Artık Hepimizin Bir Şubat Hikayesi Var

Artık Hepimizin Bir Şubat Hikayesi Var

Artık Hepimizin Bir Şubat Hikayesi Var

 Herkesin vardır bir öğretmen olma serüveni benim de öyle.İlk adım attığımda bu mesleğe 13 yaşındaydım .Anadolu öğretmen lisesini kazanmıştım .Her şey göze alınmıştı öğretmen çıkacaktım ya(!)… Tam 13 yaşındaydım bir yurt odasında yalnız kaldığımda.Annemle babamın “geleceğin için” diyen sesleri kulağımda yankılanıyordu.Ve tam 8 yıl sonra üniversiteden mezun olduğumda ilk kez 13 yaşında yalnız kalmanın verdiği zorlukları anlatırken kepimle sahnede annemle babam gözyaşlarına hakim olamıyordu.

İlk kez duyuyorlardı bunları.Ama mutlulardı öyle ya sona gelinmişti bitmişti artık gizliden bir gurur ve KPSS’ ye takılmış ümitleri vardı.Epeyce hazırlanmıştım emindi hepsi bu sınavı kazanacağıma ama o zamana kadar aklımıza gelmemişti insanların tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyerek öğretmen olacakları.Öyle ya onurlu bir meslekti öğretmenlik hırsızlık, çalmak bunlar da neyin nesiydi hepsini mezun olduğum yıl tek tek öğrendim.İnsanların onurlarını nasıl üç kuruşa sattıklarını, birilerinin de geleceklerini başkalarının üzerinden satın aldıklarını.Şaşırmazdım pek çevreden gördüklerime ama bu akıl alacak gibi değildi.Velhasıl-ı kelam çok şey öğretti bana 2010 Kpss yılı.(Yapılan haksızlıklar ise 2 yıl sonra bir başsavcının açıklamalarına konu olacaktı)



Bir ücretli öğretmenlik serüveni başlamıştı.Hatırlarım da öğretmenliğe başladığım ilk gündü  öğretmenlik hevesimin kursağımda kaldığı zaman.Bizim o yere göğe koyamadığımız “adalet” kavramı  çoktan başını alıp gitmişti  insanların gönüllerinden.Hepsini o yıl öğrendim birer birer.Niçin dışlandık toplumdan başkalarının hakkını yemediğimiz için mi?Bizim paramız yok muydu soruları satın almak için?Yoksa bize kimse söylemedi mi soruların satıldığını?2010 yılı yazında 5 bin liraya satılırken sorular  yoksa bizler mi bunları duymadık bir tek?Şairin dediği gibi güneşe göç vardı kalan bir tek biz miydik?Öyle ya bakan bile bizi güvercine benzetirken kim sayar insandan?Hepsinden önemlisi bu noktadan sonra kime söyleyecek bir çift lafımız kalır.


“Öğretmenler günü” geldiğinde mangalda kalmayan küller gibi savurdular hepimizi yılın 364 günü. Güzelim ülkemde neler işitecektik  diye beklerken arkadaşlarım günlerce  bir parkta 5 dakikalık randevu dilendi sayın başbakandan.Evde oturduğum anlarda başım yere düştü arkadaşlarımın tv kanallarında çıkan 30 saniyelik haberlerini gördüğümde.30 saniye mi olmalıydı yılların emeğini halka duyurmak daha duyarlı olamaz mıydık?Ey güzel ülkem sen çocuklarını bunca değersiz saydığın insanlara mı bıraktın?Yok biz eğmemeliydik başımızı yere  bizleri bu hale getirenlerin  başı yerde olmalıydı, bizleri her seçim döneminde oy pusulası olarak görenlerin başı yerde olmalıydı.Yine de biz ar saydık soğukta üşüyen kalem tutan elleri.

Şimdi bir okulda derse giriyorum ve bunları düşünmeden edemiyorum.Daha 13 yaşında öğretmen olmak için yalnız kaldığım yurt odasını çıkaramıyorum aklımdan.Aldığım paraya takılmıyorum da ücretli öğretmen olmayı,  adaletsizliği sindiremiyorum içime.

Hepinize bütün “Şubatçılar” diye adlandırılan  arkadaşlarıma ithafen yazıyorum. Bizler hiçbir şey kaybetmedik arkadaşlar hem de hiç…Bizler onurumuzdan taviz vermedik;kimsenin geleceğini satmadık, satın almadık.Kimseye adaletsizlik yapmadık.Adını bile bilmediğimiz insanların, asla hakkını helal et diyemeyeceğimiz insanların, hakkını yemedik.En önemlisi de hepimizin bir hikayesi var artık: Biz


“Şubatçılarız"
onurlu duruşu olan insanlarız.

   
 NERMİNYURTBAŞI

     (Bir Şubatçı)



özel haber 

  Artık Hepimizin Bir Şubat Hikayesi Var

 

 

 

 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
30 Yorum