banner374
12 Haziran 2013 Çarşamba 13:50
Taşra Yönetmeliğinden Sonra Sıra Yönetici Atamada
 Öncelikle  göreve   gelişiyle  başlattığı demokratik  uygulamalarla  eğitim camiasının takdirini  kazanan yeni Müsteşar Yusuf TEKİN'in yeni görevinin kendisine, bakanlığa, eğitim camiasına ve  ülkemize  hayırlı olmasını diliyor, yönetim anlayışının başladığı gibi devam etmesini temenni ediyorum. Zira demokratik katılımcı  ve karar süreçlerine tüm paydaşların katılımını sağlayan bir yönetim anlayışının en azından olası tepkileri en aza indirip ortak akılda buluşma imkanı sunacağı için büyük oranda başarıya ulaşacağına inandığım için bu yolun doğru bir yol olduğunu ve herkese kazandıracağını ve nihayet başarıya ulaştıracağını söylemek mümkündür. Dahası, tamamı Üniversite mezunu olan, belli bir zeka ve bilgi  düzeyine sahip olan, sorgulayan bir personel kitlesi, diğer bakanlıklar gibi tepeden inme anlayışla zaten yönetilemez ve asla başarılı da olamaz. Örneğin elinde silah bulunduran personelden oluşan asker ve polis teşkilatının kurumsal doğası gereği buralarda sert ve  kesin  emirler doğru bir yönetim şekli iken, eğitim camiası gibi esnek kurumlarda doğasına uygun olarak demokratik yönetim şekli uygundur. Bu yönetim kuralı ise yönetim biliminin alfabesini bilen herkesçe bilinmektedir.  

 

   Zira “28 Şubat Yönetmeliği” tarihine de uygun olarak ben yaptım oldu anlayışının somut göstergesi olması yönüyle ve yapıcı değil yıkıcı olması yönüyle eğitim camiasında deyim yerindeyse ipleri hepten koparmıştır. Öğretmenleri rahatsız eden diğer meseleler ise işin cabası… Öğretmen camiası ile Bakanlık arasındaki buzları eritmenin, öğretmen camiasını rahatlatmanın ve birikmiş olan kronik sorunları çözmenin artık zamanı geldi de geçiyor ve bunun tek yolu da katılımcı demokratik yönetim anlayışının Bakanlığa hakim olmasıdır. Ancak bu anlayış, babacan tavırlarla gülücükler dağıtarak, sadece süslü, güzel sözler söyleyerek de olmaz.  Nitekim Ziya Paşa'nın deyimiyle “Ayinesi iştir kişinin…” malum. Evet bu yumuşak üslup olacaktır, ancak daha da önemlisi kronik sorunları hızlı bir şekilde demokratik yöntemlerle çözüme kavuşturan bir irade ve performans da olmalıdır. Aksi halde bu güzel başlangıç hayal kırıklığı ile de sonuçlanabilir.

 

   Nitekim yeni Müsteşar Bakanlığın belki de en uzun zamandır bir türlü el atılmamış olan ve adeta kördüğüm halini almış olan Taşra yöneticileri olarak bilinen İl/İlçe Milli Eğitim Müdürleri, Müdür Yardımcıları ve Şube Müdürlerinin yer değiştirmeleri konusuna el atarak kronik sorunların çözümüne yoğunlaşacağının sinyalini vermiştir. Hem de karar sürecine paydaşları dahil ederek… Bakanlığın resmi sitesinden yayınlanan ve paydaşların görüşlerinin alınmasına fırsat tanıyan Taşra Yöneticileri Yer Değiştirme Yönetmeliği taslağı bize göre her ne kadar bir dizi eksiği içinde barındırsa da eğer paydaşların görüşleri sözde kalmaz da dikkate alınırsa bu eksiklerin de çözülerek makul bir yönetmeliğin çıkabileceğine inancımı korumaktayım. Söz gelimi sitemiz yazarı Feridun Fikret AKSU'nun detaylı olarak inceleyip kaleme aldığı üzere bu yazıdan hareketle de bazı eksikleri sıralamak gerekirse;

 

   1. Öncelikle bu taslakta sadece yer değiştirmelere yer verilerek ilk atamalara yer verilmemiş olması ciddi bir eksikliktir. Nitekim en az yıllardır aynı yerde çakılı kalan taşra yöneticilerinin yer değiştirmeleri kadar bu görevlere torpilsiz, ehliyet, liyakate ve kariyer ilkelerine uygun olarak ilk atama yapmak da bir o kadar önemlidir. Bu manada hükümet politikalarının uygulanması adına sadece İl Milli Eğitim Müdürlerini siyasi iradenin ataması hariç, diğer yardımcılar, ilçe milli eğitim müdürleri ve şube müdürlerinin sınava dayalı ve liyakatle atanması eğitim camiasının beklentileri arasındadır. Bu düzenlemenin de bu taslakta yer alması bu konunun yarım kalmaması, kökten çözülmesi anlamına gelecektir.

 

   2. İkincisi eş durumu atamalarında sadece eşi bu taslağa göre atanmaya uygun olan yönetici kadrolarında çalışanlarla sınırlı tutularak yani eşi İl/İlçe Milli Eğitim Müdürü, Şube müdürü olanlara bu hakkı vererek, diğer taraftan eşi öğretmen, hemşire gibi diğer devlet memurluğu görevlerinde çalışanların bu taslağa göre eş durumu atamasını devre dışı bırakması anlaşılır bir durum değildir. Zira her şeyden önce bu şartları taşıyan yönetici sayısı yok denecek kadar az olduğu gibi çalışanlar arasında da eşitsizliğe neden olacağı için davalık bir konudur da aynı zamanda.  Bu nedenle bu taslakta eşi devlet memuru olan herkesin bu haktan yararlanması şeklinde bir düzenleme mutlaka düzeltilmelidir.

 

   3. Ek-2'deki hizmet bölgeleri Feridun Fikret AKSU'nun tespit ettiği üzere dengesiz dağıtılmış olup, bazı il merkezleri ilçe merkezlerinden daha kötü bölge olarak belirlenmiştir. Bu durum anlaşılır bir durum değildir ve ne gerçeğe ne de eşyanın doğasına uygundur dolayısıyla bu yanlışlık düzeltilmelidir.

 

   Bu ve buna benzer eksiklerin giderilmesi halinde ve paydaşların görüşlerini dikkate alarak ortaya çıkarılacak bir yönetmeliğin bu konudaki kronikleşmiş problemin, sorunsuz çözüleceğini ümit etmekteyim, dilerim bakanlık bu konuda başarılı olur.

 

   Bir diğer önemli kronik soruna gelince herkesin bildiği üzere okullara yapılacak olan Yönetici Atama konusudur. Aslında her şey yolunda giderken, 2009 Yönetmeliğinden büyük çoğunluk memnun iken hangi saikle yapıldıysa 28 Şubat Yönetmeliği ile adeta bu konu sabote edilerek deyim yerindeyse bir çuval incir berbat edilmiştir. Her şey yolunda giderken hiç yoktan bilerek ve isteyerek sorun üretilmiştir. Dolayısıyla eğitim camiasını en çok rahatsız eden ve acilen çözüm bekleyen bir diğer konu ise Yönetici Atama Yönetmeliğinin bir an önce çıkarılıp yaz tatilinde sınava dayalı yönetici atamalarının tüm ülke genelinde bir takvime bağlanarak yapılmasıdır.

 

   Bunu yapmak için de Sayın Müsteşarın aynı yolu izleyerek Yönetmelik Taslağının 17,18 Haziran 2013 tarihlerini kastederek pazartesi ya da salı günü paylaşıma açılacağını Twiter'den duyurmuş olması da bu konunun yine tüm paydaşların görüşlerini karar sürecine katarak bu sorunun da en kısa sürede çözüleceğinin sinyalini vermiştir. Bazı yorumlara göre  bu paylaşıma açma açıklamasını Resmi gazetede yayımlanacak şeklinde anlaşılmış olsa da aslında açıklama gayet açık olup, yayınlanması değil tıpkı Taşra Yönetmeliği Taslağı gibi görüşlerin alınması için paylaşıma açılacağı yönündedir. Zira apar topar yanlış ve eksik hatta mülakat gibi sakat bir düzenlemeyi içinde barındıran bir yönetmeliğin erken yayınlanmasından ise eğitim camiasının ezici çoğunluğunun asla kabul etmediği mülakatsız bir yönetmeliğin görüşleri alındıktan sonra yayınlanması geç de olsa daha doğru olur bence. Sonuç itibariyle artık Taşra Yönetmeliğinden sonra Yönetici Atama Yönetmeliğinin çıkması için de start verilmiş durumdadır. Hem de herkesin arzuladığı katılımcı demokratik bir yöntemle…

 

   Tam da burada bir parantez açıp hemen belirtelim ki (Biz kamuajans olarak yayınladığımız Yönetmelik Taslağı ile bu sürece vermiş olduğumuz katkıyı fazlasıyla vermeye yine hazırız, hatta sadece bu konuda değil her konuda kendilerine çok kısa sürede kronik sorunlarla ilgili yönetmelik taslakları hazırlayarak göndermeye hazırız. Bunu yapabilecek yetişmiş kadromuz vardır. Hem de hiçbir ücret falan talep etmeden…Yeter ki eğitim camiasını memnun eden ve sorunlarını çözen yönetmelikler çıkmış olsun…)

 

   Tüm bunlar yaşanırken anlaşılması güç bir durum herkesin gözü önünde yaşanmaya devam etmektedir ki Kocaeli hala duyurusunu geri çekmemiş atamaları yapmaya devam edeceğini düşünmektedir. Eninde sonunda bu duyuruyu iptal edeceğini bile bile ısrar etmesini anlamak mümkün değildir. Artık Müsteşarın Twiter açıklaması hepten bu işe noktayı koymuşken Kocaeli hala ne yapmaya çalışıyor doğrusu anlaşılır bir durum değildir. En makul mantıkla belki önceki Müsteşar “Zararsız”ın son zararlı talimatıyla pilot uygulama olarak bu duyuruya çıkılmış olabileceği akla gelmektedir; ancak artık gerçekten “Faydalı” bir müsteşar var ve ortada bu sürece ilişkin net açıklamaları var. Kocaeli daha fazla vakit geçirmeden bugün yarın bu duyuruyu artık geri çekip müsteşarın dolaylı talimatına uygun hareket etmelidir. Bu durum artık hem resmi olarak hem de teknik olarak zorunluluk halini almıştır.

 

   Bu sorunların yanında küstürülmüş olan öğretmen camiasının kırık gönlünün tamir edilmesi, iade-i itibar edilmesi, saldırılara karşı korunması, cadı avına dönüşmüş olan Alo 147'ye yapılan şikayetlerin bir süzgeçten geçirilmesi, soruşturmaların memurun aleyhine tek taraflı değil de kanunlara uygun olarak yapılıp iftiracıların mutlaka Savcılığa bildirilip resen dava açılmasının sağlanması ve en hayati konu olan ilk ve ortaokullara bir şekilde ödenek tahsis edilmesi gibi kronikleşmiş sorunlara çözüm aranması en önemli çözüm bekleyen konulardır.   

 

   Sonuç itibariyle Sayın Müsteşarı bu doğru ve eğitim camiasının beklentilerine uygun olan katılımcı demokratik, karar süreçlerine paydaşların katılımını sağlayan anlayışını kutluyor, en önemlisi bu görüşlerin sözde kalmamasını uygulamaya yansımasını ve görevde kaldığı sürece bu anlayışı devam ettirmesini diliyorum. En önemlisi ise sadece lafla değil çok yoğun ve hızlı bir performans sergileyerek, kronik sorunları bir bir çözmesini yürekten diliyorum. Çünkü Müsteşar başarırsa başta eğitim camiası olmak üzere ülkemiz kazanmış olacaktır.

 

12.06.2013

Cafer GÜZEL

banner182
Son Güncelleme: 12.06.2013 13:50
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol