banner374
04 Haziran 2014 Çarşamba 09:33
Yönetici Görevlendirmede “doluya koydum almıyor, boşa koydum dolmuyor”
 Eğitim sitelerinde yazılan çizilenlerden anlıyoruz ki özellikle idareci atamalarında Bakan Bey’in kafası son derece karışıktır. Hani “doluya koydum almıyor, boşa koydum dolmuyor” sözü tam da bu tavırlar için söylenmiş gibidir. Öyle görünüyor ki kendi paralel yapıları bir yandan, öbür yandan hukuk sistemi, bir başka taraftan parti tabanı sürekli baskılar yapıyor ve yeni fikirler ortaya atarak Bakan Bey’in kafasını iyice karıştırmaktalar. Önceleri sözlü sınavla başlayan hikaye, okulun en kıdemli öğretmeninin olduğu komisyona, daha sonra İlçe Müdürü ve Aile Birliğinin ilavesi şimdi de Şube Müdürü, Aile Birliği Başkan Yardımcısı ve Okul Öğrenci Başkanının ilavesiyle komisyon üyesini arttırıp yetmiş beş puan şartı. Şimdilik bu yemi attılar önümüze yarına ne çıkacak durup bekleyeceğiz. İnsanın “Yürüyün be kim tutar sizi” diyesi var insanın. 
 
     Nedir kardeşim derdiniz. Vesayet diye diye ortalığı ayağa kaldıran sizler yeni bir vesayetçi anlayış peşinde misiniz? Yeterince yetkisi ve etkisi olmayan Aile Birlikleri kimi yerlerde eğitime, öğretmene ve diğer velilere müdahale hakkını kendin bulurlarken bir de Müdürü seçme yetkisini verirseniz vay o müdürün haline. Özellikle birinci kademelerde özel odalarda oturmalar gün yapmalar, öğretmeni, idareciyi sorgulamalar alıp başını gidecektir. Sonra Aile Birliği Seçimleri Müdür için hayat memat meselesi olacaktır. Seçim sırasında istediği Aile Birliğini seçen müdür iki kişilik puanı cebe indirmiş olacaktır. Bir de Öğrenci Meclis Başkanını ayarlayınca ardından kıdemli öğretmenle de iyi geçinince etti dört garanti kişinin desteği. Ha Şube Müdürü mü Müdürleri mi bu konuya müdahil olacak onu da netleştirmeleri lazım gelir. O zaman şunu neden yapmıyorsunuz. Madem öyle İlçe Müdürünü de okul Müdürleri, Aile Birliği Başkanları tarafından seçilsin böylece yarım da olsa demokratik bir yönetim gerçekleştirilmiş olusunuz.
 
      Malum yandaş paralel yapının aklı da karışık. En çok itiraz ettikleri mevcut idarecilerdir. Neymiş efendim başarılı değillermiş. Çoğu yıllardır aynı koltuklarda oturuyormuş. Müdürlük bir hak değilmiş. Adama sormazlar mı sınav yaparken, mülakat yaparken, kursa tabi tutarken, hizmet içi eğitim seminerlerine alırken aklınız neredeydi? Bu kadar emek verip idareci yetiştireyim diye emek sarf edeceksin sonra da idarecilik diye bir meslek yok aslında hepsi öğretmendir diyeceksin.  Bakan Bey’e ve kamuoyuna açık ilan etmeseler de sürekli eveleme, gevelemelerden anlıyoruz ki adamlar insiyatifin tamamen kendilerine verilmesini istiyorlar. Yani her malum yapının adamı “Ali kıran baş kesen” olma sevdasındadır. Bakanın son açıkladığı idareci atama şeklini de eleştiriyorlar. İdareci atama yönetmeliğinin çok uzadığından şikayetçiler. Merak ediyoruz bu itirazları neden on beş Mayıstan önce yapmıyorlardı? Çünkü yetki süreci boyunca idareci atamalarının hiçbir kıstasının olmadığını pompalayarak keklik avına çıkmışlardır. Aslında hiçte haksız sayılmazlar mevsimi olmasa da bolca av yakaladıklarından hiç kuşku duymuyoruz.  
 
     Beyler hedefinize ulaşmak için ne yaptığınızı bilmiyorsunuz? Sahiden dostlar alış verişte görsün sallanırken ortamı biraz bulandıralım sonra da istediğimizi götürür istediğimizi bırakırız hevesindesiniz. Peşinde olduğunuz budur.  Lakin bu heves Anayasa Mahkemesi kararıyla kursağınızda kalacaktır kalmasına da boş durmayacağınızı biliyoruz. Her zaman olduğu gibi bir hesap peşinde koşacaksınız ve koşmaya devam edeceksiniz. Çünkü varlığınızın sebebi ötekileştirmek, mağdur edip sonra sevindirmek o da olmasa mağduru oynamak, arkadan dolanmak ve takiye yapmaktır. 
 
Kaynak: Remzi ÖZMEN
banner182
Son Güncelleme: 04.06.2014 09:34
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol