Öğretmen, eğitim sisteminin öznesi olmalı”

Öğretmen, eğitim sisteminin öznesi olmalı”

Öğretmen, eğitim sisteminin nesnesi değil, öznesi olmalı”

Çocuklarımızın gelişimi üzerinde eğitim ekosisteminin en etkili aktörleri olan öğretmenler sosyal, ekonomik, politik ve teknolojik faktörlerden nasıl etkileniyor? Türkiye’de öğretmenlerin koşulları nasıl? Mesleki ve kişisel gelişimlerini sağlamak için hangi kaynaklara sahipler?

Eğitim Reformu Girişimi (ERG), bu soruların cevaplarını bulmak için ATÖLYE ile işbirliği ve Vehbi Koç Vakfı’nın desteğiyle Eylül 2014 - Nisan 2015 arasında “Öğretmen Araştırması”nı gerçekleştirmiş. Araştırmanın sonuçları dikkat çekici:

- Öğretmenler sosyal, ekonomik, teknolojik ve politik faktörlerin kendi üzerlerinde baskı yarattığını ve güçsüz olduklarını düşünüyor.

- Mesleki ve kişisel gelişimleri için sunulan kaynakları yetersiz buluyor.

- Öğretmenlik mesleğinin saygınlığını yitirmesinden rahatsız oluyor.

- Otonomi eksikliği duyuyor.

- Meslektaşları ile iletişim kuramamaktan ve birbirlerinden geri bildirim alamamaktan şikâyet ediyor.

- Kendilerini yalnız hissettiklerini ve tüm bunların sonucunda motivasyonlarını yitirdiklerini ve çaresiz olduklarını hissediyor.

Öğretmen birey olarak nasıl güçlenir?

Bu araştırmanın bulgularından yola çıkarak oluşturulan Değişim Teorisi, Öğretmen Ağı’nın çerçevesini oluşturuyor ve “Öğretmen olan birey nasıl güçlenir?” sorusuna cevap arıyor. Öğretmen Ağı, bireysel fayda ile ortak faydanın örtüştüğü, dayanışma duygusunun yüksek olduğu bir öğrenme topluluğu. Eğitim Reformu Girişimi’nin yürütücülüğünü üstlendiği ‘Öğretmen Ağı’; Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV), Aydın Doğan Vakfı, Enka Vakfı, Mehmet Zorlu Vakfı, Sabancı Vakfı ve Vehbi Koç Vakfı olmak üzere, eğitim alanında faaliyet gösteren 6 vakıf tarafından destekleniyor. Hedef, öğretmenlerin güçlenmesi; kendi kişisel ve mesleki gelişim yolculuklarında aktif ve yaratıcı bir katılımcı olması.

“Herkesi kapsayan, nitelikli eğitim hepimizin ortak hayali. Bu hayali gerçekleştirmenin yolu ise öğretmenlerden geçiyor” diyen Öğretmen Ağı Genel Koordinatörü Buket Sönmez, “Öğretmen, yıllık plan ve programları uygulayan, ders veren bir kişi; eğitimin nesnesi değildir. Bilakis, eğitimin öznesidir ve eğitimde dönüştürücü gücü en yüksek olan aktördür. Öğretmenin inisiyatifinin arttığı, ‘yapabilirim gücü’nü hissettiği ve harekete geçebildiği; yani eğitimin nesnesi değil öznesi olduğu bir eğitim hayal ediyoruz” yorumlarını yapıyor. Hayal ettikleri eğitime ulaşmak için attıkları adımları ise şöyle anlatıyor:

Öğretmeni birey olarak görmek gerek

“Öğretmenlerin içinde bulunduğu bu durum, eğitimin niteliğinin artmasının, öğrencinin başarısının ve iyi olma halinin önünde kayda değer bir engel teşkil ediyordu. Öğretmeni, her şeyden önce bir birey olarak görmek, Değişim Teorisi’nin iki ana odağından birini oluşturdu. Dolayısıyla öğretmenin yalnız mesleki değil, aynı zamanda kişisel gelişiminin desteklenmesi; öğretmenlik yapan bireylerin kendilerini geliştirme konusunda daha aktif, sorunlarına çözüm üreten ve kendilerini güçlendiren bireyler olarak gelişmeleri öncelikli amaçlarımız arasında. Bu güçlenmenin sürdürülebilir kılınması için de öğretmenlerle birlikte, farklı disiplinlerden eğitimin paydaşlarının bir araya geldiği, herkesin birbirinden öğrendiği ve beslendiği bir işbirliği ve paylaşım ortamı yaratıyoruz. Ağ’da, psikologlar, mimarlar, eğitim alanında çalışan sivil toplum kuruluşları, akademisyenler, yerel dayanışma toplulukları, müzeler, kamu kurumları, yazarlar, üniversite öğrenci toplulukları gibi öğretmenlerle birlikte üreten 270’i aşkın paydaş var. Öğretmen Ağı’nda, değişim hedefini mümkün kılan 360 öğretmen, yani Değişim Elçisi bulunuyor. 2020 yılında, bu paydaşlarla birlikte 89 farklı projede iş birliği geliştirildi.”

“Sosyal değişim için kolektif etki”

● “Öğretmen Ağı, kolektif etki temeline dayanarak oluşturuldu. Kolektif etki, farklı disiplin ve sektörlerden kilit aktörlerin, belirli bir sosyal sorunu çözmek için ortak bir amaç doğrultusunda bir araya gelmesi olarak tanımlanıyor. Kolektif etki, disiplinlerarası sosyal değişim çabalarında bir iş birliği yaklaşımı olarak kabul ediliyor. Yaklaşımı geliştirenler, sosyal değişimde bireysel fayda yerine kolektif yaklaşımın yarattığı etkinin daha büyük ve kalıcı olacağını savunuyor. Öğretmenlerin, eğitimin diğer paydaşları ile birlikte oluşturdukları bu ekosistem, içindeki her bir parçanın tekil potansiyelinin ötesinde bir potansiyel oluşturuyor. Eğitimde karşılaştığımız, tek bir disiplin veya uzmanlığa indirgenemeyecek karmaşık ve zor problemleri daha iyi anlamamızı mümkün kılıyor. Öğretmen Ağı modelinin kolektif işleyiş ve etkisini anlatırken “Bir artı bir’in üç etmesi” demek derdimizi daha somut ifade etmemize yardımcı olabilir.”

Herkesi “eğitimi yeniden düşünmeye” çağırıyor

“Eğitimin değişen koşulları ve dünya genelinde artan belirsizlik halleri, tüm zorluklarına rağmen eğitimi yeniden düşünmek için bizlere bir fırsat tanıyor. Eski yöntem ve içeriklerle çözülemeyen yeni sorunlar, eğitimin aktörlerinin rollerini, öğrenmenin kendisini, öğrenmenin gerçekleştiği mekan ve ekosistemleri yeniden düşünmeye itti. Bağlantılar serisiyle geleceğin eğitimini bugünden, eğitimin tüm aktörleriyle birlikte yeniden düşünmeye başlamak istedik.” dunya.com 

DİDEM ERYAR ÜNLÜ

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.