Kocaeli Üniversitesi, Fethiye depremini inceliyor

Kocaeli Üniversitesi, Fethiye depremini inceliyor

Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği’ Bölümü'nden Yrd. Doç. Dr. Serkan Irmak ve Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden Arş. Gör. Dr. Bülent Doğan, Muğla Fethiye’de meydana gelen 6.0 büyüklüğündeki depremi mercek altına aldı....

Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği’ Bölümü'nden Yrd. Doç. Dr. Serkan Irmak ve Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden Arş. Gör. Dr. Bülent Doğan, Muğla Fethiye’de meydana gelen 6.0 büyüklüğündeki depremi mercek altına aldı. Irmak ve Doğan’ın yaptığı incelemede, Fethiye depreminin kendine özgü tektonik ortamda oluştuğu, Marmara Denizi veya civarındaki hiçbir aktif fayı etkilemediği sonucuna varıldı. İncelemede, bu fayın karadaki ve denizdeki devamına stres aktarımı söz konusu olacağından önümüzdeki dönemde bu bölgelerdeki kırılmayan kesimlerin kırılabileceği tespiti yapıldı.

    Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü’nde görevli Yrd. Doç. Dr. Serkan Irmak ve Jeoloji Mühendisliği’nde görevli Arş. Gör. Dr. Bülent Doğan, Muğla Fethiye’de 10 Haziran günü saat 15.44’de meydana gelen 6.0 büyüklüğündeki depremle ilgili ön raporunu hazırladı.

    Yrd. Doç. Dr. Irmak ve Arş Gör. Dr. Doğan, hazırladığı raporun sonuç bölümünde şu tespitlerde bulundu: “Fethiye depremi, Aktif Akdeniz kuşağı ile Güney Ege bölgesinin arasında oluşmuştur. Kuzeye doğru hareket eden Afrika levhasının bu hareketi, bölgede bindirme faylarını (Helenik yayı) ana fay olarak oluşturmuştur.

    Bu dalma‐batma sürecinin Alt Miyosen’den günümüze kadar sürmesi, Akdeniz içinde bazı havzalar oluştururken, deniz içinde daha kuzeyde ve kara kesiminde de özellikle sol yanal doğrultu atımlı faylanma ve sıkışma sonrası normal faylar oluşmuştur.

    Anadolu’nun, batı güneybatıya kaçışını destekler nitelikte Fethiye kuzeyindeki Fethiye‐Burdur fay zonunun Akdeniz içindeki devamında KD doğrultulu Pliny‐Strabo fayı oluşmuştur. Dalma–batma sonucu levha içi transfer fay niteliğindeki Pliny‐Strabo fayı, bölgedeki aktif fay sisteminin içinde olup 10.06.2012 depreminin de kaynak düzlemidir. Fethiye depremi ile Anadolu kıtasal litosferinin önemli bir kısmının farklı geometriye sahip aktif faylar ile çevrelendiği bilimsel bir gerçek olarak bir kez daha görülmüştür.

    Her bölgenin kendi içinde taşıdığı deprem riski ve bu riskin bölgelere göre ne kadar büyüklük taşıdığını içeren fayların yüzeydeki ve derindeki geometrisi, 1999‐Ağustos depremini görmüş Kocaeli de olmak üzere, tüm ülkemizde henüz bilinmemektedir. Bu anlamda yerel mikro bölgelendirme ve çok disiplinli bilimsel yöntemler ile sismotektonik fayların (deprem üreten aktif faylar) anatomisi, ülkemizin kara ve deniz kesiminin tamamında ortaya çıkarılmalıdır.

    Fethiye depremi kendine özgü tektonik ortamda oluşmuş olup, Marmara Denizi veya civarındaki hiçbir aktif fayı etkilemez. Ancak bu fayın karadaki ve denizdeki devamına stres aktarımı söz konusu olacağından önümüzdeki dönemde bu bölgelerdeki kırılmayan kesimler kırılabilir.”

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.