Öğretmenlik Meslek Kanunu Taslağı Neleri Kapsamalıydı?

Öğretmenlik Meslek Kanunu Taslağı Neleri Kapsamalıydı?

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanarak alelacele meclise gönderilen 12 maddelik ‘Öğretmenlik Meslek Kanunu’ taslağı, hazırlayanlar dışında, eğitim toplumunun hiçbir kesimi tarafından onay görmedi, olumlu bulunmadı.

Bu durumun en temel nedeni, taslağın eğitim ve öğretmenlikle ilgili hiçbir kurum veya kuruluştan görüş alınmadan hazırlanmasının yanı sıra, öğretmenlik gibi kapsamlı bir mesleğin ayrı bir kanunla düzenlenirken, bütün boyutlarıyla ele alınmadan sadece ekonomik boyuta indirgenmesi.

Üstelik ekonomik konularla ilgili düzenlemelerin 15.01.2023 tarihinde yürürlüğe gireceği de dikkate alınırsa, taslağın ne kadar gayrı ciddi olduğu ortadadır!

Taslak metin; öğretmenliği aday öğretmen, öğretmen, uzman öğretmen, başöğretmen gibi kademelendirdiği, belirli sürelerde hizmeti olanları bir eğitim ve sınava tabi tutarak sınav sonunda sertifika düzenleyeceği, yüksek lisans ve doktora yapan öğretmenlerin bu sınavlardan muaf tutulacağı, uzman ve başöğretmene yapılacak eğitim ve sınavlar sonucunda ek ödemeler yapılacağı, yılan hikâyesine dönen 3600 ek göstergenin 1.derecedeki öğretmenlere verileceği gibi düzenlemeler kamuoyunda yeterli düzeyde tartışıldığından bu yazıda, bu konulara girmeyip, bir meslek kanununda nelerin olması gerektiğini tartışacağız.

İlk olarak bir öğretmenlik meslek kanunu, ‘Öğretmenlerin görevleri, sorumlulukları ve hakları’ konusuyla başlamalıydı.

Her ne kadar çeşitli düzenlemelerde bu konu dağınık bir şekilde yer almaktaysa da bir meslek kanunu düzenleneceği için kanun kapsamına alınmalıydı. Örneğin; “Kendini çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin öğrenmesine ve gelişimine adamak, onların fiziksel, zihinsel ve ruhsal bütünlüğünü korumak; bireysel özelliklerini dikkate alarak sınıf içi uygulamaları planlamak, yönetmek; öğrenme süreçlerinde eğitsel rehberlik sağlamak… gibi görevlerin yanı sıra; öğretmenlerin okullarda öğretmenlik mesleğinin gereği olarak gerçekleştirdiği her türlü uygulama, iş ve işlemde sadece bu Kanunda tanımlanmış yetkili kişilere hesap verme hakkı; öğretim yükünün makul ve adil olması hakkı; öğretmenlerin yasal düzenlemelerle kendilerine verilen işlerden başka, meslek dışı, herhangi bir görevle yükümlü tutulmama hakkı; okulda karar alma süreçlerine katılım hakkı; öğretmenlikle ilgili meslek örgütlerine katılma hakkı; öğretmen olarak saygı görme hakkı; adil değerlendirilme hakkı; kaliteli bir eğitim için gerekli fiziki koşullar, donanım, eğitim araç ve gereçlerine sahip olma hakkı; yapmış olduğu işin güçlük ve yüküne karşılık ücret ve diğer özlük haklarının adil düzenlenmesi hakkı; mesleki gelişim için destek hakkı; kariyer ilerlemelerinde herhangi bir ayrım gözetmeksizin herkese eşit fırsat tanınması hakkı; maaş ve ücretlerini zamanında alma hakkı, gibi haklar bu kanunda yer almalıydı.

İkincisi; öğretmenlerin lisans eğitimi öncesi seçimi, yetiştirilmesi, eğitim fakültelerinin müfredatıyla uyumlu ilke ve esaslar gibi konuların yer aldığı ‘Öğretmen yetiştirme ve atama’ konusu yer almalı ve bu konu detaylı bir şekilde açıklanmalıydı. YÖK ve üniversiteler ile işbirliği içinde ilke ve esaslar belirlenmeli, öğretmen ihtiyacına göre eğitim fakültelerinin kontenjanları uyumlu hale getirilmeliydi.

Üçüncüsü; öğretmenlerin istihdamında uygulanacak ilkeler ve esaslar belirlenmeli, öğretmenlik kadrolu bir statüde olmalı, sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik kaldırılarak tek bir statü üzerinde karar kılınmalıydı. Bu bölümde, yapılacak KPSS ve alan sınavlarının esasları olmalı, mülakat gibi sübjektif ve liyakat ilkesine uymayan nepotik uygulamalar olmamalıydı.

Yine aynı başlık altında sayıları 250 bini bulan özel sektör öğretmenleri yer almalı, bu meslektaşlarımızın bütün hak ve sorumlulukları devlet okullarında görev yapan öğretmenlerle aynı olmalı ve bu kanun kapsamına alınmalıydı.

Dördüncüsü; yönetim disiplininin bir bilim olmasından hareketle, okul müdürlüğü, müdür başyardımcılığı ve müdür yardımcılığının bugünkü gibi ikinci görev değil, statüsü belirlenmiş ayrı bir görev olarak tanımlanması yapılmalı; okul yöneticilerinin yetiştirilmesi, atanması, görevleri, sorumlulukları ve hakları bu kanunda yer almalıydı.

Yine bu başlık altında, il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinde görev yapan eğitim yöneticilerinin uzman öğretmen ve başöğretmenlik sınavlarına girme hakkı verilmeli, kazanmaları durumunda öğretmenliğe geri döndüklerinde kullanmak üzere bu hakları saklı tutulmalıydı. (Nitekim biz, 2004 yılındaki sınava, o tarihte ilçe şube müdürü olduğumuz, GİH sınıfını işgal ettiğimiz için girememiştik.)

Beşincisi; Milli Eğitim Bakanlığı müfettişlerinin seçimi, ataması, hak, görev ve sorumlulukları yer almalıydı.

Altıncısı; öğretmenlerin yer değiştirmesi, nakli, norm kadro durumu, mesleki faaliyetlerin gelişimi, özlük hakları, mesleki ve etik davranışlar, disiplin işlemleri gibi birçok konu ana başlıklarıyla bu kanun taslağında yer almalıydı.

Taslak meclise sunulmuş ancak henüz görüşülmeye başlanılmamıştır. İktidarıyla, muhalefetiyle bütün milletvekillerinden talebimiz, böylesi önemli bir meslek kanununun bu şeklide karikatürize edilmemesidir!

Kaynaklar

Öğretmenlik Meslek Kanunu Öneri Metni. TEDMEM

Abdullah DAMAR

Eğitimci-Yazar

HABERE YORUM KAT
UYARI:

Yorum yazarak topluluk şartlarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mebpersonel.com İnternet Sitesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

29 Yorum