23.03.2020, 23:59 523

EBA’daki Şiddet İçerikleri ve Türkiye’nin Eğitsel Bilinci

Ziya Selçuk’un olaya ilişkin eleştirel tutumu yerinde ve olması gerekendi. Zira Selçuk, yayının devlet televizyonunda yayınlanmış olmasından ötürü yayını korumacı bir tutum da sergilemiş de olabilirdi ancak bilimsel eğitimin gereğini yaparak doğru bir eylemde bulundu.

Ancak Bakan’ın bilinçli davranışının yanında ülke geneline baktığımızda eğitimle doğrudan bağı olan bireylerde bile kimi bağlamlarda eğitimin evrensel değerleri ile bağdaşmayan durumlar yaşanmaktadır.

Üç yıl önce sınıfta idam ipiyle sınıftaki öğrencilerle fotoğraf çekip paylaşan bir öğretmene destek mesajları veren kesimler vardı. O bireyin, siyasal görüşü onu kendi açısından kendince yerinde bir davranış olarak gösterebilir ancak kişinin yaptığı meslek ve eylemin yapıldığı kamusal alan ve hedef kitlesi düşünüldüğünde çocukların psikolojik bütünlüğü için sorunlar çıkarabilecek bir durumdur. Devletin öğretmenler ve okullar aracılığıyla yerine getirdiği eğitim ve öğretim hizmeti MEB’in Temel Kanununda net olarak ifade edilmiş ve bu amaçların başında barışçıl ve insan haklarına saygılı birey yetiştirmek olarak ifade edilmiştir. Konunun hayatiliği gerek yukarıda değinilen öğretmenin gerekse de EBA videosundaki içeriğin eğitsel bir açıklaması olamayacağı gibi o yaştaki bir çocuğun kesinlikle maruz kalmaması gereken görüntülerdir. Çocuk zaten bu tür içerikleri hemen her yer ve zamanda maruz kalıyor burada abartılacak bir şey yok gibi bir yaklaşım tam anlamıyla cinayet düzeyidir. Her iki örnek olayda da yer okul ve hedef kitle öğrencilerdir. Okul; bilinçli, bilimsel, çocuğun gelişimsel özelliğini göz önünde bulunduran, olumsuzlukların arındırıldığı, olumsuzlukların arındırıldığı ve tüm yaşamsal çevrenin barışını ve sürdürülebilirliğini sağlayan bir yer olmalıdır.

Hiçbir aile ya da eğitimci kendi kişisel ideolojisine yakındır diye etiğin, bilimsel gelişimin, barışçıl toplum yapısının, bireyin ruh sağlığının, psikoloji biliminin, insani değerlerin karşı olduğu bir içeriği ya da eylemi okul ve okulla ilgisi olan bir yerde açığa vurma ve eyleme dökme hakkına sahip değildir. Eğitim, devletin nesnellik içinde sürdürdüğü ya da sürdürttüğü ya da sürdürmesi/sürdürtmesi gereken bir hizmettir.

Ancak gerek araştırmalar gerekse gözlemlerden elde edilen verile bunun yerine getirilemediğini göstermektedir. Bunun nedenleri arasında tarihsel geçmişin öznel yorumlanması, bireysel alımlamalar, hedef kitlenin özelliklerinin göz önünde bulundurulmaması, eğitsel bilinci yeterince sahip olmamak gibi özel ve genel durumlar neden olmaktadır.

EBA’ya konu olan içerikleri yapan kişinin/kişilerin eğitimci olup olmadığına ilişkin bir bilgiye sahip değiliz ama bu kişi/kişilerin eğitim aldığı kesindir. Peki eğitim alan bir bireyin, eğitsel amaçla kullanılacak bir içeriği bu şekilde hazırlamaması bilincine sahip değil mi? Bunun öğretmenlik eğitimi alıp almaması ile ilintili olmaması gereken bir durum olması gerektiğini belirtelim. Zira, bir birey kendi ya da yakın çevresindeki bir çocuğa gösterebileceği şiddet dozu hakkında az çok bir bilgiye sahip olması gerekir. Siz aile içinde nasıl ki bir haber bülteninde feci bir kaza görüntüsünü çocuğa izletmemeye (izletiyorsanız kendinizi eğitin!) çaba gösteriyorsanız bunu da bu şekilde yapmanız gerekmektedir. Nasıl ki kurban bayramlarında hayvanların kesimi sırasında hayvanın çektiği acılar ve akan kanların çocuklara izlettirilmesi doğru değilse haber içerikleri ve EBA’daki içerikler de aynı düzeyde çocuklar için sorun yaratır.

Peki nasıl oluyor da birileri o içerikleri –üstelik yaşları 6-13 arasında değişen çocuklar için hazırlayabiliyor? Sanırım nedeni korkunç olabilir: Bunları normal görüyor çünkü eğitim alırken böylesi içeriklere maruz kalmış olabilir ve bunları normal görüyordur!

Bu şiddet sarmalı salt bazı öğretmenler üzerinden yayılmıyor. Okul kütüphanelerinde binlercesi bulunan edebiyat kalitesizliği bir yana içinde kafa kesmeden tecavüze kadar içeriklerin olduğu bandrollü kitaplar bulunmaktadır. Ömer Seyfettin kitaplarındaki şiddet sahneleri 6-13 yaşındaki çocukların psikolojik düzeylerine uygunsa buradan sizin ve bilimsel eğitimin yolu keskin bir şekilde ayrılıyordur.

Normalleşen bir şiddet gözlemi, şiddetin kendi de dahil olmak üzere kendi dışındaki tüm canlılara da uygulanmasına ve acıma eşiğinin yükselmesine neden olur ki bu toplumsal kıyımların zeminini hazırlar.

Çocuğun tanık olduğu şiddetin artması ileride o çocuğun acı yaşatmaktan zevk alan bir yapıya bürüneceğini araştırmaya gerek yok zira dünya cinayet tarihi, filmlere ve kitaplara yeterince kurgu sunan gerçeklerle doludur.

Amaç milli ya da dini bir bilinç yaratmaksa da bunun yolu şiddet üretme potansiyeli olan içerikleri eğitimde kullanmakla değil, ülkede yaşayan tüm farklılıkların (kanunda olduğu gibi) birlikteliğinden, maddi ve maneği tarihi, kültürel değerleri, doğa bilinci, tarihi mirası korumaya değer gören bireyler yetiştirmekle olur.

Burada meli/malı gerekli fillerini kullanmak işin öneri olarak algılanmasına engel olsun çünkü bu tür uygun olmayan durumları sürdürmek eğitimin yıkım yaratması dışında bir görev bırakmaz. Birbirine, tarihsel gerçeklere, kültürel mirasa, doğal döngüye düşman bir birey yaratmak ileride beraber mutlu yaşanılan bir ülkenin varlığını da tehlikeye sokar.

Eğitim, mutlak bir amaç için olmalı: Tüm dünya insanları ve canlıları birbirinin bir tamamlayıcısıdır. Bu tamamlama eşitlik ve barışçıl bir düzen için olmalıdır. Üstelik tüm dünyanın ölümü beklediği şu günlerde!

Yorumlar (0)
banner460
Günün Anketi Tümü
Uzaktan Eğitim'e En Hazırlıklı Okul Sizce Hangisi ?
Uzaktan Eğitim'e En Hazırlıklı Okul Sizce Hangisi ?
banner465

Gelişmelerden Haberdar Olun

@