banner374
17 Eylül 2013 Salı 22:44
YÖNETİCİ AKADEMİSİ KURULMALIDIR!

     Hun İmparatoru Atilla “Tanrı, lider olarak yarattığı insanların mayasına saf altın katar.” der. Bu sözün devamını biz getirirsek;  kişiyi lider olarak yetiştirmekte mayasında ki o saf altını bir kuyumcu işçiliğiyle işlemeye bağlıdır.

Türk toplumu tarihi seyri içinde incelendiğinde, gerek devlet yönetimi boyutunda gerek alt düzey yönetim boyutunda, yöneticinin yaptığı liderlik, başında bulunduğu organizasyonun kaderini büyük oranda belirlemiştir. Tarihimizde ki büyük fetihler iyi yetişmiş, kendisine inanılan, baskın karakterli karizmatik liderlerle yapıldığı gibi, milletimizin karşılaştığı büyük kaos ve badireler yine böylesi şahsiyetler önderliğinde aşılmıştır.

Yine yakın tarihimizdeki  en büyük kalkınma hamleleri, ekonomik ve siyasi atılımlarda da hep güçlü lider figürü görürüz. Aslında Türk toplumlarını batılı toplumlardan ayıran en önemli özelliklerden birisi de bu yönüdür. Batılılar daha ziyade SİSTEM-MANTIK temelinde hayatlarını kurgularken bizler LİDER-DUYGU ikilisiyle hayatımızı şekillendiririz.

Bu saptamayı ülkemizdeki formal-informal tüm kurum ve organizasyonlarda görmek mümkündür. Buna, Fatih Terim gündemdeki en iyi örnek olabilir. Lider dışında her şeyi aynı olan Milli takım için son bir haftada umutlar tekrar yeşermiştir. Milli takım ve Galatasaray’ı başarıdan başarıya koşturan Fatih Terim, ne gariptir ki, Avrupa kulüplerinde başarılı olamamıştır. Bu örnekleri mahalle muhtarından, banka müdürüne; restorant şefinden, şirket ceo’suna kadar çoğaltabiliriz. Çünkü bizler, batılılar gibi kurulu bir sistem içinde matematiksel zekaya sahip, salt mantıksal değerlerle hareket eden “robotlar” değiliz. Önümüzde sert ve kararlı adımlarla yürüyen, ara sıra dönüp başımızı okşayarak motive eden, arkasına “Adam gibi adam” etiketini asacağımız yöneticiler / liderler isteriz. Eğer o lideri bulmuşsak, gerisini dünyanın en iyi sistemini kurmuş rakiplerimiz düşünsün.

Bu liderlik analizi faslından sonra gelelim, eğitim sistemimizdeki “Kurmay” sorununa. Eğitim sistemimizin kuşkusuz onlarca ciddi ölçekte sorunları vardır. Ancak bana göre yukarıdaki analiz doğrultusunda sistemi ele aldığımızda, ilk beş probleminden biri liderlik / yöneticilik sorunudur. Yıllarca liyakata bakılmadan iltimasla seçilen yöneticiler, son yıllarda sınavla seçilmeye başlanmış olsa da, bu haliyle “ideal sisteme” ulaşılması mümkün gözükmemektedir. Çok basit ve alelade yapılan yönetici atama sınavları ise bilgi düzeyini ölçmekten öteye geçmemektedir. Yönetici atandıktan sonra verilen kısa dönemli hizmet-içi programlarsa genelde batı orjiinli kaynaklardan yararlanıldığından ve yetersiz kişiler tarafından verildiğinden vakit geçirmenin ötesine gitmemektedir.

Konuya bir basit örnekle başlayacak olursak; Fransa’da beş yıl görev yapan bir öğretmen aynen şu cümleleri kurmuştu;“Fransa’daki okullarda kurulu bir sistem var, herkes görevini yapıyor. Okulda yöneticinin kişiliği, o andaki mevcudiyeti ya da yönetici değişikliği hiçbir çalışanın performansında en küçük bir değişikliğe sebep olmuyor.” Bizde ise aynı semtte aynı şart ve imkanlara sahip iki devlet okulunun farkını, o semtte oturan insanlara sorduğunuzda mutlaka ama mutlaka yönetici farkından bahsedecektir. Başarılı ve prestij sahibi okulun müdürünü yere göğe sığdıramayacaklardır.

Bu sadece eğitim sistemimizin alt kademesi için değil, orta ve üst kademe yöneticileri içinde böyledir. Bir müdür gelir, kurum başarıdan başarıya koşar. Başarıdan başarıya koşan o kurum, yönetici değişikliğiyle bir anda aşağı doğru gitmeye başlar. Bu sebeplerdendir ki; MEB çok iyi yönetici yetiştirmek misyonunu sahiplenmeli ve bu misyonu mutlaka kurumsallaştırmalıdır. Bu kurumsallaşmış misyon; çok ciddi elemelerle seçilmiş, elit bir eğitimden geçirilerek entelektüel düzeye ulaşmış ” kurmay yönetici kadrosu” demektir. Nasıl ki T.S.K’nin kurmay okulu, Emniyet ve Adalet teşkilatlarının akademileri varsa, ülkemizin ve milletimizin istikbali ve ulvi hedefleri adına MEB içinde TODAİE tarzında “yönetici sınıf” yetiştiren, programında; eğitim yönetimi müfredatı dışında, işletme, inovasyon, hukuk, kamu yönetimi, ekonomi, siyaset, felsefe gibi birçok disiplinin olduğu “seçilmiş adayın içindeki o saf altını işleyecek”  seçkin bir “YÖNETİCİ AKADEMİSİ”ne ihtiyaç vardır.


ALİ TAŞ
kisisel7@hotmail.com
banner182
Son Güncelleme: 17.09.2013 23:32
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
HadiBakalım 3 yıl önce

i̇yi olur eğitim öğretimden anlamayan bürokratlar sürüsü oluşur.