banner476

Öğretmenin darp ettiği çocuğun anne ve babası konuştu

Düzce'de bir kreşte öğretmenin 2 yaşındaki çocuğu darp iddiasının ardından çocuğun annesi Derya Türk ve babası Selçuk Türk olay anını anlattı.

Eğitim 05.02.2020, 22:30
Öğretmenin darp ettiği çocuğun anne ve babası konuştu

Düzce'de bir kreşte öğretmenin 2 yaşındaki çocuğu darp iddiasının ardından çocuğun annesi Derya Türk ve babası Selçuk Türk olay anını anlattı.

Düzce'de önceki gün meydana gelen olayda Karahacı Musa Mahallesi'nde özel bir kreşte 2 yaşındaki E.T.'yi kreşe başladığının ikinci gününde öğretmen Y. K. tarafından baba Selçuk Türk'ün izlediği güvenlik kameralarının önünde kreşin oyun alanı olarak kullanılan ortak alanda darp etmişti. Yaşanan gelişmelerin ardından 2 yaşındaki E.T'nin babası Selçuk Türk ve Annesi Derya Türk olay anını ve sonrasını anlattı.

"Biz kime güvenip de çocuklarımızı teslim edeceğiz"

Baba Selçuk Türk, 2 yaşındaki oğlu E.T.'nin öğretmenin tarafından gözleri önünde darp edilme anlarını anlatarak, 2 yaşında konuşamayan, kendini ifade edemeyen çocuğunu güvenip verdikleri kreşte öğretmeni tarafından darp edilmesinin kendilerini üzdüğünü dile getirerek, "Oğlumuzun daha iyi bir birey olması ve gelişimi için kreşe yazdırdık. İlk gün eşim gitti. Yaklaşık 1-1.5 saat yanında bulundu. Eşim giriş kısmında veli alanı var. Yukarda bir televizyon var. İçerideki sınıfların gösteren bir kamera sistemi var. İlk gün herhangi bir sıkıntı olmadı. 2. gün ben gittim. Montunu çıkarttım. O sırada öğretmeni geldi. Hiç bana kendisini tanıtmadı. Kendisini bana hiç tanıtmadan, panduflarını giydirdi ve içeri götürdü. Ben babaannesiyle birlikte çocuğumu kameralardan izlerken annem oğlumun montunu koymakla uğraşıyordu. Bende kameralardan oğlum sınıfta diğer arkadaşları ile uyumunu ve sınıftaki hareketlerini izliyordum. Dikkatimi oğlumla öğretmeni arasındaki boğuşma dikkatimi çekti. Anneme öğretmen oğlumuza mı vuruyor dedim. Annem, evet oğluma vuruyor deyince ben hızlı içeriye doğru koştum. Benim ilk gördüğüm sahneden içeriye girinceye kadar oğluma vurmaya, şiddet uygulamaya devam etmiş. Ben daha önce sınıfa girdiğimde sen ne yapıyorsun dediğimde kendisi bana oğlunuzu sadece seviyorum dedi. Oğlumu elinden aldım. Yaklaşık 15-20 dakika oğlumu sakinleştirmeye çalıştım. O süreçte de çok sakin olmaya çalıştım. Çünkü orada verebileceğim en küçük bir tepki oğlum için de oradaki çocuklara da kalıcı hasarlar bırakabilirdi. Oğlumu sakinleştirdikten sonra kurumun sahibi geldi. Böyle bir şey yaşanamayacağını söyledi. Ben gözümle gördüm diyerek kamera kayıtlarına tekrar bakmak istedim. Beraber odaya girdik kamera kayıtlarını tekrar inceledim. Öğretmenin oğluma darp ettiğini gözlerimle gördüm. Ben artık ne sizle, ne kurumla görüşmek istemiyorum. Direk polisi çağırıyorum bundan sonra konuyu polis incelesin dedim. Gelen polislere ifadelerimizi verdik. Raporlarımızı aldık" dedi.


"Oğlum ilk darbesini kreşte aldı"

Selçuk Türk, oğlunun hayata atılacağı ilk adımında çok büyük travma yaşadığını belirterek, "Yani biz oğlumuzu hayata atılacağı ilk adımında çok büyük bir darbe yaşadı. Bundan sonraki süreçte nasıl olur hiç bilmiyorum. Sakinleştirdiğimde baktığımda burnunda kanama, yüzünde ve alnında kızarıklıklar vardı. Daha sonra evimize gittiğimizde kulağının arkasında tırnak izini tespit ettik. Darp raporlarını aldık. Biz çektik bu acıyı benim bundan sonraki en büyük konum biz çektik başka aileler çekmesin. Bu tip konularda insanların daha dikkatli olmasını, kurumların daha dikkatli olmasını istiyorum" diye konuştu.

"Ben anne olarak bir kere vurmuş bağırmış değilim"

Anne Derya Türk ise; bir anne olarak öğretmenin darp ettiği çocuğuna bir kere vurmadığını ve sesini yükseltmediğini ancak öğretmenin kameralar önünde çocuğunu darp ettiğini söyledi. Büyük travma yaşadıklarını da dile getiren Anne Derya Türk; "Bir anne olarak duygularım tarif edemiyorum. Çok üzücü günler yaşıyoruz. Yani ben evde bir kere bile çocuğuma el kaldırmadım, sesimi yükseltmedim. Çocuğuma bu şekilde davranılması beni çok üzdü. Eşimden çocuğumun darp edildiği konusunda telefon aldığımda o esnada olduğum yerde oturdum kaldım. Hızlı bir şekilde okula gittim. Ağlayarak okula gittim. Çocuğum beni ağlarken görmesin diye çocuğumun karşısına çıkamadım. Polisler görüntüleri tekrar izlettiler. O esnada kendimi tutamadım. İster istemez her anne gibi sakin olmaya çalıştım. Beni o öğretmen ile bir araya getirip uzlaştırmaya, konuşturmaya çalıştılar ancak bir araya gelmek istemedik. Çünkü kendimi tutamayıp yapmamam gereken tavırlar sergileyebilirdim. Sonrasında oğlumun yanına gittim. Sarıldım öptüm. Farkında değildi o esnada babaannesinin yanındaydı. Onunla birlikte oyun oynuyorlardı. Ama onun bunda kalıcı bir hasar olmasını

yada bunun gerçekten çok kötü bir şey olduğunu düşünmesini istemedim. Çocuk zaten şok içerisindeydi. Bu olayı devam ettirmek istemedim" dedi.


"Biz görmeseydik, bize bu durumu anlatacaklar mıydı"

Anne Derya Türk, kuruma güvenerek çocuklarını kreşe gönderdiklerini ancak travma yaşadıklarını ifade ederek, "Ben çocuğuma bir kere bile vurmuş, kızmış değilim. Bu çocuk 2 yaşında cümle kurmayı kendini anlatmayı bilmeyen bir çocuk. Okula gireli daha 3 dakika olmuş. Bunun üzerine hemen iyi ki o gün eşim oradaydı. İyi ki kameraları izliyorlardı ve fark edildi. Bu durum fark edilmeseydi bize nasıl yansıyacaktı.

Böyle bir travma böyle bir şok yaşadı. Çocuğum nasıl bir süreç yaşayacak. Okul hayatına başlayabilecek mi Bu süreçte neler olacak zaman ile görülecek" diye konuştu.

"Kreşlerde Anaokullarındaki kameralar velilerin izleyebileceği şekilde olmalı"

Anne Derya Türk ayrıca kreş ve anaokullarında kameraların mutlaka olması gerektiğini ve ailelerin bu kameralardan sürekli izleyebileceği ortamların oluşturulmasını da istedi. Derya T., "Özel kurum sosyal hizmetlere ve milli eğitime bağlı olan tüm kurumların denetimlerinin az olduğunu düşünüyorum. Bu tarz okullarda daha sıkı denetimler olmalı her okulda kamera olmalı. Bu kameralar mümkünse veliler tarafından izlenmeli. Kamera sistemi kurulduktan sonra telefonlardan velilerin çocuklarını takip edebilmeleri kadar doğal bir şey yoktur. Bunlar sağlanmalı Milli eğitimin düzenli olarak veya sosyal hizmetlerin düzenli olarak takibini yapması gerekiyor. Her öğretmenin gerekirse öfke testlerine tabi tutulması gerekiyor. Çünkü insanlar gözünden sakındığı çocukları sizlere emanet ediyorlar. Bu durum bugün benim başıma geldi. Yarın başka birinin başına da gelebilir. Bunun yaşanmasını kesinlikle istemiyoruz. Hukuki sürecimizi başlattık. İnsanlara da bunu duyurmak istiyoruz" diye konuştu.

Yorumlar (0)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@