Filler, Fiiller ve EBA Bağlamında Absürt Bir Evren- Türkiye'de Eğitim Denen Cehalet

Yazının başlığı Orangutanlar, Avakadolar ve Eğitim de olabilirdi. Ancak başlığın böyle olacaktılığı içeriğini değiştirmeyeceği gibi sizin bunun eğitimle ne alakası var, diye gelebilecek sorularınızı da değiştirmeyecekti.

Öngörü işte.

Dört yıldır bu sitede yüzlerce yazı yazdım. Bu yazılara harcadığım zamanı “Öğrencinizi Sınavda Uçuracak Teknikler” diye bir kitap yazsam ve kitap çocuğunuzu uçurmasa bile kitabın şu ana kadar defalarca kez basılmış ama akıllanmayan veliler hala gidip alacaktı. Öyle ya Şeyh uçmaz, mürit uçurur…

Makaleyi bile deneme tadında yazıp onu bile okumayan bir toplum olarak size yazı okutmak zor olsa da ben yine bir öğretmen, bir eğitimci ve bu ülkenin kadimliğine yazık oluyor diyen biri olarak yazmaya devam edeyim.

Bugün konumuzu düşünüp birazdan yazarım.

Konumuz eğitimin özü olsun.

Ya da sınavlarda başarı olmanın yolu olsun.

Veyahut öğrenci başarısı olsun…

Eğitim tacirliği de olsun.

Hem sonuçta çemberin yayı üzerinden gidip geliyorsanız yolunuz hep Araf’a çıkmayacak mı?

Yazının özeti: Topunuz (arada kalanlara selam olsun) yanlış yapıyorsunuz!

Yazı tarzım mı böyle ya da yöntem mi yanlış (H. Hocam, bir edebiyatçı olarak beni hep eleştirmiştir bu yapım için ama eğitim sistemi beni mekanik yapmamışsa affımı isteyeyim. Yazar olmak içinse süreç devam ediyor.) çözemedim. Zira çember geniş olunca yaylar arasına gerdiğim çaplar bazen diğer uca yetişemiyor.

Öz’e geleyim:

Yanlış yapıyorsunuz!

Fakültedeki yaratıcılığı hiç oluşmamış, oluşmadığı için kimsede de oluşturamamış (arada kalanlara burada da selam olsun. Özellikle Rıfat Oymak’a.. Emek, üretme ve özlem ile.)

Eğitim derken yıllardır arpa boyu ilerleyemeyen bir ülkeyiz. Hepimiz çemberdeyiz. Çemberin dışına çıkınca önümüz evren ve ezberlediğimiz geometri formülleri boşluğu ölçmeye yetmiyor. Gerçi uzay geometri vardı o dönemki lise müdürümüz: “Eşit ağırlıkçılar zaten o konuları anlamıyor, vermeyin onlara.” diyerek –bence- o dönemde yerinde bir karar vererek özgüvenimizi daha düşmesine engel olup aynı sınıftan çoğu kişinin üniversiteye yerleşmesini sağlamıştı. Yerleşenler kampus bahçesinde otladı mı yoksa dikey mi yükseldiler bilemem ama. Ben, kendimden sorumluyum.

Biz, eğitim deyince ekranda uçan basit görseler, EBA’da paylaştığımız ve zeka geriliği olmadığı sürece yapılabilecek sorular (arada kalanlara emekle…), bir öğrenciye bir şey ezberletmeler, basit bir tasarım yaptığımızda havaya uçan aferinler olarak algılıyoruz.

Siz hedefi basitleştirirseniz, sonucunuz daha da basitleşir.

Öğrencide bir beyin vardır. Bu beyin, milyonlarca yılını değişim dönüşümle olağanüstü bir noktaya gelmiştir. Ancak kanımca son birkaç birlik yılda dünyada ve çokça bizde oluşan görsel kirlilik, robotlar ve uygulamalar insanları iyice tembelleştirdi. Uzay çağında kuyunu kazma ile kaz, diyen yok ama madem uzay çağındasın bari beynin de zorlansın.

Ama bu zorlama, alıklaştıran ödevlerle, google ile ulaşılabilen bilgiler olmasın.

Yıllar önce Öğrencileri Çaresizlikle Başbaşa Bırakın, diye yazı yazdığımda yazının altına “Hocaa, anarşist mi yetiştireceksin?” diyen bir öğretmen vardı. Oysa yazının içeriği “Hocaa, anarşist mi yetiştereceksin?” diyen sığ zihniyetlere karşıydı. Gerçi insan kendi kendini çürütür mü ki? Ben çürüttüm. Ve her an gereksiz olan atmakla uğraşıyorum. Hafiflik düşünmeye alan da açar.

Uzaktan eğitim sürecinde attığımız taklalara baktığımızda acaba 2222’deki gelişmişlik düzeyimiz 1888’deki gibi mi olacak diye  dedüşünmüyor değilim. Yani düşünüyorum. (Dedim ya hedefi basitleşirseniz sonuç daha da basitleşir. Dil de basitleşir zira zihin daha da zayıflamıştır.)

İnsan gibi saç kılını bile üretimde yetenekte kullanabilecek bir bünyeyi saatlerce bilgisayar başına toplayıp dakikalarca “Beni duyuyor musunuz”larla geçirtmek birilerini ilerletecekse bunu nasıllığını bana da anlatır mısınız? Yok yani duysa ne olacak Antonion?

Şarlo bile Şarlo’yu benzeyenler yarışmasına katılıp 3. olmuşsa hangi jüriye güveneceksin? Ya da taklitler aslını geçmişse jürinin varlığı neye yarar?

Tamam, eleştiriyorsun. Peki çözümün ne?

Yıllardır yazıyorum. Siteye girip okuyabilirsiniz!

Yıllar önce okuduğum bir araştırmada bir Amerika bebesi şunu demişti:

“Bana sıkıcı ve uzun ama bir o kadar da basit ödevler vereceğinizi; zor, karmaşık ve beni düşünmekten uykusuz bırakacak tek bir ödev verin.” (Abartmalar bana ait ama öğrencinin yanıtının özü buydu.)

            Ama ne yazık ki yukarıdaki öğrencinin istediği bir şeyi bu ülkede yapamayız. Gerçi pek yapan olmadığı için bana yapmak için çokça alan kalıyor.

Yapamayız çünkü biz tıka basa bir müfredatla at koşturmaca yöntemiyle bilgileri öğrencilere tıkıştırmaya çalışıyoruz.

Tabi bu arada beyin gelişip problem çözme ve çözümleme yapması gereken kritik yaş dönemlerinde onu yerinde saydıran bir sürece sokuyoruz.

Bu süreçte; çocukluğun dinamikliğini, ergenliğin yön bulmalarını, gençliğin üretimselliğini bozkırın ortasına açtığımız bir üniversitenin işletme bölümüne gönderiyoruz.

İyi de her yıl o kadar doktor çıkıyor. Bu başarı değil mi?

Çok haklısınız zaten! Yarışma dediğiniz sıralama değil de beceri düzeyi istiyor değil mi?

Hem gerçi Elon Musk robot doktorlara da el atarsa iş iyice karaborsa olur.

Ülkemizdeki Nasa, Elon Musk hayranlığını da spor, kültürel ve sanatsal alanların darlığına da bağlasam kızarsınız ama takan kim?

Yok yani mahallende artistik patinaj salonu olsa gidip Nasa’nın uzaya roket fırlatışını izlersiniz değil mi?

Hem ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur. Ama şuna emin ol ki sen roket izlerken öğrencin fizik ezberliyorsa bu matematik tutmaz.

Yazı uzadı.

Özet geçeyim:

-EBA’nın içeriği sadeleşmeli, tüm müfredat yerine az, öz içerikler ve öğrenciyi saatlerce ekran başında tutmayacak ancak ekran başından ayrıldıktan sonra onu sorumluluk verecek etkinlikler ile dönüştürülmeli.

-Ders kitapları kaldırılsa ülkede kaos çıkar ama bir iki aya öğretmenler kendi etkinliklerini üretirler. Kaliteli bir çerçeve program çok kalitesiz iş çıkarmaz kanımca.

-Testler yasaklanmalı. Yahu binlerce insan aç kalır. Kalmaz. Çok çok ülkeye giren Passat sayısı biraz azalır ve siz o bireyleri başka alana yönlendirebilirsiniz.

-Okul saatleri azaltılmalı. Her şeyi ezberletmezsiniz ama ders saatlerini azaltarak öğrenciyi okuldan sıkılmasını azaltıp ona evde tamamlayabileceği bilişsel çalışmalar verebilirsiniz.

-Merkezi sınavlar bilgiyi ya da sorunun artistik yönünü değil bir disiplindeki kavrayışı, derinliği ölçebilme yeterliliğine sahip açık uçlu sorularla yapılmalı. (Ha, iyi bir sistemle merkezi sınavlar da kaldırılabilir.)

-DYK’da akademik bilgiler yerine sanat dersleri verilmeli ama bu müzikçinin tahtaya nota bombardımanına tutmasıyla değil birebir uygulamayla yapılmalı.

-…. .

-… .

-… .

Gerisini yıllar sonra, yukarıdaki maddelerle yetiştirdiğiniz öğrenciler öğretmen olunca doldurabilir.

Beyin geliştirilmeli. İşaret ve başparmak değil.

İnsanlık bu iki parmakla gelişti ama biz, bizi bu iki parmağa test çözdürerek geriletiyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.