18.02.2018, 00:50 450

Neden Televizyon Değil

Binlerce yıllık bir sürekliliği olan yazının, kitabın son yıllardaki görsel sunulara yenilip yenilmeyeceği kuşkusuz alan uzmanlarınca değerlendiriliyor. Yenilebilir de. Ve bu belki de sadece dünyadaki küçük bir kitle için üzünç kaynağı olabilir. Gerekçeleriyse devrin değiştiğidir.

Peki gerçek nedir? Kitap mı görüntü mü? Hangisi bireyi daha çok geliştirir, dönüştürür ve yaratıcı kılar?

Kitap!

Görsel alan bir sonuçtur. Hazıra konma ve var olanı kendisine sunulduğu gibi alma. Görüntü bitmiştir ve sizden bir ekleme çıkarma yapmanızı istemez. O, size sunduğuyla yetinmenizi ve hemen sonrasında gelecek olan ardıla kendinizi hazırlamanızı ister sadece. Sizi edilgen ister. Sadece bedenen uzanık olmanızı değil; tüm zihninizle teslim olmanızı ister. Bu kolayınıza gelir. Bir düğmeyle kanal kanal gezerken kuşkusuz bu edim size de gayet işlevselmişlik verir. Bir nevi büyük bir hükmetme gücü hissi. Kültürlendiğinizi, yaşantı zenginliği kazandığınızı ve geliştiğinizi sanırsanız. Ancak çok az TV programı için geçerlidir bu durum. Zira görüntü beynin gerçek yaşamda edindiğiyle katkı sağlar anlağa, durağandan değil.

Yapaylandırılmış ve her geçen gün sığlaşan medya sarmalında izleyiciye nefes aldırmayan bir yoğunluk: diziler, özetler, yarışmalar, programlar, maçlar, evlendirme furyaları… Durdurağı yok. Bu kadar sıklığın arasında gece yatağımıza girdiğimizde bize kalansa salt baş ağrısıdır. Yorgun ve bıkkınca yarın doğmamasını istediğimiz güneş için uyuruz. Ne olsa saatler dursa yarın, kar yağsa, yollar kapansa ve uyusam…

Şimdi filmi geri sarıp görüntünün olabildiğince azaltıldığı bir yaşayış şekline dönelim. Kitapla… Kitap esnektir. Görüntünün dediğim dedikliği yoktur onda. Siz onu okudukça beyninizde bununla paralel olarak üretmeye başlar: mekanlar, karakterler, olayların sürünümü… Bu beyne büyük bir çeşitlilik sağlıyor. Görüntünün dayatmasından kurtulan beyin, okuduğu her cümleyi kendi özgünlüğüyle yaşar, yaşatır. Hazsal, doyuma ulaştıran ve süreğen bir süreç.

Dinlendiriciliği, kafada uyandırdığı acabaları, yormanın aksine dirilten yönü, tarihsel süreçle bağ kurduran alışkanlığı kitabın genel geçer bilinenleriyken her bireyin okuma anında duyumsadıkları, düşündükleri ve ürettirdiklerini düşündüğümüzde işten karlı çıkacağız gibi görünüyor.

Yolculukta, evde, işte, uzanıkken, veyahut herhalikteyken yaptığımız okumaların bizi kurgunun içine çekip olmadık yerlere götürdüğünü düşünsenize: Trafiğe gömülen ve yaşamın bıktırdığı bir anda okuduğunuzun sizi alıp Eski Mısır’a, Roma’ya veya Kadim Kenan ülkesine götürdüğünü düşünsenize! Ya da yarına, öteye, beriye… Fersah fersah umuda…

İyi de bunu TV de yapıyor diyenlerin neler yitirdiklerini, yitiriyor olduklarını ve yitireceklerini hiçbir zaman anlamayacak olmaları üzücü.

Yorumlar (0)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@