11.06.2014, 11:40 4592

MEB’İN İŞİ GÜCÜ İDARECİ ATAMAK MI?

MEB’İN İŞİ GÜCÜ İDARECİ ATAMAK MI?

Milli eğitim çalışanlarının - bir kısım kaymak tabaka hariç- huzursuz olduğunu ifade ederek başlamak lazım. Evet, çok ciddi bir huzursuzluk hâkim öğretmenler odalarında…

Öğretmenler odasına girmeyeli yıllar olmuş kaymak tabaka için her şey güzel görünebilir ama durum öyle değil.

Allah aşkına bu kaçıncı yönetmelik?

Ben sayamadım. Saymak için vakit harcamak zaman israfı olacak onun için bakmadım da. Her gün kanunların değiştiği yerde kanundan çok kanunsuzluktan söz edilir. Her gün yönetmeliklerin değiştiği yerde ise yönetilememekten pekâlâ söz edilebilir. Derdiniz ne söyleyin. Derdiniz eğitimse, yatırımı öğretmene yapmalısınız okul idaresine değil. Derdiniz eğitimse, öğretmeni en üst düzeyde moral ve motivasyon açısından hazır durumda bulundurmalısınız.

Ne olacak yani? Okul müdürlerini değiştirince eğitim mi kurtulacak? Yani okul müdürleri derse girip muasır medeniyetlerin üzerine çıkma dersi mi verecek? Bırakın Allah aşkına bunları. Açıkça söyleyin, derdiniz ne? Üç-beş konjonktürün adamı bir yere gelecek diye bu kadar canhıraş çalışmaya ne hacet var?

Tüm Türkiye’ye şahsım tarafından ilk defa duyurulan bir haberdi. Danıştay 2. Dairesi şube müdürlüğü atamalarında sözlü ile atamanın yürütmesini durdurdu biliyorsunuz. Ama siz yine bir yönetmelik çıkarıyorsunuz ve okul müdürlüğü için mülakat şartı getiriyorsunuz. Bilmiyor musunuz, bu da iptal olacak. Daha yargı kararlarının gereği yapılmamışken şimdi yeni bir kaosla yüz yüzeyiz.

Eğitimcilere sorun nasıl olması gerektiğini size söylerler. Formül belli: Yazılı artı mülakat. Mülakatın ağırlığı %30’u geçmemeli. Bu iş bu kadar.

Bir de şu kadınlara ayrıcalık yutturmacası yok mu? Hasta oluyorum buna. Meşhur 12 Eylül referandumuna “Yetmez ama Evet” derken içimde bir ukde olarak kaldı, kadına pozitif ayrımcılık maddesi. Ne demek kadına pozitif ayrımcılık? Siz bunu söylerken bile ayrımcılık yapıyorsunuz. Şimdi bu lüzumsuz maddeyi her yeni yönetmelikte yeniden görüyoruz. Arkadaş, yönetici seçiyoruz ama siz daha başlangıçta liyakat ölçüsünü zedeliyorsunuz.

Birisi izah etmeli kadına pozitif ayrımcılık denilen maddenin, maddi manevi sonuçlarını. Merak ediyorum bu madde bu ülkeye ne kazandırdı da şimdi bunu her yere sokuşturup duruyorsunuz. 125 bin yuva dağıldı geçen yıl. Kadınları korumaya çalışan polisler askerler can verdi. Başka? Anlatın dinliyorum…

Ben ne idareciyim ne de idare görevim sona eriyor. Belki idareci olmamı sağlayacak referanslarım da var. Yani şahsi menfaatleri adına konuşanlardan değilim elhamdülillah. Dolayısıyla sözlerimiz adaletin tesisi, liyakatin inşası ve eğitimin geleceği adınadır.

Defalarca söyledim yine tekrar ediyorum. Milli Eğitim Bakanlığı kimin müdür olacağı meselesine harcadığı mesaiyi eğitim müfredatının tanzimi için harcamalı. Din kültürü ve ahlak bilgisi kitaplarında bir tane başörtülü kadın resmi hala yok. Fen bilimleri kitaplarında Ak Şemseddin yok, Cezeri yok, İbni Sina yok, Musa kardeşler yok, Mimar İbrahim Efendi yok. Yok, yok, yok.

Ne var peki? Anştayn (bilerek böyle yazdım) var, Nivton (bunu da bilerek yazdım) var. Bilmem kim var… Batı hayranlığı var, batı medeniyeti (öyle bir medeniyet yoktur) var. Bunlarla uğraşmalı bakanlık.

9 yıldır gereği yapılmayan uzman öğretmenlik yarası var. Bu hususta bakanlık yetkililerinin kul hakkına girdiklerini söylemeliyim.

Hülasa, bakanlık kimin idareci olacağı hususunda bu kadar zaman israfı yerine idarecilerden hesap sorma mekanizması geliştirmeli.

Ne demişti şair: “Dert çok, hemdert yok, düşman kavî, talî zebun.” .
Yorumlar (5)
123 6 yıl önce
sayın hocam yazılarını yakından takip ediyorum. altına imzamı koyuyorum.
tarihçi 6 yıl önce
sonuna kadar yazılanlara katılıyorum.........
cezeri 6 yıl önce
cezeri kim bakanlıktaki daire başkanları biliyor mu bakalım...
Bekir KARADAŞ 6 yıl önce
dost bivefa, felek birahm, devran bisukün
dert çok, hemdert yok, düşman kavi, tali zebun”.
Öğretmen 6 yıl önce
milleti öyle oyalıyorlar. ne yapsın gariplerim.

Gelişmelerden Haberdar Olun

@