Okul ilim yuvasıdır, film yuvası değil!

Okul ilim yuvasıdır, film yuvası değil!

Bizim çocukluğumuzda Rıfat Ilgaz'ın “Hababam Sınıfı” meşhurdu. Televizyonlarda seyrede seyrede bıkmazdık Hababam Sınıfını...

 Şimdiki gençler ve çocuklar ise “Pis Yedili” ve “ Bizim Okul” dizilerinin müdavimi oldular kısa sürede. Bu dizilerin en göze ve ruha batan yanları ise saygısız, ukala, entrikacı, düzenbaz, hedefsiz, ideolojisiz, sevgisiz ve oldukça dünyevi takılan bir gençliğin öne çıkarılmış olması. Bunların yanı sıra kısa aşklar, gündelik ve cinselliğe indirgenen sevgiler ve paranın pulun, sosyal statünün öncelendiği bir yaşam tarzı pervasızca ve fütursuzca işleniyor!

Mesela bu dizilerin birinde aynı sınıfın yarısı birbiriyle neredeyse aşk yaşamış ya da yaşamak üzere olan gençlerden oluşturulmuş bir kurgu üzerinde yürüyor!
Öğretmenleri sorarsınız ki bence hiç sormayın…
Mamafih bu dizilerde tek bir normal öğretmen ve idareci bulamazsınız! Hepsi anormal! Kimi bunak, kimi evde kalmaktan bunamış kız kurusu modunda, kimisi mahalle kabadayısı, kimisi hayal âleminde, kimisi hayal mi gerçek mi arasında bir yerde!
Bunlar öğretmen, bu dizilerde dizi üzerinde topluma verilen mesajla vurgulanan öğretmen tipi veya karakteri böyle! Pes!
Tamam, eğitim meselesini bir türlü rayına oturtamamış bir toplum olmanın buruk hüznünü ve acıcısını hep birlikte temaşa ediyoruz ve yaşıyoruz ama sanki bu kadar sorunun baş müsebbibi öğretmenmiş gibi “vurun abalıya” mantığıyla öğretmen ve öğretmenin şahsiyeti üzerinde yapılan bu dizileri şiddetle kınıyorum.
Tabii bunu seyrettiği halde tepki vermeyen eğitim sendikalarını da göreve çağırıyorum. Bir başka meslek erbabı olsaydı şu ana kadar bu dizilerin canına okunmuştu! Ama öğretmenler öylesine sindirilmiş, öylesine şamar oğlanına dönüştürülmüş ki geçen süreç dâhilinde tepki verme gereği bile duymaz olmuşlar!
Hiç unutmuyorum, birkaç yıl önce MEB'de öğretmen kökenli bir üst düzey bürokrata öğretmenler gününde “Hayırlı olsun” dediğimde verdiği o manidar cevabı hiç unutmuyorum:
“Ben artık öğretmen değilim ki!” demişti. Afallamıştım!
Bal gibi öğretmensin, sınıf öğretmenisin, sırf bir makama geldin diye -üstelik bu makam meb'de yöneticilik- bu mesleğe sırtını dönüyorsan sen zaten öğretmen olamazsın, olmamışsın, orada da bulunmamalısın, demeyi çok istemiştim ancak nezaket gereği susmuştum.
Toplumun temel dinamiği olan gençlerimizi emanet ettiğimiz bu meslek grubunun şahsiyetinin, dizi üzerinde de olsa zedelenmesi, aşındırılması, küçük düşürülmesi kabul edilemez bir çirkinlik, aymazlık ve umarsızlıktır.
Çünkü bu meslek hitap edilen toplulukla, yani genç ve çocuklarla bire bir ilişki içindedir ve gençlerin algıları bu şekilde tahrip edilmemelidir! Atalarımız çamur at, izi kalsın derken tam da böyle bir durumu tarif etmektedir aslında.
Akşam bunak ve arızalı öğretmeni seyreden çocuk ertesi günü en ufak bir çağrışımda öğretmenine hangi gözle bakacaktır acaba?
Hababam Sınıfı ile bu dizileri kıyaslamak bile haksızlık olur kanaatindeyim.
Hababam sınıfında en azından merhametli öğretmenler, vefalı, nazik, duyarlı öğrenciler ve derin bir içsellik işleniyordu. Şimdiki okul dizilerinde de o derin içsellik yerine derin bir cinsellik davası güdülüyor!
Yine bu dizilerde özel okul, devlet okulu kapışması, fakir öğrenci, varoşlardan gelen öğrenci ve zengin öğrenci diye ciddi bir ayrışma ve kamplaşma da körükleniyor maalesef. Bir kere bu senaristlerin iyi bir araştırma yapmadan saçma sapan bilgileriyle devlet okullarıyla, özel okulları böyle ayrıştırmalara sokmaları tamamen bilgisizlikten kaynaklanıyor.
Her özel okul çok başarılı olmadığı gibi, her devlet okulu da başarısız değildir. Kaldı ki birçok devlet okulu başarı ve konumlarıyla birçok özel okuldan çok daha ileri bir eğitim vermektedir. Özellikle de Fen ve Sosyal Bilimler Liselerinin başarı tablolarıyla özel okulların başarılarını bir kıyaslasınlar bakalım!
Bu arızalı öğretmen modeli, devlet okulu, özel okul kamplaşması, argo, cinsellik, yoksul öğrenciye durmadan “ varoş” demeler, zevkçilikten başka derdi olmayan tiki kızlar sendromuna artık bir son verilmelidir.
Sokaklarda birbirlerine “kâmiller, kâmilsin sen” diye hitap eden gençler sizce bu kelimeyi yani şahsiyeti olgun, kemale ermiş manasında mı, yerli yerinde mi kullanıyor?
Tabii ki hayır! Aptal yerinde işe yaramaz manasında kullanıyor!
Durum bu kadar vahim, söylemedi demeyiniz!
Muhabbetle kalınız…
Not: Yarın 9 Şubat Cumartesi günü saat 14.30 Moral FM'de “Divana Gelenler” programının stüdyo konuğu İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer Yıldız olacaklardır. Eğitim ve kültür konulu sohbetimize sizleri de bekleriz!

Meryem Aybike Sinan

HABERE YORUM KAT
UYARI:

Yorum yazarak topluluk şartlarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mebpersonel.com İnternet Sitesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

4 Yorum