banner476

Eğitim-Öğretim İçinden Geçerken

Bu hafta eğitime öğretime ilişkin gündem hayli yoğundu.

Eğitim 14.04.2018, 11:08
Eğitim-Öğretim İçinden Geçerken

Şöyle ki;

Birkaç ilde eğitimcilere yönelik saldırı olayları gerçekleşti.

Bu olaylar içinde  öne çıkan ise Bursa’daki olay oldu.

Gerçekten garip ve dehşet verici idi.

Bir  polis,  kendisi gibi kamu görevlisi olan okul idarecilerine sudan bir nedene bağlı olarak  silahlı saldırıda bulundu. Defalarca silahının tetiğine bastı. Karşısında acı çeken bir canın olduğunu unutarak...

Ve  bu olay insanlara, insan hayatı bu kadar ucuz olmamalı, dedirtti. Okullardaki güvenlik önlemleri yeterli mi? sorusunu akıllara getirdi.

Sonra nitelikli liseler açıklandı.

Bazı illerde,  nitelikli liseler arasında geçen yıl 450-500 puan aralığında öğrenci alan Anadolu liselerinin olmayışı herkesi şaşırttı. Listede  isimlerini görmeyi  bekleyen okullar adeta ters köşe oldu. Hatta okullar öğrencileri ile birlikte sosyal medya üzerinden  harekete geçti diyebilirim.

Ayrıca o   illerdeki sendika temsilcileri sosyal medya hesaplarından bu durumun izahının  olmadığını, yetkililerin  nitelikli lise belirleme kriterlerinin neler olduğuna dair bir açıklama yapmaları ve kamuoyunu bilgilendirmeleri  gerektiğini ifade etti.

Böylece  şaşkınlık ve akabinde  açıklama isteği kervanına sendikalar başta olmak üzere  okullar,  öğretmen ve öğrenciler iç-dış  paydaş olarak sosyal medya hesaplarından  katıldılar.

Şöyle diyor bir gencimiz sosyal medya hesabından:

‘’Dileriz, LGS kervanı yolda düzülmüyordur.

Yoksa  ahvalimiz  harap ve bitap olur.

Çünkü  dahili ve harici  paydaşlar olarak  bu şerait ve ahval içinde  gafletteyiz  sanki.

Neler  yapıldığına, neler  yapılıyor  olduğuna  ve  neler  yapılacağına  ilişkin hiçbir şekilde bilgi  sahibi olmadığımız gibi yapılanlardan da bir anlam çıkaramamaktayız.

Yani  LGS  kervanında  yapılanlardan, yapılıyor olanlardan, yapılacaklardan  BİHABERİZ.

Bu  süreçte her bakımdan  çok şeyden daha çok mahrumuz diye düşünüyor ve hissediyorum.

İnanınız, bir gece ansızın geldi LGS.

Bir gece ansızın...

Bizlerin bu düşüncelerine ve hislerine  hak verirsiniz diye tahmin ediyorum.

Bu kervanda aymaz kurbanlar olmayız inşallah.’’

Tüm bunlar yaşanırken  Bakanımız Sayın  İsmet  YILMAZ, eğitimde düne göre  çok iyi olduğumuzu açıkladı.

Ama şunu çok iyi  biliyoruz, o da Sayın Cumhurbaşkanımızın geçmiş zamanda söylediği  şu  sözlerdir;

‘’ ... Eksiklikleri, insan keşfetme ve yetiştirme sistemimizde, daha doğrusu sistemsizliğimizde arayacağız. Saldım çayıra mevlam kayıra mantığıyla bu işlerin içinden çıkamayız. Eğitim-öğretim ve kültür konusunda niye nispeten geri kaldığımız konusunda hep hayıflanıyorum. Demek ki bir şeyleri eksik bırakmışız...’’

Uzun uzadıya  anlatmaya gerek bir durum yok ortada.

Sözler çok açık ve net.

Bundan dolayı bu  sözlerden hareketle  sadece birkaç  soru yöneltiyorum  ve  takdiri size bırakıyorum.

Sayın İsmet  YILMAZ’ın  sözleri ile Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın sözleri aynı doğrultuda mıdır? Yoksa  Sayın  Cumhurbaşkanı  ile  Sayın  Mehmet ŞİMŞEK  arasında yaşanan benzer  bir  durumun  tersi,  eğitim-öğretim alanında   mı   yaşanmaktadır?

Sayın Cumhurbaşkanı  isabetli bir şekilde  eğitimde  eksiği ve geri olan durumu tespit etmiş  iken Sayın Bakanımızın sözleri bu eksiklikleri, geri olan durumu görür düşüncesinde  midir?

Sayın Bakanımızın sözlerinden, Sayın Cumhurbaşkanı ağzından tespit edilen,   ‘’eğitimdeki eksik  ve geri olan durum’’  ile ilgili bir  tedavi yolu  ve devrim niteliğinde adımlar  çıkarılabilir mi? Yoksa bu sözler ‘böyle gelmiş böyle gider’ anlayışının bir tezahürü mahiyetinde midir?

Sorular bu kadar.

Söylediğim gibi takdir sizin...

Sorular üzerinden giderek  bir kanaate varılabilir düşüncesindeyim.

Bir başka konu ise deizme kayan İmam Hatip gençliğine  dair.

Evet, bu olay bir durum tespitidir.

Ölçüsüz bir şekilde  İmam Hatip sayısını  ya da cami sayılarını artırmak,  demek ki,   çözüm değil.

İmam Hatip liselerini  ‘nitelikli liseler’  listesinde gösterip de kaliteyi artırmayı düşünmek de  bir çözüm olmayacaktır.

Algıları, duyguları, düşünceleri  yönetmek  de   bir yere kadardır.

Belli uğurlarda (ideolojik vs...)  eğitim öğretim alanını çok sıkmamak, kasmamak, zorlamamak  gerekiyor.

Eğitim öğretim alanını kasmak, sıkmak, zorlamak nesillerimizin zararınadır, asla faydasına olamaz. Tarihimize bakarsak  tecrübe ile sabit olduğunu görebiliriz. Ve   kız çocuklarının,  bir dönem ideolojik saiklerle nasıl eğitim-öğretim hakkından mahrum kaldıkları ortada iken...

Onun için eğitim öğretim alanı ancak devrimsel bir çözüm yolu ile rahat nefes alır, huzura erişir. Çağdaş seviyeye ulaşır. Herkes sadede gelir, eğitim-öğretimin asıl meselesine...

Yoksa bir o çeker, bir bu çeker, bir öbürü yamar, bir diğeri yamar, herkes kendine göre bir şey yapar ama en sonunda ortaya çıkandan hiçbir şey olmaz.

Bence bu konuda çok derin ve geniş düşünülmeli.

Sizlere  Kur’an-dan  iki ayet sunmak  istiyorum:

‘’ Göklerin ve yerin tüm kontrolu O'na aittir...’’ (ŞURA SURESİ, 12.AYET)

‘’ Biz her elçiyi ancak halkının diliyle göndeririz ki onlara bildirebilsin. ALLAH dileyeni/dilediğini saptırır, dileyeni/dilediğini de doğruya ulaştırır. O, Güçlüdür, Bilgedir.’’ (İBRAHİM SURESİ, 4.AYET)

Bir kimseyi doğru yola ancak Allah ulaştırır. O, dilerse olur, dilemezse olmaz.

Bir kimseyi;  İmam Hatip, cami, tarikat, cemaat, şu ya da bu kimseler doğru yola ulaştırma gücüne sahip değildir.

İslam,  gereksiz ve önemsiz konular üzerinde  boş tartışmaları tasvip etmez.

İslam, sadede gelir hep.

Ve herkesten sadede gelmesini ister.

O zaman sadede gelin ve Kur’an-daki İslam’ı size bırakılan cüz-i irade alanınızdaki tercihleriniz ve tercihleriniz sonucunda ortaya çıkan amelleriniz ile yaşayın.

YANİ YAŞAYIN, YETER.

GERİSİ  LAFÜ  GÜZAF.

Hayatlarınızı ayeti bırakıp gereksiz ve önemsiz  konularla ilgili  nakledilen  sünnetler içinde  boğmayın.

Evrene, gökyüzüne, doğaya bir bakın!

Göreceğiniz aslında Allah’ın asıl  sünnetleridir (yasa).

Onlara odaklanın ve dokunun!

Bir zaman bunları yapan o kadar çok İslam düşünürü vardı  ki!

İlla peygamber sözü arayacaksanız, Kur’an-da peygambere hitaben   ‘de ki: ... ’   ile başlayan çok söz göreceksiniz. Hepsi,  peygamberin çevresinde bulunan o dönemin  insanına bizzat peygamber tarafından söylenmiştir. Yetmez mi? Yeter...

VE  EN ÖNEMLİSİ  ALLAH   BİZE YETER!

Kimse, gençliği deizmden koruyacağım, diyerek bir koruyuculuğa soyunmasın.

Çünkü böyle bir rol FETÖvari yapıları meydana getirir. Ve gençlik,  bu sefer de emanet edilerek  esir edilir.

   ’’... 'Bize ALLAH yeter; o ne güzel Koruyucudur.'      ’’ (ALİ İMRAN SURESİ, 173.AYET)

Not:  Bana göre bazı  gençler kendilerine anlatılan ‘sünnilik’ inancını  kabul etmiyorlar. Onları gerçek olarak görmüyorlar. Onlar,  gerçekleri arıyorlar, Allah dilerse gerçekleri bulunca  onaylayacaklar. VE GERÇEKLERİ ONAYLAYANLAR OLACAKLAR.

Saygılar...

Yusuf SEVİNGEN

Yorumlar (0)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@