Ah Şu Öğretmenler. Rahata ne de çok alışmışlar…

Ne hikmetse ülkemizde yazar-çizer- gazeteci- geçinenler ve tabi ki cahiller önüne gelen her konularda fikir beyan ediyorlar. Tamam kendilerini aydın olarak görüp toplumu aydınlatmak isteyebilirler. Zaten aydınlar bunu da yapmalılar. Peki, kimi bunu yapmaya çalışırken; bir camiayı küçümsemeye, karalamaya çalışmasının nasıl bir amacı olabilir?

Eğitim camiasından kopuk olanlar, fildişi kulelerinde yaşayanlar, ne hikmetse fırsat buldukça öğretmenlere vurmaya çalışıyor. Eğitim camiası da olayları soğukkanlı karşılamalarından, her söyleyene laf yetiştirmeyi, tepki göstermeyi vakit kaybı gördüğünden sessiz kalıyorlar. Bunu fırsat bilenler de fütursuzca saldırılarına devam ediyor. Eğitim camiası her söyleyene tepki göstermemesinin farklı nedenleri de var tabi. "Suskunluğum asaletimdendir, Her lafa verilecek bir cevabım var. Lakin bir lafa bakarım laf mı diye. Bir de adama bakarım adam mı diye?" Mevlana’nın sözünü kendisine şiar edinmiş olanlar çoğunlukta olsa da ben birkaç cümle kurmak istedim.

Öğretmenlerin ve eğitimcilerimizin yaptığı çalışmaların önemini kavrayamayanlar kimi zaman fiziki olarak kimi zaman da söz ve eylemleriyle eğitimcilerimize yönelik bir saldırı içine girmiş durumdalar. Eğitimcilere sahip çıkması gerekenler de çoğu zaman sessiz kalınca bazen ipin ucunu kaçıranlar çıkıyor piyasaya. Bu milletimiz ve ülkemiz için üzücü bir durum.

Son dönemlerde öğretmenlerin özlük hakları ve ekonomik talepleri için organize olarak sesini yükseltmeye başlaması kimilerini rahatsız etmişe benziyor. Özellikle Maaşlarına yapılan zammın düşüklüğü alım gücü karşısında maaşlarının eridiğini, ekonomik durumlarının gerilediğini biraz hakkıyla savunmaya çalışması farklı tepkilere de neden olmuş olabilir.

Öğretmenden, eğitimden bi haber olanlar “Öğretmenler rahata alıştı.”( Haber Türk Yazarı Nagehan Avcı’nın 11.01.20201 köşe yazısı.) diyebilecek kadar da ileri gidebiliyorlar. Oysa bu olumsuz fikirler beyan edenler gerçekten öğretmenlerin bu süreçte neler yaptıklarından habersizler. Yoksa bilerek bu düşünceye sahip olmalarına imkan veremiyorum. Kendine yazar denen birlerinin böyle düşünebilmesi… düşünmek dahi istemiyorum. Yazarlarımızın kapasitesi bu değil biliyoruz. Yazar diye bildiklerimiz toplumu aydınlatmaya devam ediyor.

Gelin öğretmenler rahata alışmış mı bir bakalım. Bu arada ah keşke rahata alışsak. Bizim rahata alışmış halimiz bile memlekete ışık saçar.

Uzaktan Eğitimde Öğretmenler neler yaptı ve yapıyor?

Öğretmenler pandemi dönemine girildiği günden beri neler yapmadılar ki?

Misal, okulların açık kalması konusunda her zaman fikir beyan ettiler. Cehaletin ölümden daha tehlikeli olduğunu söyleyerek okulların açık kalması gerektiğini dile getirdiler. Her zorluğa rağmen eğitim vermeye hazır olduklarını dile getirdiler. Okulların sokaklardan, AVM lerden daha güvenli olduklarını da söylediler. Sınıflarını, okullarını pandemi koşullarına uygun hale getirdiler. Okullar kapanınca da okulu evlerine taşıdılar. Her öğretmenin evi bir sınıf oldu. Sabah erken saatlerden başlayarak neredeyse tüm günü canlı ders yapmaya ayırdılar. Hem de ekonomik olarak zorlanmalarına rağmen gidip yeni bilgisayarlar aldılar, internetlerin çekmemesinden kaynaklı cep telefonlarındaki gb larını çekinmeden yükselttiler, derslerin daha iyi anlaşılabilmesi için gidip yeni ve farklı materyaller aldılar. Evlerini sınıflardan daha hazır, daha detaylı hale getirdiklerine de şahit olduk. Bir de anne baba öğretmen olanlar var. Canlı ders yaparken küçük çocukları dersi bölmesin diye bin bir takla atarken öğretmenler rahata nasıl da alıştı. Canlı ders uğrunu kendi çocuklarını dahi ikinci plana atanlara da şahit olduk. Öğretmen çift canlı ders yaparken ilgilenemedikleri çocukları “Kumsal” bebeğimizin balkondan düşerek öldüğünü de gördük. Yine canlı ders arasına çocuklarına kahvaltı yaptıran öğretmen annelerin nasıl canla başla uğraştığını da biliyoruz. Velilerle saatlerce konuşup yazıştıklarını anlatmaya gerek yok. Öğretmenler gerçekten rahata ne kadar da çok alıştılar.

Tabi eğitimden bi haber olanlar bunu nerden bilsin. Oturdukları fil dişi kulelerden elinde Macchiato içerken fotoğraf çekerler. Hem de latte olanını içerler.

Bu kadar rahatlık için de Vefa Destek gruplarında nasıl çalıştıklarını da bilmiyorlar. Vefa Destek grubunda görevliyken pandemiden dolayı vefat eden öğretmenlerden de bi haberler. Allah Rahmet Eylesin cümlesinden.

Daha fazla söze gerek yok sanırsam. Atasözlerini öğretirken anlattığımız “Anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az.” Atasözünü tekrardan kendilerine hatırlatırım. Ne güzel demiş şair. Söz söylemek irfan ister, anlamak insan.

Umarım artık öğretmenler için söz söylemeye kalkanlar insani vasıflarla sözlerini söylerler. Ve bilsinler ki bizler her daim şunu söyleyeceğiz: “İyi ki öğretmen olmuşum, ve iyi ki öğretmen olarak cehaletle savaşıyorum.”

İşin özüne bakıldığında eğitimciler olarak ricamızdır. Eğitim ile alakası olmayanlar ileri geri konuşup motivasyon bozacaklarına öğretmenlerin söylediklerini yapsınlar. Hala eğitimcilerimizin nasıl canla başla çalıştıklarını merak ediyorlarsa, eğitim camiasına gerçekten farklı bir pencereden bakmak istiyorlarsa Hacı Kaymaz’ın “Devlet Versin” kitabını okumalarını tavsiye ediyorum. Yine de bir şeyler yapmak istiyorlarsa gölge etmesinler başka bir şey istemiyoruz.

Selam ve dua ile sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Hacı KAYMAZ

Eğitimci Yazar

www.facebook.com:haci.kymz

Istagram:hacikaymaz

E-Posta: haci_kaymaz@hotmail.com

Twitter:@HaciKAYMAZ

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.