banner476

Parası Olana Özel Ders, Olmayan Yine Mağdur

Çin’in Wuhan kentinden Kasım 2019 tarihinden itibaren gezegene yayılan ve Dünya Sağlık Örgütü’nün ancak Mart ayında bir salgın olduğunu duyurduğu Covid-19 nedeniyle, geçen yıl olduğu gibi bu sene de ilk, orta, lise ve üniversiteler uzaktan eğitim yapacak. Hükümetin aldığı karar doğrultusunda bazı sınıf ve okullarda isteğe bağlı yüz yüze eğitim de planlanıyor. Türkiye’nin en kıdemli Eğitim Gazetecisi ve 2002 yılından 2015 yılına değin ülkenin en demokratik tartışma programı Genç Bakış’ı üniversite öğrencilerine açan Abbas Güçlü ile eğitimde yaşanan belirsizlikler ve olumsuzluklar üstüne konuştuk.

Eğitim 14.09.2020, 18:06
Parası Olana Özel Ders, Olmayan Yine Mağdur

Türkiye’de 1,5 milyon öğrencinin evinde bilgisayar, tablet ve internet bulunmamasının zaten var olan eğitimdeki eşitsizliği daha da derinleştirdiğini anlatan Güçlü, “Parası olan özel ders de alıyor, dershaneye de gidiyor, uzaktan eğitimden de rahatlıkla yararlanıyor! Mağdurlar ise yine mağdur! Bırakın özel ders almayı, bilgisayarı ve internet erişimi olmayan milyonlarca öğrenci var! Onlar için de bu süreçte hiç bir şey yapılmadı,” dedi. Güçlü, hazırlayıp sunduğu Genç Bakış programı içinse. “Ülkenin gazını alıyordu, tansiyonunu düşürüyordu. Bugün yeniden gerçekleşir mi? Denemeden bilemeyiz” dedi. Güçlü, Milli Eğitim Bakanı olsaydı, hayata geçireceği ilk 10 icraatı da Oggito’ya açıkladı.

EBA Bu Yükü Kaldıramadı
Erdinç Akkoyunlu: 1 Mart'ta Türkiye'de ilk Covid-19 pozitif vakasının ardından ilk, orta, lise ile üniversiteler Uzaktan Eğitim'e geçti. Türkiye'de evinde bilgisayarı ve interneti olmayan her kademeden 1,5 milyon öğrenci de olduğunu düşününce, biz uzaktan eğitim konusunda ilk dönemde nasıl bir performans gösterdik ülke olarak?

Abbas Güçlü: Sadece biz değil tüm dünya hazırlıksız yakalandı. Bu yüzden onlardan daha iyi ya da daha kötü değildik. İlk dönem, şaşkınlıkla geçti. Eğitim Bilişim Ağı EBA ile bir ivme yakalanır gibi oldu ama arkası gelmedi. Çünkü o da böylesi ağır bir yük için onlar da yeterince hazır değildi! Çok daha iyisi olabilirdi. Zamanında açılan BT sınıfları kapatılmamış olsaydı, bilişim donanımı daha yüksek olabilir ve bu süreci daha verimli geçirebilirdik...


Salgın Başladığında Lavabo ile Hijyen İçin Zaman Vardı
EA: Vaka sayılarında spekülasyon olduğu iddialarını yani olduğundan az gösterildiği savlarını bir kenara bırakacak olursak, 2020-21 yılı için birçok aile çocuğunu Covid-19 için etkili aşı/ilaç dahi bulunsa okula yollamaktan imtina ediyor/edeceğini belirtiyor. Zaten ağır aksak ilerleyen ve eşitsizliklerle dolu eğitim sistemimiz, bu işten nasıl yara alır? İleriye dönük nasıl bir durum ortaya çıkar?

A.G: Uzmanların söylediğine göre, aşının bulunması ve herkese ulaşılabilir hale gelmesi daha bir kaç yıl sürebilir. Bu yüzden bir şekilde yüz yüze eğitime başlamak gerekir ama bunun için MEB'in velilere güven vermesi gerekir. Son 7, 8 aylık süreçte yeni okullar, yeni derslikler yapılarak, seyrekleştirme sağlansaydı, bu bir güven unsuru olurdu. Yine aynı şekilde lavabo sayısı artırılıp, hijyen koşullar sağlansaydı bu da pozitif yönde algı yaratırdı. MEB ve YÖK bu süreçte senaryo yazmanın ötesine geçemedi. Eğitimde fırsat eşitliği yoktu hepten yok oldu. Parası olan özel ders de alıyor, dershaneye de gidiyor, uzaktan eğitimden de rahatlıkla yararlanıyor! Mağdurlar ise yine mağdur! Bırakın özel ders almayı, bilgisayarı ve internet erişimi olmayan milyonlarca öğrenci var! Onlar için de bu süreçte hiç bir şey yapılmadı!..

Mağdur Veliler Pahalı Okulların Umurunda Değil
E.A: Özel okulların birçoğu kira, öğretmen maaşı gibi giderlere sahip. Evden eğitim Covid-19 nedeniyle bu yıl parça parça uzayarak tüm yılı tamamlarsa, 100 bin TL'yi geçen bu ücretleri veren velilerde bir müşteri hassasiyeti ile para iadesi isyanı çıkması halinde, bu sektörün ilerleyen yıllara taşınması mümkün olur mu? Yada bu alanda neler yapılması gerekiyor?

A.G: Bu zor süreçten etkilenmeye yok ama nedense yükü sadece veliler çekiyor. KDV indirimi en son eğitime geldi. Diğer paydaşlar ve özellikle çok pahalı olan öğretim kurumları, burunlarından kıl aldırmıyorlar. En azından zam yapmayabilirler, vermedikleri hizmetin ücretini peşin almayabilirlerdi. Ama umurlarında değil. Sorun onlar da değil, onları şımartan velilerde! "Sınav başarısı için bu kaprislere, bu dayatmalara katlanıyoruz" diyorlar. Keşke, bu okul mezunlarının sınav sonuçlarına tek tek bakılsa, harcanan paraya, emeğe, zamana, yaşanılmayan çocukluğa, gençliğe değip, değmediği etraflıca araştırılsa. Ne yazık ki hiç kimse bunu yapmıyor! Sektörde emekleriyle bir şeyler yapmaya çalışanlar zarar görebilir. Keşke ortak bir fon kurup, güçlü olanlar zordakileri desteklese ama hiç umurlarında bile değil!..

Üniversitelerin Başarı Hikâyesi Dertleri Yok
EA: İstanbul'da artık semt adları ile tabelalandırılan irili ufaklı sayısız üniversite oluşturuldu. Bu okulların dünyanın en büyük ve nitelikli okulları listelerinde gözü olmadığı da açık. Öğrenciler de bir yere aidiyet hissetmek ya da askerliklerini tecil etmek için bu okullara kaydoluyorlar. Türkiye'nin büyük okullarının listeleri ise değişmiyor İTÜ, ODTÜ, Boğaziçi gibi. Covid-19 günlerinde Türkiye'de üniversite öğreniminin nasıl değişeceğini düşünüyorsunuz? İlla ki yüz yüze eğitim Covid-19 bitse de şart mı, yoksa bu üniversiteler birer bilgisayar uzaktan eğitim alanına mı evrilmeliler sizce? Öte yandan yurtdışı izleniminize göre bu uzaktan eğitim işini en iyi kotaran ülke hangisi?

AG: Üniversiteler de diğer öğretim kurumlarından farklı değil. Ankara'dan gelecek talimata göre hareket ediyorlar. Özel bir çaba harcayıp, başarı hikâyesi yazıp, rol model olacak üniversite yok gibi. Türkiye'de üniversiteli olmak artık çok kolay. Hemen her yıl 100 bin civarında kontenjan boş kalıyor! Neden? Çünkü işsizlik sıralamasının en tepesinde üniversite mezunları var! Üniversiteler bu süreçte, kendilerini yeni döneme hazırlayabilirlerdi ama hiç bir çabaları olmadı. Önümüzdeki 25 yıl içerisinde bugünkü mesleklerin yüzde 70'inin yok olacağı söyleniyor. Peki, bu konuda ne hazırlık var? Hangi insan gücü planlaması yapıldı, geleceğin mesleklerine yönelik hangi adımlar atıldı? Duyan varsa bize de söylesin! Uzaktan eğitimde, dünyaya rol model olacak bir ülke maalesef yok gibi. Yüz yüze eğitimin en başarılıları bile yerlerde sürünüyor!..

Genç Bakış’ın Özgürlüklere Katkısı Çok Büyüktü
EA: Genç Bakış, Türkiye'de sansürsüz, yoruma açık ve nitelikli yayıncılığı ile bir döneme büyük bir damga vurdu. Bu programın geleceği hakkında neler söylenebilir ya da sosyal medya üzerinden de olsa bugün devamı mümkün mü? Öte yandan 2000'lerin başlayan bu programın bugün devamı için bizim üniversitelerimizde yeterli konuşma ve dinleme kültürü saygısını görebiliyor musunuz?

AG: Ülkeler bileşik kaplar gibidir. Bir yerde sevinç ya da üzüntü varsa tüm katmanları etkisi altına alır. Sorun sadece üniversitelerde mi yoksa ülkenin genelinde mi? Genç Bakış, o yılların programıydı, bugün aynı koşullarda gerçekleşin mi? Denemeden yorum yapmak abartı olur. Dijitalde olan, üniversite kampüslerinde yapılanın tadını verir mi? Hiç belli olmaz, belki çok daha ses getirebilir. Böylesi projeler anlıktır. O dönem, bir ay içinde karar verdik, format hazırladık, yayına başladık, gitmediğimiz üniversite kalmadı. 17 yıl devam etti! Ülkenin gazını alıyordu. Tansiyonunu düşürüyordu. Özgürlüklere katkısı büyüktü. Her kesimden herkes konuğumuz oldu ve öğrencilere karşı sınırsız hoşgörü ve sempati vardı...

Egodan Arındırılmış İnsan Yetiştirirdim
EA: Milli Eğitim Bakanı olsanız ilk on madde içinde hangi değişimlere imza atmayı düşünürdünüz?

AG: Böyle bir niyetim hiçbir zaman olmadı. Siyaset çok önemli bir hizmet alanı ama medya da bir o kadar önemli! Herkes kendi işini yapsın derim. Ama, Bakanlığa soyunanlara ya da bir gecede eğitim bakanı olup eğitimi yönetmeye kalkanlara naçizane önerilerim olabilir. Bugün ne yapılıyorsa her şeyi terk edip Cumhuniyeti'in ilk yıllarındaki fabrika ayarlarına dönmelerini söylerdim.

Sınav odaklı eğitimden vazgeçip yaşam ve üretim odaklı bir eğitime yönelmelerini isterdim.

Her öğrencinin başarılı olacağı bir alanın var olduğuna inanmalarını ve onlara yetkinlik kazandırılmasını hatırlatırdım.

Ülkesini, doğasını, tarihini, kültürünü seven değerleriyle barışık olmanın, günde 500 test çözmekten daha önemli olduğuna vurgu yapardım.

Meslek yelpazesini olabildiğince genişletmelerine ve her öğrencinin kendi ilgi, yetenek ve hayalleri doğrultusunda eğitim almalarına olanak sağlanmasına dikkat etmelerini ve asla unutmamalarını dilerdim.

Önce doktor, mühendis, yargıç, öğretmen değil, önce egolarından arınmış insan yetiştirmelerini önerirdim.

Kısacası, eğitim ciddi bir iştir, atanmakla Bakan olunmaz, oturun önce dersinizi iyi çalışın, öğrencinin, öğretmenin, halkın güvenini kazanın, onları yeterince dinleyin, geçmiş Bakanlar hangi hataları yaptı onları inceleyin ve ondan sonra yola devam edin temennisinde bulunurdum.Eğitim, sadece Milli Eğitim Bakanlarının gayretiyle değil, tüm ülkenin seferber olmasıyla ancak düzelir. Bu dönemde yapılması gereken de oydu!.

Erdinç Akkoyunlu/ oggito.com

Yorumlar (0)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@