banner476

ÖĞRETMENLERİN DERSTEKİ COŞKU VE İSTEKLİLİĞİ VERİMLİ ÖĞRENME ORTAMI OLUŞTURUYOR

Ankara Eğitim Platformu tarafından MEB Şura Salonu’nda’21. Yüzyıl Becerileri ve Tasarım Beceri Atölyeleri Konferansı’ düzenlendi. Etkinliğe, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, PISA Direktörü Andreas Schleicher ve çok sayıda öğretmen katıldı. Schleicher, “Türkiye’de 2018’de öğrenciler öğrenme sonuçları alanında gerçekten iyi sonuçlar elde etti” dedi.

Eğitim 19.12.2019, 19:51
ÖĞRETMENLERİN DERSTEKİ COŞKU VE İSTEKLİLİĞİ VERİMLİ ÖĞRENME ORTAMI OLUŞTURUYOR

Ankara Eğitim Platformu tarafından Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Şura Salonu’nda düzenlenen ‘21. Yüzyıl Becerileri ve Tasarım Beceri Atölyeleri Konferansı’na Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) Direktörü Andreas Schleicher ve çok sayıda öğretmen katıldı. Schleicher, eğitim konusunda yaptığı etkileyici ilerlemelerden ötürü Türkiye’ye teşekkür ederek, “Öğretmenleri de tebrik etmek istiyorum çünkü eğitim gerçekten sınıfta olan şeyle alakalı” dedi. Gençlerin gelecekte başarılı olabilmesi için bilgi ve becerilere odaklanmak istediklerini belirten Schleicher, şöyle konuştu:
“PISA değerlendirmelerinde de farklı ülkelerdeki öğrencilerin öğrenme sonuçlarına odaklandık. Biz öğrencilerin bilgiyi kitaptan almasıyla ilgilenmiyoruz. Bu bilgileri, daha fazla okumayı öğrenmeleri ve bilgiyi üretebilecek şekilde kullanmalarını istiyoruz. Öğrenciler, bu bilgiyi bir bilim insanı gibi düşünebiliyor mu, soru sorabiliyor mu biz bununla ilgileniyoruz.

TÜRKİYE DÜNYAYA DAHA FAZLA ÇOCUĞUN EĞİTİM SİSTEMİNE KATILABİLECEĞİNİ GÖSTERDİ
Bilgi ve beceriler PISA’da başarılı olabilmek için son derece önemli. 2000’de okuma becerileriyle ilgili araştırma yapıldı. İlerleyen yıllarda teknoloji ve sosyal medyanın etkisiyle okuma becerilerinde farklı bulgulara ulaşıldı. 2003’ten sonra teknolojinin gelişmesiyle okuma becerilerinde hızlı ilerleme oldu. 2009’da sosyal medyanın öneminin artmasıyla okuma becerilerinde farklılıklar oluştu fakat sonraki yıllarda ciddi bir ilerleme olmadı. Türkiye’de 2018’de öğrenciler öğrenme sonuçları alanında gerçekten iyi sonuçlar elde etti. Sadece öğrenme sonuçları açışından değil, Türkiye daha fazla çocuğu eğitme alanında da başarılı oldu. 2003’te Türkiye’deki öğrencilerin sadece çok az bir kısmı orta öğretime kayıt oldu ancak bugün bu rakamın yüzde 70 civarında olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye dünyaya daha fazla çocuğun daha iyi eğitilebileceğini gösterdi. Bu, dünyadaki birçok ülkeye gerçekten çok büyük bir mesaj. Daha fazla çocuğun eğitim sistemine katılabileceğini gösterdiniz. Türkiye eğitim alanında çok fazla yatırım yaptı ve bu yatırımları da arttıran ülkelerden biri. 2011-2105 yıllarında çok fazla yatırım yapıldığını söyleyebilirim.

OKULDA GEÇİRİLEN ZAMANIN KALİTESİ ÖNEMLİ
Öğrenim süresindeki verimliliğe bakıldığında, Finlandiya, Estonya ve İsviçre gibi ülkelerdeki öğrenciler belirli bir zaman içinde çok fazla şey öğreniyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) ise öğrenciler okulda çok daha fazla zaman geçirmesine rağmen, çok daha az şey öğreniyor. Öğrenme için zamanın miktarı değil, geçirilen zamanın kalitesi ve öğrenme zamanında nasıl zaman geçirildiği önemli. Öte yandan, öğretilmesi kolay bilgilerin test edilmesi, dijitalleştirilmesi ve dışarıdan temin edilmesi daha kolay. Dünya sizi bildiğiniz şeylerle değil, yapabildiğiniz şeylerle ödüllendiriyor. Bugün başarı ne kadar karmaşık şekilde düşünebildiğinizle ve çalışabildiğinizle, sosyal ve duygusal becerilerinize bağlı olarak değişiyor. Bugün teknik alandaki becerilerin yanı sıra sosyal ve duygusal becerilere de ihtiyaç var. Empati kurabilmek ve karmaşık düşünebilmek gerekiyor. Bu beceriler bireylerin iş hayatında da önemli yere sahip.

ÖĞRETMENLERİN DERSTEKİ COŞKU VE İSTEKLİLİĞİ VERİMLİ ÖĞRENME ORTAMI OLUŞTURUYOR
Günümüzde öğretmenler artık yenilikçi şekilde öğretmek zorunda. Öğrencileri iyi bir şekilde öğrenebilmeleri için onlar tasarımcı olmak, öğrenciler için çok iyi koç olmak zorundalar. Öğretmenlerin, derste öğretme konusunda coşkulu ve istekli olmaları durumunda, öğrenciler de öğrenme konusunda o kadar istekli olur. Coşku ve isteklilik çok daha iyi bir öğrenme ortamı oluşturuyor. Öğretmenin istekliliği, yönlendirmeler ve talimatlar da öğretme sürecinde çok önemli rol oynuyor.

OKULLAR ARASINDAKİ KALİTE FARKINI ORTADAN KALDIRMALIYIZ
Farklı ülkelerde okullar arasında ciddi kalite farkı bulunuyor ve bu başarılı eğitim sistemi açısından istenilen bir durum değil. Finlandiya’da okullar arasındaki kalite ve performasyon farkı yaklaşık yüzde 6 ila 10. Finlandiya’nın kuzeyinde bir okula da gidebilirsiniz ama okulların kalitesi hep aynı. Yani her zaman en yakın okul en iyi okul oluyor. Bu gerçekten bizim başarabileceğimiz şeylerden bir tanesi. Hala Türkiye’de okulların arasında farklılıklar var. Nerede okula gittiğiniz hala çok önemli. Bu değişkenliği azaltmak bizim için gerçekten çok önemli. Eğitim sistemindeki zorlukların üstesinden gelebilmek için daha uygun ve eşit bir ortamın yaratılması gerekiyor. Ayrıca Türkiye, eğitimde cinsiyet farklılığının giderilmesi açısından çok büyük performans gösteren ülkelerden biri. Kız ve erkek öğrencilerin benzer performans gösterdiğini görüyoruz. Türkiye’de bilim alanında kızlar ve erkekler aynı PISA puanlarını alıyor. Başarının yetenek, genler ya da çalışmakla mı ilgili olduğu üzerine yapılan araştırmalara da, Estonya’daki öğrenciler bu konuda büyük ilerleme kaydetti. Türkiye’de de öğrencilere yeteneklerine güvenme kabiliyeti vermemiz gerekiyor.”

‘HAYATTAN BEKLENTİMİZ ÇOCUKLARIN ÇOCUK OLMASI’
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, ise “Özel öğretim kurumlarının eğitimin niteliği ve kalitesi konusundaki öncülükler, olumlu yaklaşımlar çok değerli. MEB olarak bu konularda her türlü katkıyı sağlamaya hazırız. 21’inci yüzyıl becerisi denen beceriler, Mimar Sinan’ın, Da Vinci’nin, Dostoyevski’nin eserlerinde görülebilecek çok kadim beceriler. Tasarım beceri atölyeleri, eğitim sistemindeki paradigmal değişikliğin en büyük araçlarından biri. Tasarım beceri atölyeleri neden önemli? Çünkü öğrenciyi, çocuğu sadece belirli sınavlarda, belirli seçenekleri işaretleyen kimliklere dönüştürmek, onun bütünsel olarak gelişimini maalesef engelliyor. Ama bizim hayattan, hayatın bizden beklentisi, çocuklarımızın tam çocuk olması. Duygusuyla, düşüncesiyle, eylemiyle çocuğun her yönden gelişmesi. Sadece soru çözmemesi aynı zamanda sorun çözmesi. Sistemin mekaniğini, altyapısını kurmak için çalıştık ve bu noktada merkezden çevreye değil, çevreden merkeze doğru hareket ettik. Tasarım beceri atölyelerini geleceğin inşası noktasında bir proje olarak değerlendirdik Bu atölyelerinin standartları belirlendi, öğretmen eğitimi içerikleri oluşturuldu ama bölge, okul ihtiyaçları dikkate alınarak farklıklar olabilir. Eğitimde teori ve pratiğin iç içe geçmesi önemli. Teori ve pratik ilişkilendirmesini doğal haline getirmezsek, eğer çocuklarımızın deneyim kütüphanesini geliştirmezsek, inanın onların edindikleri bilgileri omuzlarından atmaları bir yaz tatiline bakar. Yazın bütün öğrenmelerin unutulmasıyla ilgili bir problemle karşı karşıya kalırız. Türkiye’de okullar 180 iş günü ve ders saati sayıları gün içerisinde daha fazla sıkışmış görünüyor ama 200 ve üzeri iş günü eğitim öğretim yapan okullarda günlük ders saatinin dağılımında daha fazla rahatlık var. Türkiye’nin birinci önceliği bu iş gününü artırmak değil, bu iş gününde yaptığı iş ve işlemlerin kalitesini ilerletmek. e-Porfolyo çalışmasıyla Türk eğitim tarihinde ilk kez bütün öğrencilerin ilgi, beceri, yetenek, başarıları, katıldığı yarışmalar gibi tüm gelişimleri bir dijital ortama taşındı. Böylelikle her bir çocuğun daha iyi rehberlik almasının, daha iyi yönlendirilmesi sağlanacak.

ÜNİVERSİTE SINAVINI BEKLEMEMİZ GEREKMİYOR
PISA 2018 ile ilgili olarak bütün çocuklara hayatlarından ne kadar memnun oldukları sorulmuş. Türkiye’de öğrencilerin yarısına yakını hayatından memnun değil ama OECD ortalaması bunun yarısı. Bu durum çocukların sosyal ve duygusal açıdan desteklendiği ortamlara olan ihtiyacın çok yüksek olduğunu gösteriyor. Çocukların sosyal ve duygusal olarak becerilerle karşılaştırılması, sınama durumlarına sokulması ve atölyelerde binlerce deneyim yaşayarak kendilerini izlemelerine fırsat verilmesi önemli. Bunu çocuğun anlayabilmesi için üniversite sınavını beklememiz gerekmiyor. Biz ilkokuldan itibaren binlerce kez çocuğa bu fırsatı yaşama imkânı sunmalıyız. Tam da bu arada sosyal duygusal beceriler çok önem kazanıyor. Çünkü benim için öğrencinin akademik başarısı, onun mutluluğu çerçevesinde anlamlı. Eğer yaptığımız akademik çalışmalar, çocuklarımızı mutsuz ediyorsa kendimize bir soru sormalıyız; biz bunu başka türlü nasıl yapabiliriz? Mevcut yapıda eksiklikleri gidermekle ilgili hiçbir sıkıntı bulunmuyor. Öğretmenler de buna hazır. Eğitim sisteminin ihtiyaç duyduğu fiziksel ve dijital altyapıda çok büyük mesafeler aldık

5 BİNDEN FAZLA ATÖLYE
Tasarım beceri atölyeleri transdisipliner bir anlayışa dayanıyor. PISA’da artık kompleks beceriler üzerinden bir tablo ortaya çıkarken, sadece disiplinler üzerinden ders çizelgeleri sürdürülebilir değil. Bu nedenle ortaöğretim modeli, ilkokul ve ortaokul seviyesindeki çalışmalarla ilgili 100’den fazla kurum ve kuruluştan görüş aldık. Atölyeleri yaygınlaştırılmasında sadece inşaat meselesi önemli değil. Bu, zihniyet değişikliğini gerektiriyor. Atölyelerin de kendi içerisinde sadece basit bir etkinlik odasına dönüşmeden bütün disiplinlerarası algılarla, içeriklerle bir atölyenin içerisinde transdisipliner bir etkinlik eylem alanı olmalı. Eğer böyle olursa atölye gerçek marifetini ortaya koyacaktır. Bu anlamda tasarım beceri atölyelerinin ilerleyişine şahitliğimiz bizi mutlu kılıyor. Çünkü bir yıl içerisinde birkaç yüz atölye hedeflenirken, bu ay itibarıyla Türkiye genelinde resmi okullarımızda 5 binden fazla atölye hayata geçti, çalışıyorlar. Bununla ilgili de sürekli bir artış var. Bu artışın nicel tarafı elbette önemli ama asıl okulun bir hayat alanına, yaşama sevincini hissedecekleri ortama dönüşmesi bizi mutlu ediyor.

2021 PISA’DA ÇOK DAHA İYİ NOKTAYA GELMEMİZİ SAĞLAYACAK
PISA sonuçları her ülke için kendi ödevini yapmaları gereken oldukça etkin bir araç. Türkiye 2003’lerden beri, çeşitli nedenlerden dolayı, 2015’te bir düşüş olsa da yükselişini sürdürüyor. Emin olun, ortaokullarda, liselerde, ilkokullarda ortaya koyacağımız değişiklikler, 2021 PISA’da çok daha iyi noktaya gelmemizi sağlayacak. Bundan çok eminim çünkü buna veriye dayalı olarak bakıyoruz. PISA’nın amacı hem Türkiye hem de başka ülkelerde yanlış anlaşılıyor. PISA, ‘ülkeler arası yarış’, ‘eğitim olimpiyatı’ değil. PISA, eğitim politikalarının röntgeninin çekilmesi, ileriye dönük veriye dayalı, bilimsel, akılcı kararlar alınması için gereken bir içerik. PISA 2018 sonuçlarıyla ilgili çok ayrıntılı çalışmalar yürüttük. Halihazırda okulların gerçekten hangi bileşenlerde iyi olup olmadığı bilinmiyor ve bu nedenle ‘Okul Profili Değerlendirme’ çalışmasını hayata geçirip, pilotlamasını tamamladık. Çok kısa zamanda ülke ölçeğinde uygulamaya konulacak. Böylelikle her bir okulun kendi ihtiyaçları doğrultusunda, çok sayıda bileşen üzerinden değerlendirilip yol haritası sunulacak. Ayrıca okullara ihtiyaç duyduğu hususlarda yol göstermek amacıyla ilçe düzeyinde ‘öğretmen destek noktaları’ kuruldu. Ankara’nın Keçiören ilçesinde de bununla ilgili çok büyük bir merkez kurduk. Bu merkezde binlerce uzman her bir okulun gelişim planını takip edecek, okulları birbiriyle yarıştırmadan, sadece onların ihtiyacını hayata geçirebilmek için çalışacak. PISA sonuçlarının iyi değerlendirilmesi, buna uygun politikalar oluşturulması ve bu politikaların etki analizinin de yapılması açısından büyük bir altyapıya, destek sistemine ihtiyaç var.

YENİ NESİL EĞİTİM FAKÜLTESİ ÇALIŞMALARIMIZ HIZLA DEVAM EDİYOR
Bu sürece eğitim fakülteleri, sivil toplum kuruluşları, özel okullar da destek vermeye, katkı sağlamaya hazır. Yükseköğretim Kurulu ile anlaştık, yeni nesil bir eğitim fakültesi, öğretmen yetiştirme sistemi konusunda çalışmalarımız hızla devam ediyor. Bu da çok önemli. Yani öğretmen yetiştirmeyi suyun başından itibaren ele almakla ilgili ihtiyacımızı da dikkate alıyoruz. Tüm bu unsurlar Türkiye’nin milli ekseninde, evrensel eksende ne yapması gerektiğinin 2023 sonuna kadar belirlenen vizyonla ortaya kondu, planlaması yapıldı. Türkiye, gelecek süreçte eğitimle ilgili çok daha fazla yatırım yapma imkânına sahip.

ALT GELİR GRUBUNDAKİ ÖĞRENCİLERİMİZİN BAŞARISI OECD ORTALAMASININ ÜZERİNDE
Verilerin incelenmesi ve politikaların geliştirilmesiyle ilgili süreç devam ediyor. Somut bir örnek vereyim; alt gelir grubundaki öğrencilerimizin başarısı, OECD ortalamasının üzerinde. Bu şunun için önemli, eğitim imkânları arasındaki farklılığa, gelir dağılımına baktığımızda; ‘acaba alt gelir çok kötü de, en üstteki yüzde 10’luk dilimdeki öğrencimiz çok iyi.’ Böyle baktığımızda bizim her bir gelir grubumuz aslında mevcuttan daha iyi. Özet olarak, alt gelir grubundaki çocuklarımız OECD ortalamasının üzerinde. Üst gelir grubunda da benzer bir şey var ama en üst performans grubunda eksikliklerimiz, tamamlamamız gereken işlerimiz, ödevlerimiz var. Bunları da birlikte yapacağız. ‘Her şey çok güzel’ veya ‘çok kötü’ yaklaşımı doğru değil. PISA 2018 sonuçlarına göre, çocuklarda yükseköğrenim görme talebi de çok yüksek.

ALTYAPIYI DÖNÜŞTÜRMEDEN ÜSTYAPIYI DÖNÜŞTÜREMEYİZ
MEB tarafından hayata geçirilen uygulamalar ve verilerin hepsi Türk eğitim sisteminin altyapısını kurmaya ve olgunlaştırmaya dönük şeyler. Altyapıyı dönüştürmeden üstyapıyı dönüştüremeyiz. O yüzden bütün hazırlıklarımızın, akademik, bilimsel, rasyonel anlamda, uluslararası akreditasyon yapıları anlamında hepsinin bir tasarımın içinde olduğundan emin olabilirsiniz. Yani sistemi bilerek inşa ediyoruz. Türk eğitim sisteminde bundan sonraki süreçte kalitenin ve kalitenin ne şekilde yaygınlaştırılacağının üzerinde durulacak. Bu çerçevede ilgili konuların öğretmen ve yöneticilerle ele alınması gerekiyor. Her okulun parmak izi gibi kendine özgü bir kimliği bulunuyor. Bu çerçevede öğretmen ve okul yöneticileri okulları için yapılabileceklerini tartışmalı. Bazı özel öğretim kurumlarının hiç ilgilenmek istemediğimiz, yönetsel ve finansal birtakım sorunlarıyla meşgul olmak zorunda kalıyoruz. Ama öğretmenlerimizin mağdur olmaması için, onları korumak için belirli şeyleri acilen, ani tedbirlerle yapmıyoruz. Bu anlamda önümüzdeki süreçte bu çalışmalarla ilgili özel öğretim kurumlarımızdan daha fazla gayret ve iş birliği bekliyorum. Resmi okullarımız ve özel okullarımız, hepsi bizim okullarımız. Hepsi bizim çocuklarımız. Öğretmenlerin desteklenmesi de önemli. O zaman göreceksiniz, öğretmenin gözü ışıldayacak, parlayacak. O zaman göreceksiniz, çocukların gözü parlayacak. O zaman göreceksiniz, Türkiye’nin gözü parlayacak.”

Konferansta Ankara Eğitim Platformu Başkanı Mirkan Aydın da bir konuşma yaptı. Konferansın ardından Ankara Eğitim Platformu, Türk Eğitim Derneği ve Ankara Sanayi Odasının katkılarıyla altı tasarım beceri atölyesi MEB’e devredildi. Bakan Selçuk, konuşmasının ardından, tasarım beceri atölyelerinden örneklerin sunulduğu sergiyi gezdi.

Yorumlar (0)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@