MEB Bakan Yardımcısı: Öğretmenlik bir akü gibidir.

MEB Bakan Yardımcısı: Öğretmenlik bir akü gibidir.

MEB Bakan Yardımcısı: Öğretmenlik bir akü gibidir.

İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü Öğretmen Akademileri Aday Öğretmen Akademisi ilk dersi Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Osman Sezgin'in katılımlarıyla gerçekleşti.

Bağlarbaşı Kongre Merkezi'nde aday öğretmenler ile buluşan Sezgin, öğretmenliğe adım atarken niyetin önemli olduğunu vurgulayarak "Bir insan doğru bir niyetle hareket ederse doğru düşünür,doğru düşünürse doğru hareket eder,doğru hareket ederse iradesi sağlam olur,iradesi sağlam olursa hürriyeti olur,hürriyeti olursa şahsiyeti olur."dedi.

Aday öğretmenlere hitap eden Sezgin, öğretmenlere insanlığı inşa eden Mevlana, Yunus Emre, İbni Sina, Farabi gibi toplum önderi olan şahsiyetlerden örnekler vererek medeniyetimizin bu unutulmaz öğretmenleri gibi bıraktıkları eserlerle meslek yaşamları sona erdiğinde dahi her zaman hatırlanacak bir öğretmenlik yaşamaları temennisinde bulundu.

Öğretmenliği bir metaforla ifade eden Sezgin, " Öğretmenlik bir akü gibidir. Akü devamlı kullanıldıkça deşarj olur. Biter, tükenir. Sonra değiştirmek zorunda kalırız. Ama aküyü sık sık şarj edersek doldurursak kolayca bitmez. Öğretmenlik de böyle. Her adımda devamlı harcarsınız. Ama peşinden Bir müddet sonra değiştirmek zorunda kalırız. İşte bu bitme hadisesi psikolojide tükenmişlik sendromu diye anlatılıyor." dedi.

"İnsan kendini aşabilen bir varlıktır"

21165254-11f2f1d3-6057-4c07-97fe-afe6a91b8776.jpg

Tükenmişlik sendromunun üretmeyle aşılabileceğine dikkat çeken Sezgin, "Bu üretme hadisesi çok önemli. Üretmeyle ilgili psikanalitik kuramcılar ruh sağlığı yerinde olduğunun anlaşılması için iki şey lazım olduğunu söylüyor. Biri sevgi, biri de üretmek diyor. Bana göre bu yetersiz tabii. Maslow, insanın en son noktada kendini gerçekleştirmesi lazım diyor. İnsanın kendini gerçekleştirmesi sığ bir iş. Halbuki insan kendini aşabilen bir varlıktır." ifadelerini kullandı.

Güven ve sevginin insanın kendini aşmasının öncelikli koşulu olduğunu ifade eden Sezgin şunları söyledi: "Kendini aşabilmenin ön koşulu güven. İnsan hem kendine hem karşıdakine güvenmeli. İkincisi sevmek ve sevilmek. Üçüncüsü saymak ve sayılmak. Dördüncüsü iletişimde başarılı olmak. Beşincisi üretmek. Üretme kavramı çok önemli bir hadise. Üretmenin bu anlamda ruh sağlığı yerinde ve bir öğretmene yakışması için kesinlikle bunun da altını müsaade ederseniz kırmızı büyük harflerle çizeyim. Ürünle üreten arasında çok anlamlı bir bağın olması lazım ve üretenin üründe çok ince, iğne oyası gibi emeklerinin olması lazım. Eğer böyle olmazsa o insan değildir. Öğretmenle iş olamaz. Üretenle ürün arasında anlamlı bir bağ olduğu zaman orada insanca bir oluşum meydana gelir. O zaman öğretmen mutlaka işiyle ürettiğiyle kendisi arasında çok anlamlı bir bağ kurduğu zaman öğretmenlikte ilk anlamlı adımı atacaktır. Bu açıdan baktığımız zaman öğretmenlik nedir diye sorsam öğretmenlik kavramına girerken önce şunu söylemek lazım. Her şeyde aklınıza getirdiğiniz ne varsa A'dan Z'ye kadar bakınız. Her şeyde hata telafi edilir. Yalnız hatası telafi edilemeyen tek meslek var. Hatası telafi edilemeyen tek meslek öğretmenlik. Çünkü bir hata yaparsak zaman geçtiği için zamanı geri getiremeyeceğimiz için o hatayı telafi edemeyiz. O zaman hatası telafi edilemeyen dünyadaki tek meslek öğretmenlikse buranın da yine altını çizerek söyleyeyim. Öğretmene yakışmayan tek sıfat, gaflet. Öğretmen boş bulunamaz. Öğretmen sınıfa tesadüfen gelişi güzel bir şekilde giremez. Çünkü karşınızdaki insan denilen kainatın özü olan varlığına bir hata yaparsa o hata ömür boyu devam eder, telafisi mümkün değil. O da yetmez. Her mesleğin ürünü de hatası da aritmetik artar. Ama öğretmenin ürünü ve hatası geometrik artar. Dolayısıyla öğretmen gaflet edemez. Devamlı bilinçli, şuurlu olmak zorunda. Yaptığının farkında olmak zorunda."

"Öğretmenin tükenmişlik sendromu yaşamaması için mutlaka neden ve niçinleri bilmesi gerekir"

Gündelik hayatın içinde çok sık kullandığımız kelimelere değinerek örnekler veren Sezgin, günlük hayatta ve meslek hayatı içinde canlı ve üretken olmanın püf noktalarını öğretmenlerle paylaştı. Neden ve niçin kelimelerini düşündürerek öğretmenlere sorgulatan Sezgin, şu açıklamalarda bulundu: "Günlük olarak yoğun kullandığımız iki kelime var: Neden ve niçin. Ben neden ve niçin burada konuşuyorum, siz beni neden ve niçin burada dinliyorsunuz? Bu konuşmanın başındaki niyete dönüş, insanlığa faydalı olayım diye. Çünkü bizim kültürümüzde bir cümle vardır. İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır. Dolayısıyla benim burada ders anlatmamın, sizinle sohbet etmemin, öğretmenlik yapmamın bir neden ve niçini var. Bir kimse yaptığı işin neden ve niçininin ölçüsü somuttan soyuta, yakından uzağa basitten komplekse, otomatikten iradeye doğru giderse buradaki neden ve niçin doğru tespit edilmiş demektir. O zaman bir öğretmen neden ve niçini, niçin öğretmenlik yaptığının ölçüsünü, bu ölçülere göre belirlerse tükenmişlik sendromu yaşamaz. Mutlaka çok kaliteli bir öğretmenlik yapar ve öğretmenliğinin zevkine varır. Çünkü öğretmenlik mesleği aynı zamanda bütün sanatkarlardan daha üstün bir iş yapıyor. Çünkü bütün sanatkarlar çıkar, görevlerini yapar, alkışlarla giderler. Ama sadece öğretmen aynı zamanda bugünkü ifadeyle yaptığı işin dönütlerini, sonuçlarını alır. Sonucu ne getirecek bize diye bakar. Onun için öğretmenlik sanatkarlıktan daha zor bir meslektir, daha zor bir iştir. Dolayısıyla bir öğretmenin bilinçli olabilmesi, tükenmişlik sendromu yaşamaması ve mesleğinde tatmin olması için mutlaka o neden ve niçinleri bilmesi gerekir. Bunun için de isterseniz kelimeden kavrama giriş yapar."

Sezgin okumaları için öğretmenlere; Thomas Mann'ın "Bilimsel Devrimlerin Yapısı" Doğan Cüceoğlu'nun "Savaşçı" ve Tolstoy'un "İnsan Ne ile Yaşar" kitaplarını tavsiye etti.

Ahmet Yesevi, Mevlana gibi topluma önderlik yapmış ve yüzyıllardır unutulmayan öğretmenlerden örnekler veren Sezgin, insanın özünün ve kendi kültürümüzün iyi tanınarak bugünün eğitim felsefesini oluşturulması gerektiğine vurgu yaptı. Sezgin, öğretmeninin kendi kültürünü, tarihini, sanatını iyi bilmesi ve bunu iyi temsil edebilmesinin altını çizerek öğretmenlere insan inşa eden gerçek mühendisler olduklarını hatırlattı, katılım sağlayan öğretmenlere ve yöneticilere teşekkür etti.

Program sonunda İl Müdürü Sayın Levent Yazıcı, Bakan Yardımcımız Osman Sezgin'e hediye takdim etti.

21165345-5fbab492-c78c-47b8-b32d-6d36d60807fe.jpg

HABERE YORUM KAT
UYARI:

Yorum yazarak topluluk şartlarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mebpersonel.com İnternet Sitesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

14 Yorum