banner374
09 Eylül 2013 Pazartesi 23:31
ŞUBE MÜDÜRÜ ATAMALARINDA FORMÜL BULUNDU, TEDVİREN!

 “Asilde aranan şartları taşımayan kişilerin belli bir görevi yürütmek üzere görevlendirilmesi” şeklinde karşımıza çıkan “tedvir” uygulamasının yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Anayasanın 128 nci maddesinde “'Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.” denilmiş,  personel düzenlemelerine ilişkin kanunların hiçbirinde de “tedvir” şeklinde bir uygulamanın varlığından söz edilmemiştir.

 
Öte yandan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve diğer mevzuatta “tedviren” görevlendirme ya da atamaya imkan veren herhangi bir düzenleme bulunmamasına rağmen, kurumların sık sık “tedviren görevlendirme” ya da “tedviren atama”  şeklinde işlemlerine de rastlanabilmektedir.
 
Devlet memurluğuna ilişkin bir görevin kimler tarafından görülebileceği 657 sayılı Kanunda belirtilmiştir. Kanun, bir görevin asil tarafından yürütülmesini esas almakla birlikte, asilde aranan şartlara sahip kişiler tarafından vekâleten ya da ikinci görev verilmek suretiyle yürütülmesini de düzenlemiştir. Ayrıca, memurların geçici görevlendirilmesi ile ders görevi verilmesi  hususları da Kanunda yer almıştır.
 
Bunun yanı sıra, 99 Seri Numaralı Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliğinde  “Asilde aranan şartlara sahip vekil memur bulunamadığı takdirde, hizmetin aksamadan yürütülebilmesi bakımından herhangi bir şekilde boşalmış veya boş bulunan bir görevin öncelikle varsa yardımcıları yoksa asilde aranan şartlara en yakın personel tarafından tedviren gördürülmesi mümkün görülmektedir.” denilmiştir. Ancak Tebliğde yer alan bu husus istisnai bir durum olup, asil ya da vekil olarak atanabilecek hiçbir memurun bulunmaması halinde hizmetin aksamamasına yönelik bir tedbir olarak düşünülmüştür.
 
Ancak, Anayasal ve yasal bir dayanağı olmayan bir hususun tebliğle düzenlenmiş olmasının geçerliliğinden söz edilmesi hukuken mümkün olamamakla birlikte, bu Tebliğin “imkânsızlık” halinde yapılacak uygulamaya yönelik olması nedeniyle, kamu yararı ve hizmetlerin yürütülmesinin zorunluluğu bakımından konunun değerlendirilmesi daha uygun olacaktır. Herhangi bir görev için günümüz şartlarında asaleten ya da vekâleten atanma şartlarını taşıyacak memurun bulunmaması hali pek mümkün olamayacağından, Tebliğde yer alan hükmün de anlamsız kaldığını söyleyebiliriz. 
 
     İstanbul İl Milli Eğitimin görevlendirme şube müdürlerinin görevlerine son vermesine ve yeni görevlendirme taleplerine sıcak bakmamasına karşın İstanbul Kağıthane İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün tedviren görevlendirme yoluyla hülle yolunu bulup ve Çağdaş Yaşam Sadullah Kıray Anaokulu Müdürü Erdoğan Ergini Kaymakamlık oluru alarak Şube Müdürlüğüne başlatması eğitim camiasında tartışma konusu oldu. Aylardır yüz binin üzerinde nüfusa sahip bir çok ilçede işler neredeyse tek şube müdürüyle yürütülürken İstanbul Kağıthane İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün tartışmalı ve aleyhte mahkeme kararları, Danıştay içtihatları bulunan tedviren görevlendirme yöntemine başvurması bu atamadaki kurumunun acil ve telafisi imkânsız durumunun ne olduğu sorusunu doğurdu.
 
Bu yöntem rotasyonun ertelenmesini fırsat bilerek İl Milli Eğitim Müdürünü ve İstanbul valisini açıktan bypas etmek değil se nedir?
Kamuoyu bu soruların cevabını bekliyor?
 
Ebuzer DOĞRU
banner182
Son Güncelleme: 09.09.2013 23:36
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol