banner476

1. SINIFLAR YARIŞ PİSTİNDE

4+4+4 sistemi ile öğrenciler birinci sınıfa erken yaşta başlamışlardı. İsteğe bağlı ve zorunlu olmak üzere iki seçenek de sunulmuştu.

Eğitim 27.10.2017, 23:09
1. SINIFLAR YARIŞ PİSTİNDE

Aslına bakarsak iyi niyetli atılan bir adım, sistemin altyapısı ve organizasyon noksanlığından dolayı sekteye uğradı. Aksi halde verim alınabilirdi diye düşünüyorum.
    Mamafih, birinci sınıfa erken başlayan çocuklar uyum noktasında bazı nedenlerden dolayı çok fazla sıkıntı çektiler. Başlıca sebepleri ise şunlardır:
•    Yoğun okuma yazma çalışmaları
•    Veli baskısı ve müdahalesi ile çok fazla verilen ödevler
•    Hazır bulunuşluk seviyesinin yetersiz olması
•    Fiziki ortamın önceden düzenlenmemesi
•    İkili öğretimdeki verimsiz zaman aralıklarında eğitim yapmak.
    Özellikle velilerin gereksiz ve yersiz müdahalelerinden dolayı süreç öğretmenlerin kontrolünden çıkmaktadır. 
    Müfredat değiştirilip hafifletilmesine rağmen sanki böyle bir şey hiç olmamış, sanki bu çocuklar 7 yaşında başlamışlar gibi, sanki değişen hiçbir şey yokmuş gibi sürece devam ediliyor. Yani istisnaların kaideyi bozmadığını varsayarsak, eski tas eski hamam eğitime devam ediliyor. 
    Normal şartlar altında okula erken başlayan çocukların yaparak yaşayarak, yapılandırmacı sistemde aktif rol almaları bekleniyordu. Beklenen olmadı, aksine öğrenci pasif; öğretmen ise süper ego tarafından mecburen klasik yönteme mahkum bırakıldı.
    Eğitim öğretimde katalizör görevini gören, enzim vazifesi taşıyan veliler, yoğun bir şekilde süreci hızlandırmayı adeta dert edinmişler. Uykuları kaçıyor olmalı bu yüzden. 
    Nasıl mı?
    Mahalle baskısıyla...

    Öğretmenleri kıyaslayarak...
    Kendi çocuğu okuma yazmaya geçsin de sürecin diğer bileşenleri yansın bitsin kül olsun. Hatta kendi çocuğu, komşunun çocuğundan önce okumaya geçsin istiyor. Hatta ve hatta  yedi iklim ve coğrafi bölgelerde tanıdığı kim varsa onlardan önce kendi çocuğu mutlaka okuma yazmaya geçmeli. Yani mantık şu: ''O kedi buraya gelecek''...
    - Kız Müzeyyen! Senin oğlan geçmedi mi daha okuma yazmaya? Bebekken anlamıştım zaten ama moralini bozmak istemediydim.
    -Kııız Fatoş! Benim cimcime okuma yazmaya geçti bile. Seninki geçemedi demi? Öğretmenimiz iyi anam öğretmenimiz. Sizin öğretmende iş yok. Sahi sizin öğretmen duyduğuma göre hala lııııı harfindeymiş. cık cık cık...
    - Heyy hoca! Benim çocuğum ne zaman okuma yazmaya geçecek? Bütün sınıflar geçti siz hala beden yapıyorsunuz.
    - Şışttt hoca efendi bak! Filanca okulda filanca öğretmen iki ayda 40 öğrenciyi okumaya geçirdi. Sen ne zaman geçireceksin. Acaba diyorum, yanlış anlama da; çocuğu bu okuldan alsak oraya mı götürsek? Ne dersin hocaaa?
    İşte bu mahalle baskısına dayanamayan öğretmenler çoğu zaman da idarenin desteğini de göremiyor. Çünkü bakanlığın öğretmenden istediği ile okul idaresinin istediği şeyler taban tabana zıt. Bu konuda idare ile veliler aynı çizgide duruyor maalesef. İşte bu noktada sınıf öğretmenlerine tek bir çıkış yolu bırakılıyor. O çocuklar okuma yazmaya bir an önce geçirilecek. Haftalık ders programında bütün dersler okuma ve yazma etkinlikleri olarak değiştirilerek. Her gün sayfalarca ödev verilmek zorunda bırakılarak. vs.
    Bu süreçte herkes o küçücük çocuğa düşmanlık etseydi, inanın bu kadar zarar veremezdi. Nerede kaldı mutlu çocuk yetiştirmek. Nerede kaldı okula severek ve isteyerek giden çocuk görmek. Siz okula severek isteyerek ve benimseyerek koşa koşa gideni gördünüz mü? Ben görmedim. ''Çocukları okuldan nasıl nefret ettirebiliriz siteminin'' uygulayıcıları olmuşuz farkında değiliz. O yüzden:
    Velilerden ricam, olur olmaz gereksiz baskılarla öğretmenlerin işine karışmayın. Sürecin takipçisi olun ama müdahili olmayın. Hele ki bilmeyip, kendini bilir zannedip mahalle baskısı hiç kurmayın. Yazık olur çocuğunuza da başkasının çocuğuna da... Sittin sene bedel ödemek zorunda kalıyoruz sonra.
    Öğretmenlerden ricam, veli baskılarına aldırış etmeden zümre olarak omuz omuza verip dik durun. Bir an önce okuma yazmaya geçiren öğretmen değil, okulu ve eğitim öğretimi sevdiren öğretmen en başarılıdır algısını oluşturun.
    İdarecilerden ricam, yoğun baskılar kimden geliyorsa o tarafa müteveccih olmayın. Adil olun, öğretmenlerinizi süreçte yalnız bırakmayın. Desteklerinizi esirgemeyin. 

Selçuk Tütak 
Lider Eğitimci Yazarlar Derneği 
Genel Başkan Yardımcısı

 

Yorumlar (0)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@