27.08.2020, 17:21 1205

Musa Dinç Ne İlk Ne Son: Türkiye’de Çocuk Edebiyatı Cehaleti

Bu yazıda, doğrudan Musa Dinç olayına -yazının içeriği haber aktarma olmadığından- değinilmeyecektir.

Çocuk edebiyatının ne olduğuna da değinilmeyecek zira bu ülkede eğitimin ya da diğer hayatı alanların kuru bir ezbercilik sunumu olarak sunulması artık bıçağı kemiğe dayandırmıştır.

Başlayalım.

Türkiye’de çocuk edebiyatı bilinci yerleşmemiştir ve mevcutluklara bakıldığında yerleşmesinin de onlarca yıl alacağı görülmektedir.

Üniversitelerin eğitim fakültelerinde verilen çocuk edebiyatı dersi sadece iki üç branşa verilmekte ve bu bölümlerde de içeriğin alana hakim olmayan “akademisyen”lerce verildiği uygulamadan uzak kuru ezberlerle yapılmaktadır.

Bu ezberlerin de yazar –kitap ismi gibi dar bir çerçevede verildiği görülmektedir.

İlk sorunun burada başladığını gördük mü:

Alana hâkim olmayanların verdiği yazar ve kitap isimleri…

Neredeyse eğitimdeki her önemli ayrıntıdan daha önemli ve öncelikli olan çocuk kitaplarında işin bu kadar savsaklamalı olmasının sonunda Musa Dinç’in çıkması sizi neden şaşırtıyor?

Musa Dinç’in gittiği kitap etkinliklerinde masasında “Eğitim Yazar” yazması sizi şaşırtan bir yönünün olmaması gerekir.

Zira çocukların kütüphanelerine konulacak kitapları belirlemesi gerekenlerin bilinci üç aşağı beş yukarı bu kadardır ve adı geçen “çocuk yazarını” davet etmesi normal kalmaktadır.

Denetim neredeyse olmadığı, bilincin yayıncının ticari açgözlülüğüyle sınırlı olduğu, çocuktur ne verse okur’cuların sayısı okullarda bile bir milyona yakınken çocuk ve çocukluk nasıl sağlıklı büyüsün?

Yıllar önce çalıştığım ortaokulda Ömer Seyfettin’in ölüye ve diriye tecavüze sahneleri içeren kitabı çocuklara okutmam dediğimde oradaki öğretmenlerin bana kitap düşmanıymış gibi bir gözle baktığını ve bana böyle bakanların da kitap okuma kültürü olmayan bireyler olduğunu hatırladığımda geleceğe dair umutların neden betona gömülmesi gerektiği konusundaki tezlerimi güçlendiriyor.

Türkiye’de eğitimle doğrudan ilgili olan en az 1.100.000 bireyin kesinlikle ama kesinlikle çocuk edebiyatı eleştiriselliği konusunda üst düzey bir yetkinlikte olmasını beklemek çok uçuk olmamalıdır.

Hayır diyorsanız Musa Dinç’i çocuk yazarı olarak görüp onun kitaplarını öğrencilerine okutan öğretmenlerin çıkmasını doğal karşılayın!

Musa Dinç, kaç yıldır yazıyor ve kaç kişi onun kitaplarını okuyup beğenerek öğrencilerine okuttu!??

GELELİM EN KORKUNCA!

Musa Dinç’in kitaplarında cinsellik değil de başa konu olsaydı göze batar mıydı?

Cinsellik bile yıllar sonra göze battığında göre varın diğer şeyleri siz düşünün?

Eğitimin zaten sorunlu yönler barındırdığı Türkiye’de eğitime doğrudan kaynaklık edip onu geliştirip olumluya evriltmesi gereken temel yönlerin sorunlu olması olası gelişmeleri baltalamaktadır.

Türkiye’de çocuk kitaplarında millilik, kültürel ve dini yönler –bu üç alanda kastedilen öz değildir- adı altında çocuk kitaplarında yer alan yanlış aktarımların doğurguları, günümüz modern toplumunda “bu çağda bu olur mu?” dedirten olayların bir nevi kaynağıdır aslında.

Dil ve anlatımın bile nitelikle işlenmesi gereken çocuk kitaplarında içeriğin “sakıncalı” olmasının en büyük sonucu da bu ülkede yüzlerce yıldır oluşamayan çocuk edebiyatı bilincinin sonucudur.

“Ama Efendim, son yıllarda başarılı ürünler çıkıyor”culara katılmakla beraber buz dağının görünmeyeni için çokça iyimsersiniz demek gerek.

MEB’in öncelikli olarak eğilmesi gereken çocuk edebiyatında üniversitelerin sığ müfredatlarını derinleştirmeli, iş ezberden çıkıp uygulamaya dökülmeli ve çocuk edebiyatı eğitim fakültelerinde okuyan tüm öğretmen adaylarına verilmelidir.

Okullarda ise işin sadece Türkçe ve edebiyat –ki bu iki grubun da ne kadar yeterli oldukları ortadayken- öğretmenlerinde diğer tüm branşlara yayılmalıdır. Tabi ilkokullarda öğrencinin okuma alışkanlığı doğmadan boğulmamışsa!

Gerçi yaklaşık % 85’inde okuma kültürü oluşmayan öğretmenlerin buna ne kadar hazırlıklı olacağı ayrı bir sorun alanıdır. Öğretmenlerde okuma kültürü oluşmasının da nedeni Türkiye’de okullardan mezun olmalarında yattığını atlamayalım:

Kısır döngünün farkında mısınız?

Yazı daha da uzatmaya uygun ancak çocuk edebiyatındaki kara cahilliği belirginleştirmek için son bir örnek:

Veli ya da öğretmen (öğretmene) sorar: Hocam, çocuğuma ne tür kitaplar önerirsiniz?

Öğretmen: Klasikleri okutun!

Ve son: Kanımca Musa Dinç, kitaptaki içerikleri art niyetli olarak değil; çocuk edebiyatın böyle olduğunu düşündüğü için yazmıştır.

Peki sizce hangisi daha tehlikeli?

Yorumlar (0)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@