banner476

2.Dönem Başlarken...

2.dönem başlıyor.

Eğitim 05.02.2020, 20:30
2.Dönem Başlarken...

Yine tekdüze.

Çocuklar yine aynı masallarla, ninnilerle uyutulacak.

Çocuklar yine aynı hikayelerle motive edilecek.

Çocuklar ‘yine aynı’nın olduğu bir düzenin içinde kendilerini yineleyemeden yenile yenile kendilerine kapıyı kapatacaklar. Ununu elemiş eleğini duvara asmış olanların ellerinde darmadağın ve un ufak olacaklar. Kendilerine kilit vuracaklar. Bir daha da açmamacasına...

Yenile yenile, derken kastettiğim çocukları yiyip bitirerek ruhen ve zihnen tüketen virüslerdir. Çocukları bedensel açıdan büyütüp ruhsal açıdan minicik eden, bu virüstür. Ve insanı, insanlıktan çıkaran da budur. Bakınız bakalım etrafınıza... Herkes bedeninin derdine düşmüş, bedenini tekdüze düzenin bir dişlisi yapmaya çoktan gönüllü, bedensel açıklığın dayandığı yer ise açgözlülüktür.

Bu virüsün başında da eğitim düzeni içinde sınavlar gelir, sınavlar gelir, sınavlar gelir.

Bu virüs güya aşısı ise hala kapısına kilit vurulamamış dershaneler mi dersiniz etüt merkezleri mi dersiniz artık ne derseniz deyin sonra yayınevleri ve özel dersler geliyor. Böyle bir kurulu düzenin ortasında da bize şu tartıştırıyorlar: ‘‘İnsan, insanın kurdu mudur, değil midir?’’ İnsan, insanın kurdu falan değildir. İnsan, cebren ve hile ile kurtlaştırılmaktadır. İnsanı, kendine bıraksanız zaten kendini bulacak. Ama bir bakın bakalım dünyaya. İnsan, kendine bırakılıyor mu?

Bu düzen içinde çocukların aklı başına asla gelemeyecektir.

Bu düzen içinde çocuklardan asla vicdan beklemeyiniz.

Bu düzen hem sayılarla (Bunlar karne notları, sınav puanları vs. oluyor.)  çocuklara yön tayin ediyor hem de çocuklara kendi kimliğini değil, numaracı kimlikleri tevdi ediyor.

Bu bakımdan çocukların akılları her zaman işte bu düzenin çarklarının güdümünde olacaktır.

Çocuklar, asla kendince akamayacaktır.

Çocuklar asla kendilerinde seyahat edemeyecektir.

Çocuklar asla ‘kendi kendilerine’nin ilhamından yoksun, hazzından uzak bir yaşam darboğazında boğulacaklardır.

Ve her daim belirli akıntılara kapılacaklardır. Ya da onlara kendilerini kaptıracaklardır.

Mecburiyet yolunda ilerlediklerini düşünerek mahkumiyetin durağına geldiklerinin bile farkına varamayacaklardır.

Geçenlerde Sayın SELÇUK şöyle dedi: ‘‘Bir anda sınavları kaldıramayız.’’

Evet, Sayın SELÇUK haklı... Haklı olmasına haklı ama net, keskin ve kararlı bir pozisyon alarak uzun vadeyi orta vadeye çekip geçiş zayiatını asgaride tutabiliriz.

Bu düzenin sonunun geldiğinin herkes farkında varmak üzere, bu bağlamda da dünya bir geçiş sürecinde... Biz de bu geçiş sürecini, su akar yolunu bulur hesabı ile planlarsak zaman kaybedip yeni kuşaklarımızı kaybedebiliriz. Neden hala kayıp kuşaklar yaratıyoruz? Ve neden hala kayıplara yol açan durumlara taviz verip tahammül gösteriyoruz?

Sayın SELÇUK, ders saatlerini azaltma çabanızı, teneffüs sürelerini uzatmış olmanızı, tatilleri yıla yayma hamlenizi, pilot illerdeki atölye uygulamalarınızı bu geçişin yalnızca birer parçası sayabiliriz. Lakin devrim gibi reformlara biraz daha hız vermeliyiz kanaatindeyim.

Bu geçiş sürecinde yapılabilecek çalışmalara ilişkin bir öneri de sunmak isterim:

AKILLI VE VİCDANLI ATÖLYELER açalım.

Teknolojisiz, donanımsız atölyeler olsun.

Bomboş bir mekan.

Çocukların beynini ve kalbini çalıştıran...

Biraz felsefe...

Biraz ahlak...

Biraz tefekkür...

Kendi kendilerine kalıp kendileriyle yüzleşip kendilerini keşfedebilecekleri...

Bira da us olsun mesela...

USLU ATÖLYELER DEĞİL...

US ATÖLYELER...

Saygılarımla...

Yusuf SEVİNGEN

Yorumlar (0)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@