banner476

FETÖ'nün siyasi ayağı Kılıçdaroğlu'dur

Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin omurgasız olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP'nin FETÖ'ye diyet borçlu olduğunu söyledi.

Genel 13.02.2020, 20:25
FETÖ'nün siyasi ayağı Kılıçdaroğlu'dur

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alarak FETÖ'nün siyasi ayağına ilişkin bazı suçlamalarda bulundu.

AK Parti kanadından Kılıçdaroğlu'nun bu açıklamalarına çok sert tepkiler geldi.

CHP Lideri'ne son cevabı bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan verdi.

"FETÖ'NÜN SİYASİ AYAĞI KILIÇDAROĞLU'DUR"

"FETÖ'yü suç örgütü ilan eden ve Milli Güvenlik Kurulu'ndaki toplantıda alınan kararın altında benim imzam var." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "FETÖ'nün siyasi ayağı Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibidir." dedi.

Erdoğan, konuşmasının devamında Kemal Kılıçdaroğlu ile FETÖ arasındaki bağı tek tek sıraladı.

"KASETLE GÖREVE GELDİN"

Kemal Kılıçdaroğlu'nun göreve geliş hikayesini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Deniz Baykal'a kaset kumpasını kimlerin kurduğunun ortada olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şunları söyledi;

"Bu şahıs son günlerde FETÖ'nün siyasi ayağı diye esip gürlemeye başladı. Bugün burada FETÖ'nün siyasi ayağını ben size adeta ekran diyebileceğim duvarda açıklıyorum. Kılıçdaoroğlu bize çamur atmaya çalışırken elinde çamurla yakalanmıştır. FETÖ'nün en önemli siyasi ayağı bizatihi Kemal Kılıçdaroğlu'nun kendisi ve ekibidir.

"SENİ ORAYA GETİREN FETÖ"

FETÖ'yü suç örgütü olarak ilan eden ve o MGK kararının altında imzası olan benim. Baykal'ın yerine Kılıçdaroğlu'nun gelmesi ile CHP, bu işin tam göbeğine yerleşmiştir. Seni oraya getiren FETÖ.

"BU ZAT VE EKİBİ OMURGASIZDIR"

Baykal'a kaset kumpasının savcısı FETÖ'den ihraç edildi. FETÖ'nün MİT Müsteşarımıza yönelik sinsi kumpasında CHP'nin ortaya koyduğu tavır, FETÖ'nün siyasi ayağının bir başka örneğidir. Bu zat ve ekibi omurgasızdır FETÖ'ye diyet borçludur.

Bizim FETÖ’yle davamız asla kişisel değildir. Bizim davamız, ülkemizin ve milletimizin hakkını, hukukunu, geleceğini koruma davasıdır. Geçmişte irticayla mücadele bahanesiyle bu ülkenin ve milletin değerlerine yönelen saldırılara nasıl karşı çıktıysak, FETÖ tehdidi ortaya çıktıktan sonra da bu yapıya karşı aynı kararlılıkla mücadele ettik. Daha önce CHP güdümlü vesayete eyvallah etmediğimiz gibi, ardından gelen FETÖ vesayetine de teslim olmadık. Bu yapıyı suç örgütü olarak ilan eden, kapsamlı idari ve hukuki soruşturmalar başlatan, milletimize gerçekleri anlatan AK Parti iktidarı ile Başbakan ve Cumhurbaşkanı sıfatıyla şahsım olmuştur. FETÖ’yü temsil eden kişi ve kuruluşların şahsımıza, hükümetlerimize ve partimize karşı başlattığı saldırılara ve sürdürdüğü savaşa herkes şahittir.

CHP BU İŞİN NERESİNDEDİR

Peki, CHP bu işin neresindedir? Daha eskileri bir kenara bırakıyorum, Sayın Baykal’ın Genel Başkanlıktan ayrılması ve yerine Kılıçdaroğlu’nun gelmesiyle birlikte CHP bu işin tam göbeğine yerleşmiştir. Kılıçdaroğlu, kendisini genel başkanlığa taşıyan kaset kumpasının dahi sorumluluğunu üzerimize yıkmaya çalışarak, FETÖ’nün istediği yolda yürümeye başlamıştır. Sayın Baykal’a kurulan kaset kumpasının savcısı FETÖ’den ihraç edildiği halde, Kılıçdaroğlu’nun bunun hiç sözünü ettiğini duydunuz mu? Tam tersine, FETÖ tetikçisi savcının görevden alınmasına şiddetle karşı çıkan da yine bu zat olmuştu. Kimi CHP milletvekilleri, kaset kumpaslarının sorumlusu olarak FETÖ’yü gösteren MHP Genel Başkanına, Pensilvanya’daki şahsı ilzam ettiği için teessüflerini dile getirmişlerdir.

17/25 ARALIK'TAN SONRA...

Biz geçmişten bugüne kadar, hukukun suç isnat etmediği tüm yapıların haklarına saygı duyduk. CHP ise FETÖ hukuk tarafından terör örgütü olarak tanımlandığı halde ısrarla bu yapının safında yer almıştır. Bölücü-mezhepçi terör örgütleriyle ve uzantılarıyla kol kola yürüyen CHP, 17-25 Aralık’tan sonra bu kadroya FETÖ’yü de dâhil etmiştir. Esasen, bu konuda söyleyecek tek sözü olmayan tek partinin, “FETÖ’nün siyasi ayağı” diye ortaya çıkması, suç mahalline dönen hırsız misali, kendi kendini ele vermesidir.

MİT KRİZİNDE CHP'NİN ORTAYA KOYDUĞU TAVIR

FETÖ’nün MİT Müsteşarımıza yönelik sinsi kumpasını ifade eden ve 7 Şubat MİT Krizi olarak bilinen hadisede CHP’nin ortaya koyduğu tavır, FETÖ’nün siyasi ayağının bir başka örneğidir. Biz bu kumpasın önüne geçmek için çalışırken, dönemin CHP milletvekilleri “MİT Müsteşarı yetmez, Başbakan da soruşturmaya dahil edilsin” diyerek FETÖ tezlerinin borazanlığını yapıyordu. Kılıçdaroğlu’nun tavrı da farklı değildi. O da, MİT Müsteşarını hedef alan FETÖ kumpasını engellemek için yaptığımız düzenlemeyi desteklemek yerine, “kişiye özel düzenleme yapılamaz” diyerek, FETÖ ağzıyla kamuoyu oluşturmanın peşindeydi. Her sözü, her mesajı, her eylemi FETÖ medyasında manşet olan Kılıçdaroğlu, FETÖ’yle mücadele konusunda attığımız her adımda karşımızda yer almıştır.

Gezi olayları, FETÖ ile CHP’nin birlikteliğini bir kez daha ortaya koyan hadiselerden bir diğeridir. Türkiye’nin tüm büyük projelerinin, yatırımlarının, milletimizin huzur ve güven ikliminin hedef alındığı bu süreçte CHP yönetimi, FETÖ’nün dolaşıma sürdüğü her argümana dört elle sarılmıştır. Avrupa ülkelerine FETÖ tezleriyle mektup yazıp ülkemizi şikayet eden bu zat, İstanbul Havalimanının ve Yavuz Sultan Selim Köprüsünün inşaatlarının durdurulmasını bizzat istemiştir.

ALLAH AŞKINA BUNDAN ALA SİYASİ AYAK OLUR MU

Aynı Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz’dan sonra da “askerler her koşulda emre itaat eder” diyerek, darbecileri savunmaktan da geri kalmamıştır. 17-25 Aralık’tan sonra CHP Grup kürsüsü aylar boyunca, Kılıçdaroğlu tarafından, FETÖ mensuplarının montaj ve iftira kasetlerinin dinletildiği bir mecraya çevrilmiştir. FETÖ ne demişse, Kılıçdaroğlu aynısını tekrarlamıştır. Biz, “paralel devlet yapısı” adıyla FETÖ’nün üzerine giderken, Kılıçdaroğlu emniyet ve yargı içinde çöreklenmiş bu yapıyı “devletin vicdanı” diye tarif ediyordu. Bu şekilde tarif ettiği kişiler arasında Sayın Baykal’a kaset kumpası kuranların bulunduğunu özellikle hatırlatmak istiyorum. Devleti bu terör örgütünün mensuplarından temizleme çalışmalarımızın hepsinde, karşımızda öncelikle CHP’yi ve başındaki zatı bulduk. Allah aşkına bundan ala siyasi ayak olur mu?

FETÖ'NÜN CHP'Yİ DESTEKLEDİĞİNİ CHP'Lİ MİLLETVEKİLİ AÇIKLADI

2014 yılındaki mahalli idareler ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde FETÖ’nün CHP’yi desteklediğini, bizzat bu partinin milletvekilleri açıklamışlardır. CHP’yle FETÖ’nün ilişkisinin çok net görüldüğü hadiselerden biri de Adana’daki MİT tırlarının durdurulmasıdır. Bu kumpasın amacı Türkiye’yi Suriye’deki radikal gruplara silah gönderen bir ülke gibi göstererek, uluslararası müdahaleye açık hale getirmekti. FETÖ’nün tüm unsurları ve CHP yönetimi, bu olaya adeta dört elle sarılmıştır. Kılıçdaroğlu, doğrudan devletimizi hedef alan bu kumpası, “savcının görevi bu değil mi” diye savunarak, FETÖ’nün siyasi ayağı olduğunu bir kez daha göstermiştir. CHP’nin yayın organı gibi çalışan Cumhuriyet gazetesi, bu operasyonu yürüten savcı görevden alınınca hemen kendisiyle röportaj yapıp, “MİT suç işledi” başlığını atıyordu.

FETÖ'CÜLER GİBİ BİZİ İTHAM EDİYORDU

Hâlihazırda CHP Meclis Başkanvekili olan dönemin CHP Grup Başkanvekili, FETÖ’cüler gibi bizi “Lahey Adalet Divanında yargılanmayı gerektirecek savaş suçu işlemekle” itham ediyordu. FETÖ’nün siyasi ayağı tarifine en çok, bu örgütün üyelerinin gözaltına alınmasını “cadı avı” olarak niteleyen CHP yönetimi yakışıyor. Genel Başkanı başta olmak üzere, CHP milletvekilleri kapatılan FETÖ gazetelerinin binalarına giderek dayanışma gösterisi yaparken, aynı zamanda siyasi ayağın kimliğini ilan etmiş oldular. Yine CHP’nin Cumhurbaşkanı adayının, yapılan operasyonları “cemaati sindirme girişimi” olarak niteleyip, devamında CHP’nin mallarına el konacağını iddia etmesi de aradaki ilişkinin ikrarıdır.

KILIÇDAROĞLU'NA İSTEDİKLERİNİ SÖYLETEBİLECEKLERİNİ SÖYLÜYORLAR

Tabii Kılıçdaroğlu’nun, 15 Temmuz’dan sonra da FETÖ elebaşının kitaplarının toplatılmasına da karşı çıktığını hatırladığımızda, bu tavrın gayet bilinçli olduğu anlaşılıyor. Kendilerini yıllarca Atatürkçü olarak pazarlayan CHP destekçisi kimi yazarların, bir anda en büyük FETÖ sevdalısı kesilmeleri, projenin kapsamının genişliğini gösteriyor. Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın şehit edilmesinden Büyükelçi Karlov suikastine ve 6-8 Ekim hendek olaylarına kadar ülkemizin karşı karşıya kaldığı her krizde CHP yönetimi ile FETÖ ortak dil ve tavır geliştirmiştir. 15 Temmuz’u “kontrollü darbe” olarak niteleyen Kılıçdaroğlu’na bu aklı ve tabiri veren de FETÖ’dür. Halen By-Lock dahil pek çok delille FETÖ üyeliğinden hapiste olan Kılıçdaroğlu’nun bir danışmanının yazışmalarında bu durum zaten anlatılıyor. FETÖ’cü danışman By-Lock’ta yazıştığı örgüt abilerine, Kılıçdaroğlu’na istediklerini söyletebileceklerini belirtiyor.

15 TEMMUZ'U İTİBARSIZLAŞTIRMA ÇALIŞMASI

Kılıçdaroğlu sözde adalet yürüyüşünü, zahirde kendi milletvekili ama aslında FETÖ’cüler için yapmıştır. Yollarda FETÖ’cülerle kolkola yürümüştür. Dünyada, terör örgütüne destek için bunca yol yürüyen bir siyasetçinin, aynı yapının bir ayağı olmadığına kimseyi inandıramazsınız. CHP yönetiminin, sadece 15 Temmuz’u itibarsızlaştırma çabası ile darbe girişiminin ardından FETÖ’yü devletten ve toplum hayatından tasfiyeye yönelik her adımı engelleme çabası, örgütün siyasi ayağı olduğunun en büyük delilidir. Ağızlarını her açtıklarında, bizi FETÖ konusunda ikaz ettiklerini söyleyenler, FETÖ’nün hain yüzü ortaya çıktıktan sonra bu yapının en büyük sözcüsü, taşeronu ve müdafii haline geldi.''

Yorumlar (0)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@