"Öğretmen bir youtuber, bir  fenomen gibi olmalı"

"Öğretmen bir youtuber, bir fenomen gibi olmalı"

Sosyal medyada içerikleri 3 saniyede atlayan ancak ilgisini çekiyorsa durup bakan Z Kuşağı’na, uzaktan eğitim vermek çok zor.

 Uzaktan eğitimde son teknolojik uygulamalar ve doğru eğitim modellerinin kullanımıyla kısa sürede uzun yol alındı. Bu süreçte öğrencinin derse ilgisini artırmada, doğru bilgi aktarımında ve konuları pekiştirmede öğretmenin rolünün önemi bir kez daha anlaşıldı. Hangi bilgiyi hangi iletişim teknolojisiyle vermesi gerektiğini bildiği için dijital yeterlilikleri yüksek öğretmenler, hem daha az efor sarf etti hem de daha çok öğrencinin kazanıma ulaşmasını ve derse adaptasyonlarını sağladı. Artık ders içeriklerinin öğrencilerin daha çok ilgisini çekecek şekilde verilmesi gerektiğinin altını çizen Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ergün Akgün, “Öğretmenlerin bir Youtuber veya Instagram fenomeniyle rekabet edebilmesi lazım” diyor. Eğitimde ilklerin yaşandığı uzaktan eğitim sürecinde öğretmenin rolüyle ilgili sorularımıza Akgün’ün verdiği cevaplar şöyle: 

‘Kendisini geliştirmeli’

- Pandemiyle birlikte hayatımıza hızla giren uzaktan eğitimde öğretmenin rolü nedir? 

Uzaktan eğitimde, 1 yıldır öğretmenlerimiz dijital yeterlilikler kazandılar. Belki biraz zor oldu ama artık uzaktan eğitim bizim eğitim öğretimimize yansıdı. Dolayısıyla öğretmene düşen en büyük rol burada bugüne kadarki ders verme yönetimini şekillendirme. Yani farklı bakış açısı kazanıp, farklı şekilde süreci yönetmeli. Eğitim fakültelerinde uzaktan eğitimle ilgili maalesef ders yok. Yakın zamanda gelecektir diye düşünüyorum. Dolayısıyla bunun bir dersini almayan öğretmenin bunu deneyimlerken doğruyu ve yanlışı ayırt edebilmesi için örneklere bakması lazım. Öğretmenimiz birazcık bu konuda kendi kurumunun verdiği eğitimlerin yanı sıra dünyadaki açık kaynak eğitimlerden örneğin istediği zaman Harvard, MIT’den ders alabilir. Bu eğitimlerin çoğu ücretsiz. Öğretmenimizin artık evrensel bir bakış açısıyla eğitimi öğretimi değerlendirmesi lazım. Kendini geliştirmesi için kurumundan ya da toplumdan bir şey beklemeden bunu dert edinmesi gerekiyor.

Alfa da, Z kuşağı da deniliyor, yeni nesil şuna alışık: Instagram’da ilk üç saniye içerisinde karşınıza gelen bir içeriği sağa ya da sola kaydırarak geçiyor. İlgisini çektiyse dinlemeye devam ediyor. Uzaktan eğitimde canlı derslerde öğretmenler, öğrencilere sağa sola kaydırıp geçmeyecekleri bir ders vermeli. Öğrenciyi bir dakika dinleyici pozisyonunda bırakırsa, öğrenci ekranın karşısında oturuyor olacaktır ama zihnen değil. Çünkü bu artık onun hayatının bir parçası; ilgisini çekmeyen bir içeriğe geç demek.


 
Dolayısıyla içerikleri onların ilgisini çekecek şekilde vermemiz lazım. Matematik, fizik, kimya, biyoloji ne anlatıyorsak ilkokuldaki hayat bilgisi dahil bunları yeniden şekillendirmeliyiz. Öğretmen olarak bir Youtuber, Instagram fenomeniyle rekabet edebilmeliyiz.

Mantalite değişmeli

- Sürecin öğretmen açısından olumlu ya da olumsuz tarafları neler?

Türkiye’de birçok bölgede okullar kar yağdığında tatil olabiliyor. Bazen köy okullarında öğrenciye erişim imkânı olmuyor. Uzaktan eğitim, öğretmenin öğrencisine istediği zaman erişebilme, yüksek kaliteli içeriği herkese sunma imkânı sağlıyor. Bütün öğretmenlerimiz aynı nitelikte değil. Dünyanın hiçbir yerinde değil bu. Bazı durumlarda uzman bilgisine ihtiyaç duyulabiliyor. Mesela Türkiye’nin en ücra köşesindeki bir köye CERN’de çalışan bir bilim insanını bağlayabiliriz ve içerik aktarımı yapabiliriz.

Bu büyük bir avantaj. Şimdi birçok insan teknolojik imkansızlığın üzerinden uzaktan eğitimin fırsat eşitliği sağlamadığını söylüyor ama sanılanın aksine fırsat eşitliği sağlar. Aslında Türkiye’de teknolojik olarak donanımı atladık, yazılım problemimiz de yok. Bizim asıl problemimiz paradigma, mantalite değişiminde. Öğretmeni en zorlayacak kısım da burası. Öğretmenin klasik standart yüz yüze ders verme, ölçme ve değerlendirme şeklini değiştirmesi gerekiyor.

Peki, öğretmen etkili bir şekilde uzaktan eğitimi nasıl yürütmeli? Birincisi öğretmenin kullandığı sistemin bütün özelliklerini öğrenmesi gerekiyor. Bunları kullandıkça yüz yüze eğitimdeki materyalleri, yöntem ve teknikleri online olarak nasıl kullanabileceğini anlayacak. Öğretmen artık rehber olmalı. Yani öğrencinin kendi bilgisini kendinin yapılandırması öğretmenin ise bilginin doğru yapılandırıldığından emin olması lazım. Yüz yüze eğitimde olduğu gibi ders içerisindeki gidişata göre değil hangi dakikada nasıl bir teknolojiyle öğrencilerini etkileşime sokacağını çok iyi planlaması ve bunun tamamını öğretim tasarımı ilkelerine göre yapması lazım.

Ayrıca sosyal buradalık dediğimiz bir kavram var. Şu an uzaktan eğitimde en çok yaşanan sıkıntıların başında bu geliyor. Öğretmen mutlaka her derste öğrencilere nasıl olduklarını sormalı. Sonra işbirliğine dayalı etkinlikler yapmalı. Yani kendisinin aktif konuştuğu, öğrencinin pasif dinlediği değil, öğrencilerin de birbirleriyle konuştukları bir iletişim kurulmalı. Dersle ilgili olmayan bir konu üzerinde mesela “Pandeminin ne zaman biteceğini düşünüyorsunuz?” gibi bir soruyla tartışma başlatabilir. Öğrencilerin her türlü konuşabilecekleri konular bunlar.

‘REZİL OLMA KORKUSU VAR’

- Dijital yeterlilik konusunda donanımlı olanlar, süreci daha mı doğru yönetiyor?

Dijital yeterlilikleri yüksek öğretmenler, bu süreçte daha hem az efor sarf ediyor hem de öğrencilerin kazanıma ulaşmasını sağlıyorlar. Hangi bilgiyi hangi iletişim teknolojisiyle vermeleri gerektiğini bildikleri ve teknolojiyi kullanırken herhangi bir kesilme ve dolayısıyla özgüvensizlik yaşamadıkları için kolayca adaptasyon sağlıyorlar. Öğretmenlerin uzaktan eğitimde başarısız olmalarının altındaki en büyük sebep teknolojiyi kullanmada kendilerini yetersiz hissetmeleri, ‘rezil olacağım’ korkusu oluyor. O yüzden yanlış yapma korkusuyla mümkün olduğunca hiçbir özelliğini kullanmamaya çalışıyor bu da tekdüze derse yol açıyor. Ama yetkinliği, dijital okur yazarlığı yüksek olan bir öğretmen hem internetteki web 0.2 araçlarını kullanarak mesela dil çalışması yapabiliyor, dersi eğlenceli hale getirebiliyor. Bunu bilmeyenler gerçekten iyi bir pedagoji eğitimi almış, öğrencisini istediği kazanıma ulaştırabilen bir öğretmen olsa da teknoloji onu sınırlandırdığı zaman istediklerini yapamadığında performansı düşüyor. Dolayısıyla uzaktan eğitime karşı tutumu da düşüyor. Herhangi bir sınıfta öğretmen, olumsuz bir tutum sergiliyorsa öğrencilerin kazanımlara ulaşma ihtimali bulunmuyor. Öğretmenin olumlu tutumunun başarıya etkisi bütün araştırmalarda da çıkıyor. Öğretmen tutumu ile öğrenci başarısı arasında inanılmaz paralellik var.

 

MİNE ÖZDEMİR GÜNELİ -MİLLİYET

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.