24.02.2020, 02:12 1016

Çoğunluktan Ezberciliğe Selam veya Bir Çocukluk Yitimi: Atakan Kayalar Olayı

Bu yazının bağlamını bir yere oturtma zorunluluğu olmaması yazıya taraf olunup olunmama bağlayıcılığını da ortadan kaldırmaktadır.

Suya yazılır gibi.

Salt bir fikir beyanı ve sonrasında gelecek dönütleri beklemeden çekilme durumu.

Atakan Kayalar olayı çocukluğun, eğitimin, düşünüşün, çocuk yazının vb birden fazla ayrık ama temelde birleşen birçok konuyu kapsamaktadır. Ki bu yüzdende bu yazının eksiği gediği olacaktır ama bu şu gerçeği değiştirmez:

Çocuk'un nasıl olması gerektiğine kim karar veriyor?

Anne, baba, vasî ya da devlet aygıtı/ları bir çocuğu, çocuğun öz özelliklerini doğrultusunda mı geliştiriyor yoksa kendi amaçları doğrultusunda mı yönlendiriyor?

Bu yönlendirmenin bilimselliği, etikliği, gerekliliği, sürdürülebilirliği nedir?

Bu soruların yanıtı zihninizde yola çıksın biz konuyu biraz dar çerçeveye çekip devam edelim.

Atakan'a dair yapılan övgülerin nedeni çocuğun okuduğu kitaplar ve bu kitapların içeriğine dair sunuşları...

Şimdi çekirdek soru şu: O sunuşlar içindeki Atakan nerede?

Bu çocuğun özgünlüğü nerede?

Alkış tutulan içeriklerin sağcılığı solcuğuna değil kastım.

Gelişimselliğin gerektirdiği süreçlerde olması gereken durumda mıdır bu çocuk?

Dahî biri demeniz onun salt ezberlemelerinden mi kaynaklanıyor?

Şayet öyleyse siz insan türünün en üretken sürecinin çocukluk olduğunu ve Atakan'ın bu süreçte özgünlüğünün dış yapılarca geliştirilmesi gerekirken onun tuğla gibi kitapları ezberlemek geçirdiğini düşündüğümüzde aslında çarpıklığın beyanı olduğunu görmekteyiz.

Bizi yetiştiren eğitim sisteminin yüz yıllardır beynimizin olağanüstü becerileri olan düşünme, birleştirme, parçalama, yeniden kurma, çözümleme, özgün... gibi yönleri bir kenara bırakıp tüm potansiyeli ezberlemeye ayırdığını düşündüğümüzde ve bizim de bu sistemin ürünü olduğumuz düşünüldüğünde Atakan'ın canhıraşça alkışlamanın nedeni de anlaşılıyor.

Ama artık dünya o dünya değil.

Dünya artık kil tablet, parşömen devrini geçmiştir. Artık beyin, bilginin unutulmaması için kullanılan bir kiler değildir. 

Beyni bilgi depolama aygıtı olarak kullanılması artık beynin, mahalle bakkalında bile satılan birkaç liralık USB'nin değerine düşürmektir. 

Günümüz bireyi artık artık filozof, kuram, akım vb. işlevsiz kuruları ezberlemenin ötesine çıkıp şu ana dek tüm insani disiplinlerin ürettiği değerleri teklikte eritip tüm insanlığı ilgilendiren evrensel sorunları çözümleyici eylemlere yönelmelidir.

Bilgiye, donukluğa tapa tapa saptımız sorunlu yol ve yöntemlerin ne gibi katliamlara dönüştüğü II. Dünya Savaşı vb.lerin izahı ne olacak?

Çocuk yitirildiğinde yetişkin ve yetişkinin üretecekleri de yiter. 

Bugün bu ülke mutsuzsa bunun temelinde mutsuz okullara doluşan yarışan ezen kıskanan sertleşen çocukların yaratılmasıdır.

Daha çok ezberin daha çok puan getirdiği, daha çok puan statü sağladığı insani olmayan bir sürecin sonunda oluşan bünyenin sağaltımı artık imkansızdır.

Atakan özeline döndüğümüzde ileride yalnızlaşacak bir birey olma ihtimali yüksek.

Zira biz en temel düzeydeki düşünsel eyleme bile katılım göstermeyecek kadar üşengeç bir toplumuz.

Bize sunulan dizi, futbol, haber içerikleri oyalanmamıza yetiyor ve kitap denen nesnenin gerekliliğini zerre itibar etmeyenler olarak Atakan gibileri katlanılmaz, sıkıcı olarak bulup uzaklaşıyor.

İşin ilginçliği de burada.

Düşünmeye, üretmeye, okumaya çok da değer vermeyen bir yapı iken bu yapıda birine ilgi göstermek neyin ilanı?

Konunun bir diğer yönü de felsefenin ne olduğuna dairdir.

Felsefenin olduğu çok şey var ama olmadığı belki de tek şey: Felsefenin ezberleme olmadığıdır. Filozof adı ve adı kuramı sıralamanın üniversite sınavlarındaki puanla maddileştiği andan itibaren artık bu ders dershane köşelerinin testleriyle boğuldu.

Oysa felsefe esnek düşünmektir. Anayasaların sağladığı fikirsel özgürlüklerin de üstünde bir özerklik isteyen bir yapı. 

Atakan artık bir çocuk mudur?

Zevkleri ve renkleri var mı?

Yarın ergin olduğunda beyninde kendi çıkarsamaları mı olacak yoksa bilmem hangi felsefecinin ezberleri mi?

Son bir şey:

Felsefede bazı şeyler ölmez mi?

Bazı kuramlar, fikirler, bağlamlar?

Ölür.

Peki beynimizi hala neden bazılıkların mezarı yapıyoruz?

Neden yaratıcılığımızda, rengimizde, sesimizde veyahutluğumuzda başkalıklar geziyor?

Yorumlar (0)
banner460
Günün Anketi Tümü
Uzaktan Eğitim'e En Hazırlıklı Okul Sizce Hangisi ?
Uzaktan Eğitim'e En Hazırlıklı Okul Sizce Hangisi ?
banner465

Gelişmelerden Haberdar Olun

@