27.07.2020, 00:30 554

Mevsimlik (Çocuk) İşçiler ve Eğitim (Bakanı)

İdeolojik körlüğün yerleştiği kitlelerin olduğu yerlerde kesinlikle olacak olan şey ardılın öncülden farklı olmayacağıdır.

Hangi tarafta olunduğunun bir önemini olmadığı böyle durumlarda, halef ve selef sırayla olmak istediği yere gelir ve olumlanacak bir değer üretmeden gider ve bu kısırdöngü devam eder.

Zira, birbirinden farklı olduklarıı iddia eden kitleler herhangi (örneğin eğitim) bir sosyal disiplin alanında bilimsel bir düşünüş ve eylemselliğe sahip olmadığından iş sadece kakafoniye döner.

Olmazsa olmaz (ne de olsa ülkenin akademik ve sosyolojik havasını soluduk) yazı girizgahımızı söz dizime soktuktan sonra artık sadede gelelim.

Ziya Selçuk'un tarlada çalışan çocukların yanına uğraması...

Az buçuk günceli, hukuku, ülkenin sosyal/ekonomik işleyişini takip eden bir birey, bu ülkede çocuk işçilerin olduğunu, yoksul illerin yaz tatillerinde nistepen ekonomisi daha iyi olan illere işçi gönderdiklerini bilir.  Bunun olmaması gerektiğini de bilmelidir. Onun için Evrensel Çocuk Hakları Bildirgesi'ndan madde alıntılama çokbilmişliğine girmeyelim.

Aile gidince çocuk da gider.

Çocuk da gidince çocuk da çalışır. 

Bu olayın onlarca yıldır süren bir ekonomik etkinlik olduğunu bilmek gerek.

O çocuklar, hobi bahçesinin keyifli müdavinleri değil sonuçta.

Çoğu çalışmaya dört gözle gider zira bu, ona yaşadığı kırsal/nispeten yoksul yerden çıkıp başka yer görme fırsatı vermektedir.

İşe gittiği için okulun ilk bir ayını (bu yıl konuların ilk dönemden çıktığını düşünürsek işin yamanlığını da görmüş oluruz) bile kaçıran çocukların olduğu bir durumda bu, çocuğun fırsat eşitliği ilkesi ile yapıldığı söylenen eğitimden bir kitlenin çok da fırsatlanamadığı da düşünülecekler bölümüne yazılacaktır herhal.

Bu yönden bakıldığında bu derin ve üzünç bir sosyolojik durumu gözümüze sokmaktadır.

Bakanın orada olması, bu sorunun varlığından haberdar olduğunu göstermektedir.

İyi bir şey mi?

Değil mi?

Görmezden gelmek neyi çözecek?

Bu edim; eğitimin, salt binalarda oturup emirle ve standart yönlendirmelerle olmayacağı ve sahaya inilmesini gerektiğinin göstergesidir.

Bakanın orada olması, o çocukların eğitimden akranları gibi nitelikli yararlanmasını sağlayamayacaktır ancak yediği önünde yemediği arkada ailenin öğrencisiyle sadece gününü kurtarabilen ailenin çocuğu arasındaki makasın vurgulanması için iyi bir temsiliyettir.

Bir öğretmen olarak Bakanın orada olması beni mutlu etti. 

Okulların, okullaşmanın, iyi eğitime ulaşmanın herkese ulaşabilen bir yapı olmadığının farkında olduğunun göstergesidir bu.

Bakana  gelen eleştirilerden kuşkusuz bir tanesi de o çocuğun neden o şartlarda olduğudu ve bunun çözmesi gerektiği'dir.

"Bir eğitim bakanı, bir eğitim bakanıdır." ve ülkede ekonomik gelir dağılımı vb durumların iyi ya da kötü olmasında doğrudan bir etkisi yoktur.

En azından kısa sürede yoktur.

Onlarca yılın kronik sorununu iki üç yıldır görevde olan ve üstelik yetki alanında olmayan bir şeyden suçlamak (ideolojik) körlüktür.

Ancak mevsimlik çocuk işçi sorunu, daha önce nitelikli temellerle yola çıkılmayan bir eğitim sisteminin sonucudur denilebilir.

O zaman karşımıza şu varsayım çıkmaktadır:

Bir eğitim bakanı; işlevsel, dengeli dağılan, salt akademik temelli içerik ve ölçme yerine yetenek ve ilgiyi de baz alan, sürdürülebilir ve kendini bu sürdürmede güncelleyebilen bir eğitim sistemi oluşturmakla görevlidir. Böylesi bir yapıdaki eğitim, sorunları uzun vadede olabildiğince emer ve sağlıklı bir yapı kurar.

Sanırım bu yukarıdaki cümle şu anki bakanı ileride eleştirilebilecek bir noktaya getirtir. Bugünkü eğitim dünün sonucuysa yarının nedeni de bugün yapılacaklardır.

Evet, ekonomik durumlar eğitimin dolaylı yarattığı bir şeydir ama her şey eğitimle sağlandığı için eğitim de her şeydir.

Birebir öğrencilerim olan ve yazın ailesiyle birlikte çalışmaya giden çocukları büyük bir kısmı işe yeni yaşantılar yaşamak için isteyerek gider.

Ancak bu bir tercih olmaktan çıkarılıp kendisi için daha kaliteli zamanlar yaratıldığında ona, çalışmaya gittiğinden daha çok isteyerek gider.

Fındık yemek, fındık toplamaktan daha eğlencelidir değil mi? (Aynı şey kayısı için olmayabilir ama.)

Sanırım bizim yanlış düşünmemize neden olan şey, çocuğun fındık ağacı göreceği için fındık toplamaya istekle gitmesi durumudur.

Oysa fındık ağacını yazın kavurucu sıcağında ailesiyle gittiği Karadeniz tatilinde de görebilir.

Sözün özü: Kaliteli eğitim şart, eğitim olduğu sanılan değil.

(Dipnot: Mevsimlik işçiler de bir zamanlar mevsimlik çocuk işçiydi ve mevsimlik çocuk işçiler de bir süre sonrasının mevsimlik işçileri olacaktır. Denklem çok basit değil mi? O vakit sosyal denklemleri matematik denklemlerinden önce çözmeye başlayalım.)

Yorumlar (0)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@