banner374
Aşık Veysel’in söylediği gibi; uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz gece, bilmiyorlar halimizi, bildirelim öyle ise… Milli Eğitim Bakanlığı’nın yayınladığı “Yönetici Görevlendirme Kılavuzu” nu görünce, aklımıza bu türkü geldi. Halimizi biz bile idrak etmekte zorlanırken MEB in vaziyete hakim olduğunu hiç sanmıyoruz. Okulların orkestra şefleri müdürler, müdür yardımcıları daha kendi geleceklerini yönetmekten uzak, boşluktalar. Yaklaşık 6 ay sürecek olan okul yöneticilerini görevlendirme işi, yolun uzun, ince, meşakkatli(!) olduğunu gösteriyor bize…

Son yıllarda ne kadar evrimleştik eğitim anlamında. Gün geçtikçe bu kadar karışık bir dönüşümle eğitimin kalitesini daha aşağılara çektik, olan oldu… Adı eğitim zayiatı olsun(!) alıştık nasıl olsa…

Eğitim sisteminin değiştirilmesi, yönetici yönetmeliği, öğretmenleri il içi, il dışı, özür grubu atama veya atayamama durumu, kıyafet… değişiklik çok. Zannedilecek ki, bütün bunlar eğitim alanında büyük başarılar getirecek. Buradan yazalım; hayal kurmayın, kendinizi kandırmayın. Evrensel nitelikler taşımayan, lafta adil, istediğin gibi içini dolduracağın, iyi niyetten yoksun yapılan işler, eğitim anlamında hayırlı sonuç vermeyecektir…

Yıllar önce 40 günde okul müdürü yetiştirme programları yapılırmış. O zamanları okudukça, bugünkü 6 aylarla karşılaştırınca, görevlendirme için bu kadar zaman ayrılması insanı heyecanlandırıyor. Durun! Hemen heyecanlanmayın. Ne eğitim reformu yapıyoruz, ne de eğitim devrimi… Okullarımıza, eğitimin başına, eğitimi yönetecek müdürleri seçiyoruz…

Müdür yetiştirme için, büyük çaba harcanmıştır der bilmeyen birisi takvime bakınca. Tabi ki, çok çaba harcanır bu ülkede. Öğretmeni, yalnızca müdür yardımcılığı yapmış birini KÜT diye milli eğitim müdürü yapmıyor musunuz bu ülkede? Bakan bile yapıyorsunuz, daha ne? Daha okul müdürü olmadan, şube müdürü olmadan ayar çekiyorsunuz ya. Yamayın gitsin bizi de bir yerlere. Sendikasına, referans olan siyasiye bak yeter. Kim arar kaliteyi? Ehliyeti? Liyakatı? Kim ister eğitimde kaliteyi? 

Hele bir eğitimin kalitesine bakın. Bu kadar bayağılığın insan eğitiminde olduğunu görünce insan utanıyor. Sanki sebze halinde kabzımal dükkanlarını pay ediyorlar, yönetici seçmiyorlar da batan geminin mallarını paylaşıyorlar. Niyet okumuyoruz, şube müdürlüğü atamasında gördük bunları. Ellerini ovuşturup, biz idareci listelerini hazırladık diyen, bu şekilde sendikacılık yaptığını zanneden yapıları herkes gördü. Hayır öyle değil diyen beri gelsin…

Milli Eğitim Teşkilat Kanununa ayar çekildikten sonra atama yerine görevlendirmeye dönüşen yönetici yönetmeliğine hak ettiği yorumu yapmıştık.

2014 Yönetici görevlendirme kılavuzu da peşinden yetişti ve manzaraya tüy dikti.

2013-14 Öğretim yılının ortalarında paralel inlere girme tartışmasıyla başlayan yönetici görevlendirme mevzusu, 2014-2015 yılının ortalarına kadar devam edecek. Bu da iki yılın eğitim anlamında heba olması demektir. Eğitimci olanlar iyi bilir ki; okul 1 Eylül’de nasıl başlarsa öyle gider.

Yönetmelik temelli her bir maddesini yorumlamak yerine çelişik ve en sorunlu hükümlerine dikkat çekmek gerekirse:

• Kılavuzun 3.3. maddesinde; “Dört yıllık veya aynı eğitim kurumunda toplam sekiz yıllık yöneticilik görev süresini 2013-2014 ders yılı içinde olmak üzere 14/03/2014 tarihinden sonra dolduranların yöneticilik görevleri, 2014-2015 ders yılının bitimi tarihi itibarıyla sona erdirilecektir." yazmaktadır. Kılavuzda geçen bu ifade yönetmelikle ters düşen bir maddedir. Şu anki idarecilerin yaklaşık yarısı 1 Nisan 2010 ataması olup 4 yılı dolmuş, eğitim-öğretim yılı sonu itibariyle görev süresi bitmiştir. Kanunda biten bir görevin neyi uzatıyorsun? Bu madde keyfi olarak, yandaş kayırma adına kılavuzdadır.

• Bir başka yanlış kılavuzda sürekli “aynı eğitim kurumunda, 8 yılını dolduran müdür, müdür yardımcısı” denmesidir. MEB idareci rotasyonu yaptığını unutmuş görünmektedir. 8 yıldan kasıt önümüzdeki 8 yıl ise 2014 kılavuzunda yer alması saçmadır.

• Yönetmelik Madde 15’de; “ Ek-1’de yer alan Form üzerinden yapılacak değerlendirme, müdürlük görev süresinin sona ereceği ders yılının son gününe göre üç ay öncesinden itibaren yapılır” demektedir. Üç ayı geçin, 6 ay olacak. 3 aylık yaz tatili dahi yetmeyecek gibi duruyor. Bu yıl yetişmez ise önümüzdeki yıla bakacağız artık.

• Kılavuzun 5.6. maddesinde; EK 2 Değerlendirilme sonucunda en yüksek puan alandan başlamak üzere boş eğitim kurumu müdürlüğü sayısının üç katı aday ile son sıradaki adayla aynı puana sahip olan adaylar sözlü sınava alınacağı buyurulmakta. Üç katı aday ibaresi ve sınır “seçki yapılmış” süsü verme gayretinden başka bir şey değildir.

• kılavuzun 5.7. maddesinde; 2011 yılı Ekim ayında yapılan eğitim kurumu müdürlüğü seçme sınavında başarılı olanlardan sınav sonucuna göre müdürlüğe görevlendirilmesi yapılmamış olanlar da, müdürlüğe görevlendirmek üzere başvuruda bulunabilecektir. Bu kapsamda başvuruda bulunanlar, Yönetmelikte belirtilen özel şartları taşıyıp taşımadıklarına bakılmaksızın ve değerlendirmeye tabi tutulmaksızın değerlendirme ile gelen adaylarla birlikte doğrudan sözlü sınava alınacaktır. 5.6 maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde yerleştirilecek kadronun 3 katı başvuru 7-8 kat olarak yükseliyor. Gelin çıkın işin içinden.

***

Kılavuzdan, yönetmelikten, haktan hukuktan bahsederek zaman kaybetmeyelim. Kestirmeden gitmek ve net olmakta yarar var. Alın size sendikal görüş; uygularsanız sistem düzelir, biz eleştirmeyiz, bütün eğitim camiası rahat bir nefes alır, öğretmenler adalet ve hakkaniyet görür, başarı artar, nesillerimiz kurtulur:
Milli Eğitim Bakanlığını ARTIK eğitimciler yönetsin!

maligezici@aes.org.tr

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
istanbul yönetici 2 yıl önce

daha düne kadar eğitim bir senin kapılarında dolaşırken umduğunu bulamadın sanırsam muhammet! biz seni iyi biliriz kardeş... okadar soruşturma ve ceza alan karışık bir adamı bu sendika nasıl temsilci kabul etti hayret...

Avatar
yazar 2 yıl önce

bu sahte düzende ceza onurlu durunca alınıyor kendini göstermeden sallayan kardeş.memleketin en güçlü(!) adamlarına karşı dik durduğumuz dosyalara bir bakma fırsatın olsaydı keşke.ama nedense kimse yüzümüze bir şey söyleyemedi.ama unutmayın biz sahtekar, yüzsüz olsaydık kullanırdık durumları