önemli olan yapılamayanların görülebilmesi ve eşitsizliği azaltmak için tedbir alınabilmesidir. İstanbul işte böyle bir anlayışla yönetilmelidir.

Maksut BALMUK

Memurlar.net 
banner182
Son Güncelleme: 06.10.2013 23:59
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol